Onur

Onur
@Okurbey_
04, 1 Şubat
2650 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
Sustuklarımız çiçeklere emanet..
Puan vermedi·72 syf.··
2026 7. kitabı
Merhaba okur dostlar, Adnan Yücel'in okumuş olduğum 7’nci kitabı Acıya Kurşun İşlemez oldu. Şairin diğer kitaplarına göre daha mı farklı, yoksa benim hayatımdaki zamanlaması mı farklı denk geldi bilemedim doğrusu ama bu kitap biraz farklı vurdu.. Kitapta öyle dizeler var ki, insanı kendi içindeki karanlık dünyasına hapsediyor. Söyler misin? Zindanda çiçekler nasıl yetişir. (s.24) Okurken düşündüm o kadar çıkmazda, o kadar yorgun hissettiğin bir anda, etrafındaki her şey üzerine üzerine gelirken insan nasıl olur da yine de güzellik arar, nasıl çiçek yetiştirir?.. Adnan Yücel bu soruyu sorarken aslında cevabını da veriyor o çiçekler zaten o zindanın içindeki inatla dirençle yeşeriyor... Anlatsam şimdi Bir daha dinleyebilir misin? (s.65) Sanki birine içini dökeceksin ama taşıyabilir mi diye korkup susuyorsun ya, işte tam o an... Adnan Yücel kelimeleri birer yük gibi değil de, birbirine tutunulacak birer dal gibi kullanmış burada. Kitap bittiğinde hissettiğim şey, birinin hayatına misafir olmak gibiydi. Süslü cümleler yok, olduğu gibi anlatmış her şeyi.. Kendi payıma aldıklarım bana yeter! Şiir dediğin de zaten bu değil mi?.. Başkasının acısında kendi yaramızı merhemlemek. Okuyun okutun ama en çok da kendi payınıza düşeni alın.
Şiir
Acıya Kurşun İşlemezAdnan Yücel · Yurt Kitap Yayın · 20121,255 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sizce görmek bir lütuf mu yoksa ağır bir lanet mi?!
Puan vermedi·336 syf.··
2026 6. kitabı
Merhabaa okur dostlarım yine geldim! (: Valla bu sefer pek de hayırlı gelmedim başıma iş aldım resmen. Evdeki ufak kütüphanenin önünde dikilmiş bugün acaba ne okusam?! diye öyle boş boş dolanırken telefon titredi. Bir baktım 1000Kitap'tan Leylaa arkadaşımdan bir bildirim Körlük kitabını muhakkak okumalısın Onur!..Ya Leyla her seferinde tam damardan girmeyi nasıl başarıyorsun anlamıyorum?! (: Leyla diyorsa vardır bir bildiği dedim aldım kitabı elime ama keşke almasaydım dedirtti bir noktadan sonra buradan bu sarsıcı önerisi ve okumama vesile olduğu için kendisine çok teşekkür ederim ama uykularımı da biraz kaçırdığını eklemeden geçmeyeyim!.. (: Saramago 1998’de Nobel’i aldığında öyle bir cümle kurmuş ki insanın tüylerini diken diken ediyor; Mars’a gitmek yanı başındaki komşuya gitmekten daha kolay görünüyor. Aslında daha o gün söylemiş; bizler sonradan körleşmiyoruz dostlarım biz zaten körüz!! Sadece bakabilen ama bir türlü göremeyen, yanındakini umursamayan kör insanlarız. Bakabiliyorsan gör, görebiliyorsan fark et.. (s.7) Aslında bütün mevzu bu cümlede kopuyor. Bu kitapta sadece bir kurgu yok iktidarların ve yönetimlerin insanı nasıl değersizleştirdiğine karşı o büyük sistem eleştirisi var. Hani post / apokaliptik denince akla hemen nükleer savaşlar veya zombiler gelir ya; Körlük bizi o klişelerin çok ötesine, en gerçekçi çaresizliğin tam ortasına bırakıveriyor. Salgının ilk anından itibaren o kaosun nasıl ilmek ilmek işlendiğini okurken kendinizi o tanıdık ama bir o kadar da yabancı ülkenin içinde buluyorsunuz. Yazarın Mağara kitabını okuduğumda modern dünyanın bizi nasıl tüketim körü yaptığını görüp sarsılmıştım. Orada bizi ışıltılı dünyayla kör eden sistem, burada yani Körlük’te bembeyaz bir boşluğun içine atıp çırılçıplak bırakıyor.
