“Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku… Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz. İnsan muhitin bayağı, manasız, soğuk tesirlerinden kurtulmak istediği zaman yalnız okumak fayda verir. Bana en felaketli günlerimde kitaplarım arkadaş oldu fakat bu yetmiyor. Şiirlerimde de gördün ki, kitaplara rağmen çok ıstırap çektim çünkü candan bir insanım yoktu. Sen benim yarım kalan tarafımı ikmâl edeceksin.”
"Bu şekilde derin doğasını mı açığa vuruyordu? Ne olursa olsun, sohbeti olacakların en karamsarıydı. O sohbette ahlaki karışıklıktan, gelecek kaygısından ve ilan edilmiş felaketten başka bir şey olmazdı."
Dostum, ben göründüğüm gibi değilim. Görünüş sadece giydiğim bir esvaptan ibaret -incelikle dokunmuş, beni senin sorgulamalarından ve seni ise benim kayıtsızlığımdan koruyan bir esvap. İçimdeki "ben" dostum, sükûnetin evinde yaşar ve daima orada olduğu gibi kalacaktır, kavranmamış ve erişilemez.