Yazarın önceki üç romanı Beyoğlu’nun En Güzel Abisi, Elveda Güzel Vatanım ve Kırlangıç Çığlığı‘nda gördüğümüz klasikleşmiş turuncu-beyaz kapak renklerini kullanmaması, kitapta gözüme çarpan ilk unsur oldu. Ayrıca yazarımız bu kitabını geçtiğimiz aylarda hayatını kaybeden şair Küçük İskender’e armağan etmekte.
Aşkımız Eski Bir Roman Kitap İçeriği
Ünlü polisiye yazarı Ahmet Ümit’in son Başkomser Nevzat kitabı Aşkımız Eski Bir Roman 18 Eylül Çarşamba günü okurlarıyla buluştu. 3 öyküden oluşan kitap ismini kitaptaki ilk öykü ile paylaşmakta. YKY aracılığıyla yayımlanan “Aşkımız Eski Bir Roman” yazarın YKY’de yazdığı ilk kitap olarak kayıtlara geçti.
Yazarın önceki üç romanı Beyoğlu’nun En Güzel Abisi, Elveda Güzel Vatanım ve Kırlangıç Çığlığı‘nda gördüğümüz klasikleşmiş turuncu-beyaz kapak renklerini kullanmaması, kitapta gözüme çarpan ilk unsur oldu. Ayrıca yazarımız bu kitabını geçtiğimiz aylarda hayatını kaybeden şair Küçük İskender’e armağan etmekte.
Kitaptaki ilk öykü olan “Aşkımız Eski Bir Roman” Ahmet Ümit’in önceki eserlerinde sıkça bahsini gördüğümüz Pera Palas’ta geçiyor, daha doğrusu Agatha Christie’nin odasında. Yazarın takipçisi olan okurlar hatırlayacaktır ki Agatha’nın Anahtarı adlı öyküsünde yazarımız otel sahibine meşhur anahtar karşılığında otel ile ilgili bir roman yazmayı teklif etmiş ve 16 yıl sonra bu otelde geçen Elveda Güzel Vatanım adındaki kitabı yayımlamıştı. Bu öyküde de Agatha’nın Anahtarı adlı esere gönderme olduğu anlaşılıyor. Konuya gelirsek edebiyat takıntısı olan bir adamın sadece roman karakterlerine karşı cinsel isteğinin uyanması ve romanlardaki seks sahnelerini canlandırma isteğinin sonucunda oluşan cinayet konu alınmakta. Burada karakterler son derece iyi işlenmiş, buna maktülümüzün eşlerinin adının bile roman karakterleri olmasını
Fikir sahibi Olmayan bir insan nasıl yaşayabiliyor onu anlamaya çalışıyorum daha vahimi de başkasının fikirleri için yaşaması nerden baksan saçmalık :) MOR
Aklına Nana'nın bir keresinde söylediği şey geldi; her bir kar tanesinin,dünyanın bir yerinde haksızlığa uğrayan bir kadının ağzından dökülen bir ah olduğunu. Bütün bu iç geçirmeler gökyüzüne yükseliyor,bulutlar halinde toplanıyor,sonra minicik parçalara bölünüp sessizce aşağıya,insanların üstüne yağıyordu. Bizim gibi kadınların neler çektiğinin göstergesi,demişti. Başımıza gelen her şeye nasıl sessizce katlandığımız." BİN MUHTEŞEM GÜNEŞ
Ben de istemiştim, bunu ben de istemiştim, yalnızca doktorun suçu değil, Kes sesini. dedi doktorun karısı yumuşak bir sesle, hepimiz susalım, öyle anlar vardır ki sözcükler bir işe yaramaz, şu anda ağlayabilmeyi, her şeyi gözyaşlarımla söylemeyi, anlaşılmak için sözcüklere başvurmak zorunda kalmamayı ben de çok istiyorum.
* Her hareketimizden önce bütün sonuçlarını tahmin etmeye çalışsak, bunları ciddi olarak düşünsek, önce kesin sonuçları, sonra olası sonuçları, sonra rastlantısal sonuçları, daha sonra da hayali sonuçları düşünmeye kalksak, kımıldayamayız bile, tek bir adım atamayız.
*İyiyim, deyip geçiş
Emir ve Sahrab Kaliforniya’ya giderler. Birlikte parka giderler. Emir, Sahrab’a uçurtmayı öğretir. Yıllar sonra şimdi Hasan’ın yerinde oğlu Sahrab vardır. Makarayı Sahrab tutuyor, ipi ise Emir. Birlikte diğer uçurtmayı koparırlar. Kopan uçurtmayı yakalamak için Sabrab’a söz veren Emir uçurtmanın peşinden koşar.