YouTube kitap kanalımda Japon edebiyatı ve Cuniçiro Tanizaki hakkında daha detaylı bilgi edinebilirsiniz: ytbe.one/QbT0zmxxnoM
Bir kedi, bir adam ve iki kadının ortasında kalsaydı ve bunun üzerine bir kitap yazılsaydı o kitabın adı ne olurdu? Cuniçiro Tanizaki bu soruyu bizim için Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın diye cevaplıyor.
İncelemeye başlamadan size bir soru sormak istiyorum: Aramızda hiç hayvan sahiplenen bir arkadaşımız var mı? Kedi, köpek, kuş, balık hiç fark etmiyor. Bugüne kadar hayvanlara karşı olan düşüncelerimizi hiç konuşmadık. İsterseniz bu incelemenin yorumlar kısmına onlarla ilgili düşüncelerinizi veya bir hayvanınız varsa/olmuşsa ona karşı hissettiklerinizi yazabilirsiniz.
Japon edebiyatı yolculuğumdaki duraklardan bir diğeri kendi adıma Tanizaki oldu. Eğer hem Japon kültürüne ait tipik ögeleri okumak hem de insanın hayvanlarla olan etkileşimini düşünmek isterseniz bu kitap sizin için başlangıç açısından doğru bir tercih olabilir. Hem hayatımda okuduğum en iyi önsöze de sahip kitap oldu kendisi.
Bugüne kadar hayvanlarla ilgili kitaplar hep dikkatimi çekmiştir. George Orwell'ın Hayvan Çiftliği, Franz Kafka'nın Bir Köpeğin Araştırmaları ve Edgar Allan Poe'nun Kuzgun kitabı bu konuda okuyup sevdiğim kitaplar arasındayken, Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın kitabı da hem içeriğiyle hem de Japon edebiyatının en iyi yazarlarından biri tarafından yazılmış olmasıyla uzun süredir radarıma girmiş olan bir kitaptı.
Eskiden yaşadığım bir mahalle vardı. O mahallede de bu kitaptaki Lili gibi pek çok kedi yaşardı, hâlâ da yaşıyor zaten. Kimseye zararı dokunmayan bu kedilerin üstüne atılan taşları, tekmeleri ve komşularımızın hayvanlara olan bakış açılarını gördükten sonra bu konuda daha fazla düşünmem gerektiğini fark ettim.
İnsan, sadece dünya denen ufacık gezegende bile milyonlarca canlı çeşidi arasında yaşıyor. Ama bütün bu canlılar
YouTube kitap kanalımda Japon edebiyatı ve Osamu Dazai hakkında daha detaylı bilgi edinebilirsiniz: ytbe.one/QbT0zmxxnoM
Dostoyevski, Tezer Özlü, Sadık Hidayet ve Charles Bukowski'nin genlerinden alınıp ortaya hibrit bir kitap çıkartılmak istenseydi o kitabın adı ne olurdu? Bence İnsanlığımı Yitirirken
Hayatımda ilk kez bir Japon edebiyatı kitabı için inceleme yazıyorum. Sizin de Uzakdoğu ve özellikle de Japon kültürüne merakınız var mı? O halde bu ülke edebiyatına başlangıç yapmak isteyenleriniz varsa öncelikle Japon Yapmış ve Kvaidan: Tuhaf Şeylere Dair Öyküler ve İncelemeler kitaplarını okumanızı tavsiye ederim. Sonrasında Mişima, Dazai, Tanizaki ve Soseki gibi yazarların kitaplarıyla devam edebilirsiniz.
Ben bu kitapta Fyodor Dostoyevski kitaplarında olduğu gibi delilik ve dahilik ikilemini, Tezer Özlü'de olduğu gibi çocukluk acılarını ve gitme kaygısını, Sadık Hidayet'te olduğu gibi varoluşsal boşluğun kötü alışkanlıklarla doldurulmaya çalışılmasını ve Charles Bukowski'de olduğu gibi de alabildiğine alkolizmi gördüm. Yani bu kitap bana birkaç yazarın tarzının birleşimi gibi geldi tam olarak.
