Biz insanlar bir şeyi sevdik mi severiz. Mantığın bunda yeri yoktur. Hatta mantıksız sevgi pek çok açıdan gerçek sevgidir. Sevmek için bir sebep oldu mu herkes sevebilir. Böyle bir şey cebinize bir peni koymak kadar kolaydır. Ama bir sebep olmadan sevmek... Kusurları bilip onları da sevmek... İşte bu naif, saf ve mükemmel bir şeydir.
"Her şeyi unutsan bile şunu sakın unutma, oğlum: Şair, şarkı söyleyemeyen bir müzisyendir. Sözcükler dinleyicinin yüreğine dokunmadan önce aklına uğramalıdır ve bazı kimselerin aklı çok küçük birer hedeftir. Fakat dinleyici ne kadar küçük ya da inatçı bir akla sahip olursa olsun, müzik ne yapar eder onun yüreğine dokunur."
"Üniversite' nin altında en çok istediğim şeyi buldum. Ama hiç beklediğim gibi çıkmadı." Tarihçi' ye kalemini almasını işaret etti. "Zaten gönlünde yatana kavuştuğun zaman hep öyle olmaz mı?"
The Housemaid is WatchingFreida McFadden
Housemaid 1 ve 2.kitabı olayları az çok tahmin ederek okusam da çok sevmiştim. Özellikle de Millie karakteri her şeyden şüpheci yaklaşımı, cesareti ve ilginç tercihleri ile okuması çok keyifli bir karakterdi. Lakin... Bu kitapta değildi. İlk iki kitaptakinden daha yaşlı ve durgunlaşmış Millie' yi okuduk bu kitapta. Şahsen beni tahmin etmedi. Millie her zaman şüpheci olmuştu ama bu şüpheleri onu bir aksiyona iterdi. Bu kitapta sadece paranoyaları ve artan tansiyonu ile olaylarda hiçbir etkisi olmayan bir seyirciydi sadece. Eğer kitabın adı Housemaid değil de başka bir şey olsaydı ve ana karakter Millie olmasaydı daha çok sevebilirdim. Ayrıca Housemaid ismi bu kitapta ana nokta da değildi. Sonuçları da... Benim için tam olarak tatmin edici olmadı. Belki de 2.kitap ile veda etmeliydik, 3.kitap okuması keyifli olsa da benim için olmasa da olur diyeceğim bir kitap oldu.