Pınar

“Eski Türk masallarında uzak, çok uzak diyarlarda, ailesini soğuktan korumak için ağaç kesmek zorunda kalan eski Türk, önce o ağaçtan özür dilermiş. Ağaca ihtiyacından daha fazlasını kesmeyeceğine, bundan böyle yediği her yemişin çekirdeğini, tohumunu aynı yerlerde toprağa gömeceğine söz vererek, ağacın canına ve onu yaratan güçlere dua edermiş. Yine aynı masal veya efsanelerde, hayatta kalmak için bir hayvan avlamak zorunda kalan eski Türk, hayvanı öldürmeden önce gözlerine bakarak ondan özür diler, ihtiyacından fazlasını öldürmeyeceğini, yiyemediği eti diğer hayvanlara vereceğine söz verirmiş.”
Tarih
Reklam
Siz yardım edilmiş yoksullar istiyorsunuz, biz ise ortadan kaldırılmış yoksulluk.
Tarih
İnsanlar ormanları kesti, bataklıkları kuruttu, barajlar inşa etti, demiryolu döşedi ve gökdelenlerle dolu metropoller kurdu. Dünya insanın isteklerine uygun hale getirildikçe türler yok oldu. Bir zamanlar yeşil ve mavi olan gezegenimiz, plastik ve betondan bir AVM'ye dönüştü.
Tarih
İnsan, konuştuğu sözün arkasına bütün bir hayatının anlamını yerleştiremediği sürece bir ifadeyi diğerinden nasıl daha fazla ciddiye alabiliriz? Eğer bir kişi sözünün arkasında değilse, sözü yalnızca bir gürültüdür.
Durup İnce Şeyleri Anlamak - Kemal Sayar (Nihayet Dergi - Aralık 2019)
Başkasının bir yabancı gördüğü yerde, dost bir insan evladı görmek. Nezaket burada başlar. "Ah kimselerin vakti yok / Durup ince şeyleri anlamaya" diyor ya Gülten Akın, nobranlığın gerilettiği bir çağda nezaket kekre bir kelime olarak çalınıyor kulağa. Oysa nezaket, cangıllardan, çöllerden, mağaralardan kendini çekip çıkaran insanın, başka bir insanla bir arada yaşayabilmesinin, medenileşebilmesinin en selim yoludur. Marazi olan bir diğer tarzın -tahakkümün- yerine nezaket ikame edilebildiği nispette, insanın boyu kendi değerine erişebilir. Walter Benjamin, Parıltılar'da "Nezaket ne ahlaki bir hükümdür ne mücadelede bir silahtır, yine de her ikisi birden olur" diyor. Nezaket, doğuştan getirilen bir mizaç özelliği olmadığı gibi, toplum tarafından her şart altında vazedilen bir erdem de değildir. Benjamin nezaketi, bağrında "sabır" erdemini barındıran -dönüştürmeden devraldığı yegane erdemin sabır olduğu- politik bir erdem olarak nitelendirir. Ahlak yasamız ve insanlığın varoluş mücadelesi arasında yolları çatallanan bir bahçedeki kavşak tabelasıdır nezaket.
Nihayet Dergi
Felsefe
Reklam