Radyoda Kürtçe çok eski bir şarkı çalıyordu... "Ahmedo". Bahtiyar o dili anlamıyordu ama şu Aynur denilen kadının sesi... Kalbinin derinliklerinde, artık küllenmiş ne varsa harekete geçiriyordu. Sebepsiz bir ağlama isteği, tanımadığı insanların derdine derman olma arzusu dolduruyordu benliğini. Umarsız bir aşkın pençesindeymiş gibi acı çekiyor, Tanrı'dan vazgeçmiş bir meczup gibi taşa yüz sürdüğünü düşlüyordu. Bu halini yadırgıyor, tam da böyle olduğu için derin bir haz duyuyordu; şahsi bir mutluluğun hazzı değildi bu, hiç tanımadığı insanlarla dertdaş olmanın yüce gönüllü melodisiydi.