Heisenberg

Heisenberg
@MustafaAkann
Gençdüşünür
İlahiyatçı
Üniversite
Eskişehir
1 Eylül
4 okur puanı
Mart 2023 tarihinde katıldı
Öğrencilerde en vahim hastalık türü, her genç insanın davranışlarında kendini gösteren cansızlıktır: "ruhsuzluk". Fazladan bir kaç saat uyur; uyuşuk, gevşek ve miskin bir halde kalkar; esneyerek ağır ağır elini yüzünü yıkar ve bunlarla çok vakit kaybeder. Kendini "keyifsiz" hisseder, canı hiç bir iş yapmak istemez. Her şeyi "şevksiz, sıkılarak, yayarak" yapar. Tembelliği yüzüne bile yansır: Suratından isteksizlik okunur; ruh hali belirsizdir, aynı zamanda hem laçka hem de kaygılı görünür. Hareketlerinde ne canlılık ne kesinlik vardır. Kaybolup giden sabahın ardından öğle yemeğine çıkar, kafeye gider, gazeteleri ilanlara varana dek okur, çünkü bu onu çaba istemeksizin oyalar. Öğleden sonra biraz dinçleşir, fakat bu dinçliği çene çalmayla, kısır tartışmalarla ve özellikle insanları çekiştirmekle (çünkü tüm tembellerle aynı zamanda kıskançtır) harcar: Siyasetçiler, edebiyatçılar, hocalar, hepsi eleştirilerinde payını alır. Bu bahtsız kişi akşamları yatağına bir önceki günden biraz daha sıkkın girer, zira çalışmaya yansıttığı bu cansızlığı çoğu zaman eğlenceye de taşır: Hiçbir sevinç kolay elde edilmez çünkü mutluluk da biraz çaba gerektirir. Okunacak bir kitap, görülecek bir müze, ormanda bir yürüyüş, bunlar inisiyatif gerektiren keyifler, etkin hazlardır. Diğer yandan, bir tek etkin hazlar mühim olduğundan ve süresiz, istenildiği kadar yenilenebildiğinden, tembel kişi kendini olabilecek en boş hayata hapseder. Tembeller, zevklerin parmaklarının arasından kayıp gitmesine izin verirler. Aziz Hieronymus hoş bir şekilde onları, gravürlerde görünen, kılıçların hiç saplamaksızın havada tutan askerlere benzetir.
Sayfa 26
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Paranormal hayatlar..
Hayata farkli açidan bakabilmekle ilgili söyle bir hikaye anltılır.. "Bir gün New York'ta bir grup is arkadaşı yemek molasinda disariya çıkar. Gruptan biri Kizilderili dir. Yolda yürürken insan Kalabaligi, siren sesleri, yoldaki is makineleri-nin çikardigi gürültü ve korna sesleri arasinda ilerlerken,Kizilderili, kulagina circir böcegi sesinin geldigini söyleyerek o böcegi aramaya baslar. Arkadaslar bu kadar gürültünün ara- sinda bu sesi duyamayacagini, kendisinin öyle zannettigini soyleyip yollarina devam ederler. Ama içlerinden bir tanesi inanmasa da, Kizilderili yi yalniz birakmamak için onunla ara- maya devam eder. Kizilderili, yolun kargi tarafina dogru yürür, arkadast da onu takip eder. Binalarin arasindaki bir tutam yesilligin arasindan geçerken bir circir böcegi bulurlar. Arkadagi, Kizilderili ye: 'Senin insanüstü güçlerin var. Bu sesi nasil duydun?' diye sorar. Kizilderili ise, bu sesi duymak için olagandist güglere sahip olmaya lüzum olmadigini söyleyerek, arkadasindan kendisini takip etmesini ister.Kaldirima çkarlar ve Kizilderili cebinden gikardig bozuk parayi kaldirim da yuvarlar. Birçok insan, bozuk para sesini duyunca sesin geldiği tarafa bakarak, onun ceplerinden düsüp düsmedigini kontrol eder. Kizilderili arkadagina dönerek: 'Mühim olan, nelere kiymet verdigin ve neleri önemsedigindir. Her seyi ona göre duyar, görür ve hissedersin.' der.
Sayfa 75
Alıntı
Kays’a göre güneş, Leylâ’yı daha rahat görebilmesi için doğuyor, ay Leylâ’dan ayrıldığı için sararıp soluyordu .
Sayfa 68
Edebiyat
“Bir güzele , güzelliğini hatırlatmak isterdim. Aynalardan evvel .”
Edebiyat
“İki insanın birbiriyle karşılaşması kadere, tanıştıktan sonra yan yana kalmaları ise onların gayretine bağlıdır.”
Edebiyat