Her zaman şöyle demişimdir: Kendi kendime sorular sormamı sağlayan bir kitap, nitelikli bir kitaptır. İşte Osamu Dazai'nin de bize sormak istediği sorulardan bazılarını çok net yakalayabiliyoruz bu kitapta: İnsan olmak nedir? Ne kadar insanız? Toplum içinde onaylanmak için hangi rollere giriyoruz? Neden yalnızız? Bu hayat yaşamaya değer mi?
Bu soruları sadece sormakla da kalmıyor Dazai, kitabın 68. sayfasında bir tanesini cevaplıyor hepimiz için:
"O ümitsiz memnun etme ihtiyacım baş gösterdiğinde, aniden garip, zayıf, aptalca süslemeler veya başka şeyler ekliyorum gerçeğe." [s. 68]
Kendi adıma konuşmam gerekirse, ben de Osamu Dazai gibi toplumun içinde o mecburi rollere girdiğim bazı anlar yaşıyorum. Benim de zayıf ve aptalca süslemeler eklediğim oluyor kendi
YouTube kitap kanalımda Japon edebiyatı ve Osamu Dazai hakkında daha detaylı bilgi edinebilirsiniz: ytbe.one/QbT0zmxxnoM
Dostoyevski, Tezer Özlü, Sadık Hidayet ve Charles Bukowski'nin genlerinden alınıp ortaya hibrit bir kitap çıkartılmak istenseydi o kitabın adı ne olurdu? Bence İnsanlığımı Yitirirken
Hayatımda ilk kez bir Japon edebiyatı kitabı için inceleme yazıyorum. Sizin de Uzakdoğu ve özellikle de Japon kültürüne merakınız var mı? O halde bu ülke edebiyatına başlangıç yapmak isteyenleriniz varsa öncelikle Japon Yapmış ve Kvaidan: Tuhaf Şeylere Dair Öyküler ve İncelemeler kitaplarını okumanızı tavsiye ederim. Sonrasında Mişima, Dazai, Tanizaki ve Soseki gibi yazarların kitaplarıyla devam edebilirsiniz.
Ben bu kitapta Fyodor Dostoyevski kitaplarında olduğu gibi delilik ve dahilik ikilemini, Tezer Özlü'de olduğu gibi çocukluk acılarını ve gitme kaygısını, Sadık Hidayet'te olduğu gibi varoluşsal boşluğun kötü alışkanlıklarla doldurulmaya çalışılmasını ve Charles Bukowski'de olduğu gibi de alabildiğine alkolizmi gördüm. Yani bu kitap bana birkaç yazarın tarzının birleşimi gibi geldi tam olarak.
Her zaman şöyle demişimdir: Kendi kendime sorular sormamı sağlayan bir kitap, nitelikli bir kitaptır. İşte Osamu Dazai'nin de bize sormak istediği sorulardan bazılarını çok net yakalayabiliyoruz bu kitapta: İnsan olmak nedir? Ne kadar insanız? Toplum içinde onaylanmak için hangi rollere giriyoruz? Neden yalnızız? Bu hayat yaşamaya değer mi?
Bu soruları sadece sormakla da kalmıyor Dazai, kitabın 68. sayfasında bir tanesini cevaplıyor hepimiz için:
"O ümitsiz memnun etme ihtiyacım baş gösterdiğinde, aniden garip, zayıf, aptalca süslemeler veya başka şeyler ekliyorum gerçeğe." [s. 68]
Kendi adıma konuşmam gerekirse, ben de Osamu Dazai gibi toplumun içinde o mecburi rollere girdiğim bazı anlar yaşıyorum. Benim de zayıf ve aptalca süslemeler eklediğim oluyor kendi