Kitapta küçük bir kızın yazar olan karşı komşusuna olan aşkını ve aşık olduğu günden itibaren hayatını nasıl mahvettiği yazdığı mektuplar üzerinden anlatılıyor. Aşkı uğruna onurundan, gururundan kısacası herseyden vazgeçen bir kadının öyküsü ve dünyadan bir haber olan adam. Okurken hep karşılıksız bir aşk olduğunu bile bile bu kadarını yapabilir mi bir insan dedim. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Gayet akıcı sıkmayan bir uslüp... Tavsiyemdir.
Zülfü Livanelinin kaleminden sekiz ayrı hayat ve hikayelerinin bir araya gelip derlenmesiyle ortaya çıkan bu kitap gayet akıcı ve hızla ilerlenilen tarzda(her zaman ki gibi).
Kısa öykülerden oluşan kitapta daha çok gurbetçiler ve onların yaşadığı travmatik olaylar anlatılmış ayrıca insanların iç hesaplaşmaları da çok güzel işlenmiş.
Özellikle en çok ilk hikayeyi beğendim hikaye de küçük bir çocuğun hiç bilmediği bir yerde yaşamak ve oranın diliyle konuşmak zorunda kalması anlatılıyor. Okulda o kadar çok zorluk çekiyor ki bana mesleğimin ilk yılında çalıştığım yeri hatırlattı, orada da çocuklar türkçe bilmiyordu ve biz bir şekilde ders işliyorduk. Çocukların ne kadar zorlandıklarını biliyordum ama bu hikaye içimi daha çok acıttı.
Ama söylemek gerekirse diğer hikayelerden bu kadar etkilenmedim ve açıkcası bitsin bir an önce diye okudum. Eğer hiç Livaneli okumadıysanız ilk kitabınız bu olmasın, diğer romanlarını okuyup bunu da araya sıkıştırın derim.