“Bizim gibi kadınlar kocaya çok düşkün olurlar. Bizim işimiz gücümüz kocamıza özellikle yatakta hizmet etmektir. Çoluk çocuk, ev işleri filan pek ilgilendirmez bizi. Adamın gönlünü hoş edersen, hem senin gönlün hoş olur, hem de böyle kadınları aldatmak hiç aklına gelmez adamlarm. Neden aldatsın ki, yanındaki kadında aradığı her şey var.”
“Demek bu kadar eminsin.”
“Bu bir kendine güven değil, işi bilmek. Bizim kadınlarımız işi bilse, bizim gibiler işsiz kalırdı. Şimdi şu benim Galip, benim uğruma neleri göze aldı anlattım, biliyorsunuz. Halbuki eski karısı belki de dünyanın en iyi insanı. Ağzı var dili yok. Yıllardır hem Galip’e hem bütün sülaleye hizmet etmiş. Namuslu, terbiyeli, hanım hanımcık bir kadın işte. Ama olmadı. Oyunu ben kazandım. Ben onu hiç görmedim ama belki de benden daha güzeldir. Bu işler güzellikle filan da olmuyor. Kadınlar evlenince, her şeyi unutuyorlar, önce temizlik diye tutturuyorlar. Sonra çoluk çocuk derken, kocalarım unutuyorlar. Elin hak diye tükürdüğünü, biz hap diye kaparız!”
“Nasıl nasıl, bir daha söyle şu sözü,”
“Bu meşhur laftır Doktor Hanım. Evlendikten bir süre sonra, kadınlar kocalarını beğenmez olur. Adamların da zaten beğenilecek hali kalmaz. Ama bize gelince dünyaları değişir adamlarm. Çünkü biz onlara önce erkek olduklarını hatırlatırız. Yürüyüşleri bile değişir. Hak diye tükürdüklerini, biz hap diye kapınca, kadınların aklı başına gelir ama, ne fayda! iş işten geçmiş olur.