Vücudumuz, sadece bacaklar, kollar gibi uzuvlardan oluşsaydı, hayata tahammül etmek kolay olurdu. Ne yazık ki, içimizde kalp adını verdiğimiz o küçük organı da barındırırız.
Kulağımızın dibinde vızıldayıp uykumuzu kaçıran sinekleri avlamak bildiğimiz bir şeydi fakat zihnimizi meşgul eden bir düşünceden ötürü uyuyamdığımızda, çoğumuz bu düşünceyi nasıl avlayacağını bilmiyordu.
Yapısal olarak Marksizim(diyordu bu ilkel iddia), Hıristiyanlığın yerine geçebilen daha az karmaşık bir öğeydi. Tanrı'nın yerine Marks'ı Şeytan'ın yerine burjuvaziyi, Cennet'in yerine sınıfsız bir toplumu, Kilise'nin yerine Parti'yi koyun: Olayın biçimi ve amacı hiç değişmezdi. Sonunda ödül verilen bir engelli yarış.
"İnsan kalabalığını sevmiyorum, işte o kadar! Ben kendi halinde bir yaşam sürmeli, ıssız yerlerde yaşamalıyım, ama yaşanacak doğru dürüst ıssız bir yer de bilmiyorum."