Ben taş devrinde Türk, tunç devrinde Türk, altın devrinde Türk olmak isterdim. Bütün hilkat devirlerinde Türk, devirsiz hayatlarda Türk, hayatsız devirlerde Türk!.. Türk doğmak, Türk ölmek! Türk Türk Türk!..
86. Bir selam ile selamlandığınız zaman siz de ondan daha güzeli ile selamlayın; yahut aynı ile karşılık verin. Şüphesiz Ăllah, her şeyin hesabını arayandır.
”Gelecekten neler neler bekliyorduk!”
”Uğultulu Tepeler…Kimine göre gelmiş geçmiş en büyük aşk romanı denilmiş olsa da,benim için öyle değil maalesef….Bir AŞK kitabı değildir benim nezdimde..
nefret,kin,öfke ve intikam dolu bir eser…
Uğultulu Tepelerde oturan Earnshow ailesinin,yolculuk dönüşü babalarının yanında getirdiği kimsesiz bir çocuk olan Heathcliff’in aile üyelerine katılmasıyla başlıyor her şey…
Kitabı okurken oldukça sıkıldım,bu kadar övülmesini gerektiren ne vardı bu kitabı anlamış değilim.
Sayfalar boyunca Heathcliff’in yaptığı zorbalıklar,psikolojik baskılar ve şiddetini okumak oldukça ruhumu kararttı..
Zavallı adam!diye düşündüm…Bu nasıl bir kindir nasıl bir öfke ve intikam ateşidir.Ve bunun kuşaktan kuşağa geçmesi..Siz bu çeşit kimselerin öteki dünyada mutluluğa erdiğine inanır mısınız? Bunu öğrenmek için neler vermezdim…
Kitapta iyi diyebileceğim nerdeyse hiç bir karakter olmadı. Herkes birbirinden öç alma peşinde.Bayan Dean(hikâyeyi anlatan kahya kadın) seni bir nebze sevmiş olabilirim.
Karakterlerin kafa karışıklığı da cabası. Hadi hepsini kabul ettim ama doğan çocuklara aynı isimleri vermek nerden aklınıza geldi.Zaten yerlerde olan B12 değerimizi sınamak için mi? Belki çok sevenler olmuştur ama maalesef benim beklentimin çok çok altında kaldı.
Burdan kitaptaki karakterlere de son sözüm olsun;
…”Dünya da kimse yoktur ki,topu topu iki kez ve yalnız birkaç saat gördüğü bir akrabayı yitirdiği için ağlasın…!Aklınızı başınıza alın…
Kitaplarla ve sevgiyle kalın..
şamdanları donanınca eski zaman sevdalarının
başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegâhın
nemli yumuşaklığı tende denizden gelen âhın
gizemli kanatları ruhta ölüm karanlığının
başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegâhın
"Bilir misiniz bir palmiye türü vardır, yetmiş yıl yaşar da ömrü boyunca bir defa çiçek açar. Talipot palmiyesi dedikleri. Şimdi de ben çiçek açıyorum."