Fama

Çocuk edebiyatı, mitoloji, masallar, öyküler, erkeklerin kibrinin ve ar­zularının yarattığı efsaneleri yansıtır. Küçük kız dünyayı ve kendisinin oradaki yazgısını, erkeklerin gözünden keşfedip anlamlandırır. Erkek üstünlüğü ezicidir: Perseus, Herkül, Davut, Akhilleus, Lancelot, du Guesclin, Bayard, Napoleon ... bir Jeanne d'Arc'a karşılık bir sürü erkek; üstelik onun ardında da melek Mikail vardır
Sayfa 31 - Simone de Beauvoir, İkinci Cins, cilt IIBirinci bölüm Çocukluk (Koç Üniversitesi Yayınları)
Hayata Dair
Reklam
Kadın erkeğin gereksiz bir tekrarı değil. doğayla erkeğin canlı birliğinin gerçekleştiği büyülü yerdir. Ortadan kaybolacak olsa erkekler yapayalnız kalır, buz kesmiş bir dünyada pasaportsuz yabancılar gibi. Kadın hayatın doruk noktasına taşınmış, duyarlı ve neşeli hale gelmiş toprağın kendisidir ve o olmayınca, toprak erkek için dilsiz ve ölüdür,"
Sayfa 176 - Michel Carrouges.
Hayata Dair
Üşüyor. Yaşanmış ve bitmiş sayısız hayata, ayıplanabilir bir merakla, yeniden yeniden yeniden bakıyor. Gözlerini dikip. Gözlerini kısıp. Uzaklarda yankılanan sesleri duymaya çalışıyor. Fotoğrafın çekildiği anda söylenen sözleri. Uzaktan seslenmeleri. O duru­şun ardından atılan adımları. Öncesindeki tedirginlikleri. Karnında tuhaf bir sancı. Suçluluk. Sararmış kağıtların üzerine zapt olmuş, öncesi ve sonrası belirsiz anlarla baş başa kalmak kor­kutucu. Zaman bu fotoğraflarda gömülmemiş bir ölü gibi. Ar­tık gömülmek ister gibi. Tedirgin. Bu fotoğraflar, bütün eski ve kimsesiz fotoğraflar, sanki ondan bir şey istiyorlar. Bir mezarı kazıp ölüyü dışarı çıkartmasını, dudaklarını çürümüş bedenler­deki dudaklara dayayıp içlerine yeniden hayat üflemesini. . . bir ölüyü öpmesini . . . istiyorlar sanki. Talepkar. Talepkarlar
Sayfa 20 - YAPI KREDİ YAYINLARI
Edebiyat
Puan vermedi·240 syf.·
2025 56. kitabı
Bazı kitaplar vardır, okurken tam olarak anlamasanız bile sizi içine çeker... "Gece" de benim için tam olarak öyle bir kitap oldu. Dürüst olayım, başta biraz zorlandım. Çünkü klasik bir roman değil, karakterler net değil, olaylar belirgin değil. Anlatıcı bazen bir karakter gibi konuşuyor, bazen yazmakta olan bir yazar gibi düşünüyor. Ama bir noktadan sonra o belirsizlik rahatsız edici olmaktan çıktı, beni içine çekti. Sanki karanlık ama etkileyici bir dünyanın içindeydim... Kitap bana şunu düşündürdü: Karanlık sadece gece midir, yoksa gündüz gözüyle de hissedilir mi? Bilge Karasu'nun anlattığı bu karanlık, görünmeyen baskıların ve sessiz çığlıkların hikayesi. Her şey biraz üstü kapalı; sanki birileri hep izliyormuş gibi. "Gece işçileri" dediği figürler, insanları sessizce susturan ve yok eden bir gücü simgeliyor. Tüm bu boğucu karanlık, anlattığı dönemin baskılarını sessiz ama derinden hissettiriyor, sanki görünmez gözler hep izliyormuş gibi... Karasu'nun bu katmanlı anlatımı ve belirsizlik duygusu bana biraz ; Borges’in Alef'indeki labirentvari kurguyu hatırlattı. Ama aralarda bir fark var: Borges hayal gücünü bir oyun gibi kurarken, Karasu ise bu metafiziği politik bir karanlıkta buluşturuyor. "Gece" bir solukta okunacak bir kitap değil. Olaylardan çok satır aralarındaki duygularla farklı bir deneyim sunuyor. Çünkü bu roman, bir ruh halini, bir korkuyu, bir sessizliği anlatıyor. Çoğu kişi kitabı zor ya da anlaşılmaz bulmuş olabilir, ama bu tamamen benim kişisel okuma deneyimim. Aslında romanı merak etme sebebim de herkesin kitabı kendi tarzında hissetmesi oldu. Keyifli okumalar dilerim.
Edebiyat & Roman
GeceBilge Karasu · Metis Yayınları · 20202,846 okunma