"Aile içindeki yalnızlıkların yankıları önce ruhuna yayılır. Kanser gibidir bu yalnızlık tedavisi olsa da telafisi yoktur. Yavaş yavaş tüketir insanı, sonrasında geçmiş geleceğinde düğüm olur, kursakta kalan can olur. Hadi kurtul kurtulabilirsen bu yalnızlıktan. Duyur bakalım sesini.
Kim bilir körleşirsen belki sağırlarla ağırlarsınız birbirinizi. "
"Çocuklar ölüyor üstat. İnsanlar ise her şeyi meşrulaştırıyor. Yoruldum... Bir serçenin cadde ortasında yağmura yakalandığı için uçup uçmamak arasında ki kararsız bekleyişi vardır ya, işte ölümü ya da yaşamı öyle beklediğimi hissediyorum..."
" Şüphesiz insanın yüreğinde daha anlaşılmaz, dehşet verici bir şey vardır. İştah demek yetersiz kalır. Kibir diye adlandırmak kifayetsiz, renk ve iştah sözcüklerini bir araya getirmekse kafi gelmez."
Hayat pamuk şeker renginde değilmiş anne.
"Çok zor meslekmiş insan olmak. Yaşayabilmek, boynuna geçirilen binlerce halatın düğümleri çözülür umuduyla....
Büyüdükçe küçülüyormuş etrafındakiler.
Büyüdükçe çirkinleşiyormuş insanlar, yalanlar yorgan oluyormuş ihanetlere.
Parçalanıyormuş güven dedikleri.
Hayat masal değilmiş anne.
Ve kırmızı başlıklı kız, kurtulmazmış gerçekte hiçbir kurdun elinden...."