Nilgün

Gün gelir… Hırsızlar zengin… Metresler eş… Serseriler adam olur… Odundan kapı, taştan saray olur… Gün gelir… Kezbanlar destan… Onları destan yapanlar mestan olur… Gün gelir… Çivisi çıkar dünyanın… Konuşamayanlar hatip… Şifa veremeyenler tabip… Yazamayanlar kâtip olur… Ama yine öyle bir gün gelir ki… İşler ters döner. Aldatan, bir gün sadakat için… Çalan, bir gün adalet için… Döven, bir gün şefkat için yalvarır… ‘Piyon’ deyip geçme, gün gelir şâh olur…. Şâha da fazla güvenme… Gün gelir mat olur. İnsan yaratıcısına bile nankör iken sana vefalı mı olur? Oluruna bırak her şeyi bak neler neler olur… Ömer HayyamÖmer Hayyam
Nilgün
İşlerin tersine döndüğü günlere🥂
Reklam
..bilge kişi kendi başına düşünme etkinliğinde bulunabilir ve o ne kadar bilgeyse, bunu o kadar iyi yapabilir. Kuşkusuz birlikte etkinlikte bulunacağı kimselere sahip olmak daha iyidir, fakat o yine de kendine en yeter kişidir.
Felsefe
Nilgün
Keza mutluluğun serbestliğe dayandığına inanılır; çünkü nasıl ki savaşın hedefi barış ise, bütün işlerimizin amacı da serbestiliktir...
Bütün bunları gören özne aslında kim?
..uykunun bir uyanış ve düşlerin de gerçeğin ta kendisi olduğu fikri kafasını meşgul etmeye başlamıştı. Az önce uyanıp gözlerini gerçek dünyaya açarak yatağında gerinmeye başladığında belki de bir uykuya dalmıştı. Eğer bu doğruysa, şimdi gördüğü her şey bir düştü. Gördükleri ister gerçek ister düş olsun, bundan gerçeği ya da düşü gören bir öznenin varlığı çıkıyordu. Şu durumda bütün bunları gören bir kişi olarak o, vardı “Rendekâr’ın dediği gibi -ben varım” diyordu, “Peki ama ben kimim?”
Nilgün
Siz dua edin :) gerçek ya da düş var-sınız :) Bu arada sözü geçmişken okuyan olursa dipnot düşeyim: Rendekâr : René Descartes'ın (Dekart) Osmanlıca/Arap alfabesiyle yazılışının ("rn dkart") Türkçe okunuşundan türetilmiştir
“En basit konularda bile asla anlaşılamayacak veya konuşulamayacak insanlar olduğu gibi, tümüyle farklı fikirde olsanız bile onunla birlikte iken, böyle kuşkulu bir temele dayanmasının çok gizemli kıldığı, en soyut konuları bile derinlemesine ve son derecede anlayabileceğiniz insanlar vardır” (Deleuze, 1991).
Sayfa 121·Kitabı okudu
Felsefe
Nilgün
Aynısı cazibe için de, ancak tersinden geçerlidir; bir algı meselesi olarak cazibenin silinmez etkisi, bize uyan, bir şeyler öğreten, açan, uyandıran, göstergeler yayan birisi algılandığında ve bu göstergelerin yayılımına duyarlı hale geldiğimizde, bunları ya kabul eder ya da etmeyiz, ama daima kendimizi açık tutarız. Bu nedenle, sonrasında kesinlikle önemsiz şeyler söylese de onunla zaman geçirebiliriz (Deleuze, 1981).
Doyum, diye düşündü Shevek, zamanın bir işlevidir. Zevk arayışı döngüseldir, yinelenir, zaman dışıdır. İzleyicinin, heyecan arayanın, rastgele ilişkide bulunanın çeşitlilik arayışı hep aynı yerde son bulur. Bir sonu vardır. Sona erer ve yeniden başlamak zorunda kalır. Bir yolculuk ve dönüş değildir, kapalı bir çevrimdir, kilitli bir odadır, bir hapishanedir.
Alıntı
Nilgün
Kilitli odanın dışında zamanın manzarası vardır; şansın ve cesaretin yardımıyla ruh, bu manzara içinde sadakatın kırılgan, geçici, umulmayan yollarını ve kentlerini kurabilir: insanların mekful tutabileceği bir manzaradır bu. Bir eylem ancak geçmişin ve geleceğin manzarasında gerçekleştirildiği zaman insan eylemi olur. Geçmiş ve geleceğin sürekliliğini öneren, zamanı bir bütün haline getiren bağlılık, insan gücünün köküdür, onsuz yapılacak hiçbir şey iyi olamaz.