Edebiyat
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,8bin okunma
Sinsice Değil, Kapıyı Çarparak Gidenlerin Şerefine!..
Puan vermedi·158 syf.··
2026 3. kitabı
Selammm arkadaşlar!.. Günün bütün o kafa şişiren yorgunluğunu şu satırları yazarak dağıtayım diyorum. (; Buraya kadar gelip sıkılmadan okuyan gerçek okur dostlara selam olsunn diğerleri zaten çoktannn kaydır geç yapmıştırr, canları sağ olsun ne diyelim. (; Yaşar Kemal’in Teneke’sini baş ucuna bıraktım ama dertleşecek birilerini ararken kendimi burada buldum. İncecik bir şey aslında şöyle bir bakıp çıkarım diyorsun ama usta bırakmıyor yakandan tuttuğu gibi seni o Çukurova’nın tozuna toprağına fırlatıyor resmen.. :) Okudukça Vaay bee diyorsun, yıllar geçmiş ama şu kasaba kurnazlıkları, şu bitmek bilmeyen koltuk sevdaları zerre değişmemişş. Usta bugünleri o günden görmüş, her şeyi nakış gibi birer birer işlemiş. ​ "Düşenin dostu olmaz.." (s.56) Sadece bir kitap cümlesi değil bu haysiyetin, o bir başına kalışın, dik durmaya çalışan adamın sırtındaki o yalnızlığın özeti.. Tıpkı Sabahattin Ali’nin o mağrur karakterleri ya da Orhan Kemal'in ekmek peşinde yorulan insanları gibi. Hepsi aynı yerden yaralı aslında, hepsi aynı yerden sessiz.. ​Hikayenin içinde gezinirken fonda istemsizce Ahmet Kaya’nın o sesi yankılanıyor zihnimde Giderim.. Hani diyor ya üstad; "Sinsice olmaz gidişim, kapıyı çarpar giderim.!" İşte o gencecik idealist kaymakamın Çukurova’nın bataklık ağalarına karşı verdiği mücadelenin özeti tam olarak bu. Bir yanda (koltuğuna parasına) tapanlar, diğer yanda tek başına koca bir sisteme kafa tutan o saf çocuk. Ve sonunda o kulak tırmalayan teneke sesleri!.. ​Aslında o sesler sadece bir adamın gidişine yükselmiyor. Kemal Sunal’ın o efsane Deli Deli Küpeli filmindeki isyanını getirin gözünüzün önüne; **Halkı kazıklamak diye özgürlük hangi kitapta var? Bu ülkede kanun var namuslu adamlar korunsun diye kanun var! Kanun namussuzu koruyacaksa o kanunu
Edebiyat
TenekeYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 201712,3bin okunma
Puan vermedi·185 syf.··
2026 2. kitabı
Bunca zaman sonra yine oturdum bir şeyler karalamaya, aslında hiç niyetim yoktu. Ama Ahmet Telli adamı resmen dilsiz bırakmıyor. Kalbim Unut Bu Şiiri diyor da, öyle demekle olmuyor o işler. Okumayı az önce bitirdim, içimde ki o düğüm bir türlü çözülmedi.. Öylece kalakaldım bir darbe alırsın da bir süre boş boş etrafına bakarsın, tam olarak o haldeyim. (: İnsan bazen iki satırın altında öyle bir eziliyor ki, ne tarafa döneceğini ne diyeceğini şaşırıyor.. Kelimeler bitti ama ama sızı hâlâ taze.. Ahmet Telli'nin kalemi ağır en düz haliyle gelip tam göğsünün ortasına çöküyor.. Şiir okumak değil bu, bir darbe alıp nefesinin kesilmesi gibi. Bak ne diyor bir yerde; "İnsan yorulur bazen, insan olmaktan." (s.20) Okuyunca bir yutkundum (: şimdi her yer ışıl ışıl, caddeler insan kaynıyor ama ruhumuzun içindeki o ıssız sokakta bazen sadece tek başımıza kalıp