"kasım sonlarında güzel bir sabahtı. gece boyunca az kar yağmıştı; ama toprak üç parmak kalınlığını aşmayan soğuk bir örtüyle örtülmüştü. karanlıkta, alacakaranlık duasının hemen ardından, vadideki bir köyde ayini dinlemiştik. sonra, güneş doğarken dağlara doğru yola koyulduk."
"dar bir yerde toplanmış yüzbinlerce kişi, üzerinde sıkışık bir halde durdukları toprağı boşuna kısırlaştırmaya uğraşıyorlardı; hiçbir tohum yeşermesin diye taşlarla boşuna kaplıyorlardı; bitmeye başlayan her otu sökmeleri, havayı kömür dumanına, petrol dumanına boğmaları, ağaçları budamaları, kuşları avlamaları da boşunaydı... bahar, kentte bile yine bahardı..."