Belli bir dönemi konu alan eserlerde bir kaç handikap vardır, bunlardan ilk akla gelenler, yazarın taraflı olması, dönem koşullarında eksik/yanlış bilgiye sahip bulunmasıdır. Bu bağlamda "Doğu Ülkeleri Tarihi'nin Altın Çağı" da Altay Tayfun Özcan'ın değerli notlandırmaları sayesinde anlaşılır ve okurun sık sık dış kaynaklara başvurmasına ihtiyaç duymadan ilerleyebileceği bir eser olmuş.
Altay Hoca, twitter hesabından eserinin yakında Kronik Kitap etiketi altında, gözden geçirilmiş tercüme ve notları ile yeniden okuru ile buluşacağını müjdesini verdi. Papa V. Clement'in emri ile Kudüs ve çevresinin nasıl ele geçirileceğine dair Hayton'un fikirlerini içeren kitabı diğerlerinden ayıran en önemli husus Haçlı seferini sadece askeri bir harekat olarak ele almaması, konuyu coğrafi ve tarihi bir perspektife dayandırması. Geniş bir çerçeveden sadece dönem hükümdarlıklarının ilişkilerine değil, yaşayışa dair de bilgiler içermesi.
Dil akıcı, anlatım sıkıcı değil. Özellikle dipnotlarda okurla paylaşılan veriler ufuk açıcı bu bağlamda Haçlı seferleri, Memluk-Moğol ilişkileri ve dönem yaşayışı ilginizi çekiyorsa bu kitap okuma listenizde olmalı...
Çoğu kişi diziye göre kitabı değerlendiriyor olsa da ben sosyalmedyada bol bol dolaşan kısa videolara bulaşmadan - diziyi izlemedim- kitabı değerlendireceğim:
Eserin sadeleştirilmiş metnini okuduğum için akıcı olduğunu söylenebilir, sözlük almaya gerek duymaksızın bir nefeste bitirdim. Hikayeyi bilmeyen kalmadı diye düşündüğümden eserin başka yönlerine değinmeye çalışacağım:
Okumayı bitirdiğimde Halit Ziya, bu eseri yazarken birşeyler ya da birilerinden etkilendi mi diye düşündüm. Yaptığım araştırmada olay kurgu olsa da karakterlerin çevredeki insanlar ve dönem yaşayışı göz önüne alınarak oluşturulduğunu öğrendim. Bu bağlamda Melih Bey Takımı gibi ailelerin o dönemde var olduğunu görmek döneme ve yaşayışa dair bilgi edinmek isteyenler için okunması gerekli kaynaklardan biri diyebilirim. O dönem her ne kadar "batı özentisi" hayatlar yaşansa da özdeki geleneksel yaşayış tarzı kendini hissettirmiş.
Karakterlerden Firdevs hanım'ı çok itici buldum, çocuklarını olması gerektiği gibi(!) yetiştirseydi çok farklı şeyler okuyabilirdik diye düşünüyorum. Üzüldüğüm tek karakter ise Beşir oldu...
Keşke devamı yazılsaydı ve Adnan Bey ile Nihal'in yaşamında sonraki süreçleri öğrenme imkanı olsaydı...