dinlenmek istiyoruz.. Ahmet Telli yalnızlığı öyle güzel, ve naif koymuş ki önümüze, insan insan ister istemez bir tek ben öyle hissetmiyorum diyor. Sayfa 43'te karşıma çıkan şu dize tam o an ki ruh halimi yakaladı sanki.. Unutulmaya geldim işte, onarılmaya değil. Aslında bu kitap insanı öyle boş yere karamsarlığa filan sürüklemiyor tam tersine, içimizde bir yerlerde duran adını koyamadığımız o hislere tercüman oluyor. (: Her şeyin çok hızlı tüketildiği, herkesin çok biliyormuşşş gibi yaptığı şu kalabalık dünyada daralan varsa, açsın Ahmet Telli'nin şiirlerine bir baksın. (; Öyle süslü püslü laflara anlatacak değilim.. Okurken sadece helal olsun be!.. Tam da benim söyleyemediğim şeyi söylemiş diyorsunuz. Sanki en yakın dostunuzla oturmuşsunuz, saatlerce hiç konuşmadan dertleşmişsinizde kalkarken üzerinizden bir yük kalkmış gibi bir ferahlık kalıyor geriye.. İnsanın hala bir kalbi olduğunu, taşlaşmadığını, hala bir yerlerde bir
Edebiyat
Kalbim Unut Bu ŞiiriAhmet Telli · Everest Yayınları · 20194,299 okunma
Bêhna Welat...
Puan vermedi·80 syf.··
2026 1. kitabı
Hevalnoo, carinan mirov li benda tiştekî dibe ku ruhê wî hênik bike, wekî ba bibe û di ber guhê mirov re derbas bibe. Min gava berhema Occo Mahabad 'a bi navê Helbestên Dînik xwend, tam ev hîs di dilê min de çêbû. Bawer bikin, min ev pirtûk ne wekî pirtûkên din xwend min ew hilda, danî ber sînga xwe û min rûpel bi rûpel bi wê re xeber da. Mîna ku ez bi dostekî xwe yê qedîm re li ber kulekekê rûniştim û me bi hev re dert derbas kir. Lê ya herî girîng çi bû dizanin? Gava min rûpelên vê pirtûkê vedikirin, min bêhna Kurdistanê jê girt. Ne ew bêhna di pirtûkên dîrokê de, na. Ew bêhna kixsê çiyê, bêhna xaka piştî baranê, bêhna nêrgizên ku di bin berfê de şiyar dibin. Occo di vê pirtûkê de ne mîna nivîskarekî ku ji jor de dinêre, mîna hevalekî ku bi me re di heman kolanê de meşiyaye dipeyive. Di vê dinyaya ku her kesî maskeyek kiriye ser rûyê xwe û xwe wekî aqilmend nîşan dide de, Occo bi wêrekiyeke dînane maske çirandiye. Ew dibêje ku heke em ne dîn bin, em nikarin rastiyê bibînin. Zimanê wî mîna nanê germ ê ser sêlê samîmî ye. Di her malikekê de min hîs kir ku ew behsa daxwazên me yên veşartî dike. Ev pirtûk ji bo min mîna ku ez piştî salan vegeriyam gundê xwe, çûm ser kaniya xwe û min serê xwe danî ser xaka bav û kalan. Wisa hêsan, wisa kûr û wisa dîn. Dilê we bi pirtûkan re be, xwendineke xweş!Türkçe çevirisi: Arkadaşlar, bazen insan ruhunu ferahlatacak, rüzgâr olup kulağının dibinden geçip gidecek bir şeylerin beklentisi içine girer. Occo Mahabad’ın Helbestên Dînik adlı eserini okuduğumda, tam da bu his kalbimde oluştu. İnanın, bu kitabı diğer kitaplar gibi okumadım onu aldım, göğsüme bastırdım ve sayfa sayfa onunla dertleştim. Sanki kadim bir dostumla bir pencere önünde oturmuşuz da birlikte dertlerimizi dökmüşüz gibi. Ama en önemlisi neydi biliyor musunuz? Bu
Kurdî
Helbestên DînikOcco Mahabad · Ava Yayınları · 2012240 okunma