Ömer Faruk Kaya

10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2017 36. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2017 22:40
Konuyu nereye bildireceğimi bilemediğim için şimdilik buraya yazıyorum. Bu kitap yalnız İbn Tufeyl’in değil ondan yüzyıl kadar öncesinden İbn Sina’nın Hay bin Yakzan’ını da içeriyor. Hatta ikisi sürekli karıştırılıyor, kütüphanelerimizde mevcut olduğu halde, yazarları ve eserleri içi içe sokulup ciddi hatalar yapılıyor diye yazılmış bu kitap. 873 yılında Yunancadan çevrilmiş bir alegorik öykü ile tanışmış İbn Sina Hay bin Yakzan ile İslâm dünyasında ilk alegorik öykü geleneğini başlatıyor. Daha sonra İbn Tufeyl bundan etkilendiğini belirterek kendi Hay bin Yakzan’ını yazıyor ve o bir çok dile çevrilerek dünya çapında bir eser oluyor. Ama maalesef biz çok geç tanışıyoruz. Dileğim, sitede mevcut kitap ismi ve açıklamasının düzeltilmesidir. Saygılarımla. Kitapla ilgili yorumuma gelince: Öncelikle İbn Sina ve İbn Tufeyl’in anlatılarının isimleri dışında hiçbir benzerliği olmadığını söylemeliyim. İbn Sina’nın eseri tümüyle simgesel bir dille yazılmış, eğer dipnotlardaki notlar olmasa asla amacı anlaşılamayacak bir tarzda. İbn Tufeyl ‘in eseri ise yüzyıllar içinde bir çok dile çevrilip en son bizim anlayışımıza yakın bir sadeleştirmeyle sunulmuş gayet somut bir hikaye. Bununla birlikte hiç de basit değil; sürükleyici, etkileyici bir o kadar da zor. Belirtmem gereken bir konu da bir miktar tasavvuf bilgisine veya en azından terminolojisine aşinalık istemesi. Son olarak eserin son sözünden bir paragrafı buraya ekliyorum ki daha iyi fikir versin. İyi okumalar. “Bu kitapta Hay bin Yakzan, Absal ve Salaman’ın öyküleri çevresinde hiçbir kitapta bulunmayan, olağan konuşmalarda duyulamayacak ve ehli dışındakilerden gizli tutulan bilgileri içeren önemli konulara ilişkin açıklamalar yaptım...”
Felsefe
Hay Bin Yakzanİbn Tufeyl · Palto Yayınevi · 20142,213 okunma
Ömer Faruk Kaya
Eksik kitap\yazar bildir, kısmından bunu ve gördüğüz benzeri başka eksiklikleri bildirebilirsiniz. Mobil programda eskiden bu seçenek yoktu, şu anda bilmiyorum. Tarayıcıdan veya Pc'den rahatça erişebilirsiniz.
Reklam
Amelinizde rıza-yı İlahî olmalı. Eğer o razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer o kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok.
Din
Ömer Faruk Kaya
Bildiğim kadarıyla bu ifadeler Asa-yı Musa'da değil, Lem'alar'da İhlas Risalesinde geçiyor.
1/10
·116 syf.··
2017 120. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2017 05:34
Başlangıçta hidayet'in hakkını teslim edelim. Belli tarzı ve kalemi olan bir yazar. Ancak sahip olduğu uluslararası ünü ve ülkemizdeki hızlı yükselişini hak ediyor mu? Kesinlikle hayır! Kendisi için doğunun Kafka'sı deniyor. Ne kadar da doğru. Hayır, anlatım kabiliyeti ve sair edebî doygunluktan bahsetmiyorum. Edebiyatın siyasetle temas ettiği bir yer var: Nasıl ki mahir bir yazar olan Kafka, Yahudi olduğu için özellikle bazı çevrelerin etkisiyle dünya kamuoyunda hak ettiğinin de ötesinde yer almış, bu Sadık Hidayet de aynen öyle doğu toplumları ve kültürlerini karalamak için abartılmış bir yazar. Alttan alta karalamaları kitabın her köşesine sinmiş. Tekniğe gelirsek; temel düzeyde iyi olmakla beraber, intihar ve ölüm düşüncesine saplantı çoğu yerde hikayelerin akışını mahvediyor. Ölüme dair etkili anlatımıyla içimi kararttığından falan değil. Hikayede oldukça rahatsız edici kırılmalar yaşandığından...
Üç Damla KanSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20231,682 okunma
Ömer Faruk Kaya
Hassasiyetinizi tebrik ederim, zira nasıl da yazarlarımızı can siperane savunuyorsunuz. Şu noktanın altını çizmek gerekiyor: incelemede "ya şu Kafka varya, çok boş adam, sırf Yahudi olduğu için çok okunuyor" denmiyor. Söylenen şu, "mahir bir yazar olan Kafka..." Yani Kafka iyi bir yazarsa da ve takdire şayan nitelikleri varsa da bir Dosteyevski, Tolstoy, Balzac'ın ismi geçtiği yerde veya bir Shakespeare'in olduğu yerde büyük değildir. Mesele Kafka'nın kalemi değil, pozisyonu... Yani bu saydığım yazarlar arasında anılması. Ve şunu zaten bilmeliyiz ki bu zaten benim görüşüm​ ve bu ne yazarlara bir karalama içerir ve ne de onların edebiyatlarını düşürür. Zaten biz yazarların kendilerini böylece servis ettiklerini söylemiyoruz ki bu noktadan heyecanla alım. Sadece işin arka planına bakıyoruz. Sadık Hidayet'e gelince, şu anda sizin için o noktaları çıkarıp önünüze seremem. Üç Damla Kan'ı yeni okudum ve bir daha da okumam. Başka kitabını okuyacak olursam, belki... Ama gelelim şuraya kimsenin kimsenin edebiyat anlayışını değerlendirmek işi değil. Zaten bu anlayışlara göre fikirler ve yorumlar çeşitleniyor. Platon ve Aristo'dan beri devam eden durum bu... Katılırsınız katılmazsınız...
Reklam