NİETEFUS

NİETEFUS
@PontifexMaximus
"Apathia est sapientia."
null
Lisans/Felsefe
Bursa/Ankara
2001
45 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Puan vermedi·948 syf.··
Beğendi
·
2019 3. kitabı
·
376 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2019 06:40
Bu kitaba inceleme yapabilecek donanımda olduğumu düşünmesem de naçizane fikirlerimi belirtmekte fayda görüyorum. Öncelikle kitap yirmi yıllık bir sürecin ürünü; dolayısıyla kitabı hemen hazmedebileceğini zanneden varsa realiteyle karşılaşınca sabırlı olması gerekecek. Montesquieu üç tane yönetim şekli (cumhuriyet, monarşi, istibdat) belirliyor ve bu yönetim şekillerini ayakta tutacak ve harekete geçirecek prensiplerden bahsediyor. Daha sonra bu prensiplerin kanunlarla olan ilişkilerinden, kanunların, sözünü ettiği yönetim şekillerinde nasıl uygulanması gerektiğinden ve bir kural koyucunun yapması gereken her şeyi tüm detaylarına kadar anlatıyor. Yani şöyle söyleyeyim: Bir hükümdar mısınız? Toplumunuzu analiz edin, ikliminizi ve diğer tüm faktörleri dikkate alın, daha sonra açın kitabı ve analizleriniz sonucunda edindiğiniz bilgileri kitapta bulup Montesquieu'nun belirlediğiniz toplum için önerdiği kanunları direkt hayata geçirin. Bilindik ve çok doğru olan bir söz vardır: Tarih tekerrür eder. İşte Montesquieu geçmişte Roma, Atina, Lakedaimonia ve daha pek çok ulusun birçok durum karşısında yaptığı doğru-yanlış çoğu kanunu gözler önüne sererek böyle durumlarla karşılaştığınızda nasıl kanunları hayata geçirmeniz gerektiğini izah ediyor. Ben sosyoloji, hukuk ya da siyaset bilimi okumuyorum fakat bu bölümleri okumayan birinin de bu kitabı okumaya çok ihtiyacı olduğunu, zira kendi yönetim şeklimiz olan cumhuriyet yönetimini daha iyi anlamasına, bu yönetim şeklinin doğasını kavramasına olanak tanıyacağını düşünüyorum.
Hukuk
Kanunların Ruhu ÜzerineMontesquieu · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2017646 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·324 syf.··
Beğendi
·
2018 25. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2018 06:48
Kitap tümden pozitivizm eleştirisine dayalı bir deneme. Öncelikle Kuhn aslen bir fizikçi, fakat bilim tarihi rastlantı sonucu çok ilgisini çekiyor. Hatta kitabın 61'inci sayfasında şu sözleri sarf ediyor: "Güzel bir rastlantı sonucu, bilim adamı olmayanlara fizik biliminin tanıtıldığı bir üniversite dersiyle ilgili çalışmalara katılmam, bilim tarihi ile ilk kez karşılaşmamı sağladı. Geçmiş bilimsel kuram ve uygulama ile bu ilk tanışma, gerek bilimin doğası gerek kazanmış olduğu özel başarının nedenleri hakkında o zaman sahip olduğum temel kavrayışları, kesinlikle beklemediğim bir şekilde, kökünden sarstı." 71'inci sayfada da "tarih, yalnızca bir zamandizimi ve anlatı deposu olarak görülmediği takdirde, şu anda bize egemen olan bilim imgesinde esaslı bir dönüşüme yol açabilir" diyor. Yine aynı sayfada amacı olarak da şunu belirtiyor: "Amaçlanan, tarihin doğrudan doğruya araştırma faaliyetini kaydetmesinden doğabilecek oldukça farklı bilim kavramını ana hatlarıyla çizmektir." Yani Kuhn, bilime tarihsel bir bakışla var olandan farklı bir bilim imgesi ortaya çıkacağını düşünüyor. Bu kitapta karşınıza en çok çıkan kavramlar "paradigma", "olağan bilim", "bunalım" ve "olağanüstü bilim" kavramları olacak. Bunların tanımlarını vermeyeceğim zira kitapta detaylıca anlatılıyor. Paradigma ve olağan bilim arasındaki ayrım oldukça önemli, bu ayrımı dikkatli bir şekilde anlamalısınız. Aynı zamanda kitap, Kuhn'un kendi de söylediği gibi pozitivizm/mantıksal pozitivizm'in eleştirisine dayalı. Bu kitap benim bilim felsefesine ilk girişimi temsil ediyor, o yüzden biraz zor oldu okumak fakat bilim felsefesi inanılmaz derecede ilgimi çekti. Tabii ki üniversite sınavı hazırlıkları başladığı için daha fazla okuyamayacağım, kafamı başka bir şeyle meşgul etmemem gerekiyor. Ah ne güzel olurdu
Bilim
Bilimsel Devrimlerin YapısıThomas S. Kuhn · Kırmızı Yayınları · 2021327 okunma
Okuyun, okutturun!
10/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2017 2. kitabı
Kitabı geçen sene felsefeye giriş kitabım olarak okumuştum. Doğal olarak da bir şey anlamamıştım. Sonra felsefi gelişimimi ilerletip kitabı tekrar elime aldım ve bitirdim. Ben anlayamıyorum, Platon ve Aristoteles'i okuyunca insanın nasıl bu kadar ileriyi ve derini düşünebildiğini anlayamıyorum. Bunu ne Nietzsche'de görüyorum ne de Hume'da. İnanılmaz bir şey. Neyse, kitapta yer yer siyasete de girdiğinden Monstesquieu'nun feyzaldığı fikirlere de rastladım. Zaten "bütün bir batı felsefesi, Platon'un felsefesine düşülen dipnotlardan ibarettir" deniliyor ya. Siyaset hakkında tabii ki Montesquieu'dan daha çok şey öğrendim lakin zaten Platon'un burada yapmak istediği şey siyasi yapıları en derinine kadar incelemek değil; en iyi ve en kötü siyasi yapıyı bulup, bu yapıları insana atfetmek, sonrasında da kitabın en başında tartışılan "adaletsiz insanın adil insandan daha kazançlı olduğu" yargısını çürütmektir. Üzerine basa basa söylüyorum bu kitabı bir kere okumayın! İkinci defa okuyacağınızda ise, felsefi birikiminizi ilerlettikten sonra okuyun. En başta anlamadığım ve kitapta okuduğum en değerli şey olan "idea" kavramını ikinci okuyuşumda yerine oturttum. Yargılara ve istediği yere inanılmaz bağlantılar kurarak geliyor. Sonuca ulaştığında afallıyorsunuz.
Felsefe
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,9bin okunma
Mutluluğun Pesimizme Açılan Kapısı
8/10
·222 syf.··
Beğendi
·
2018 23. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Temmuz 2018 18:03
Okuyacaklar için kitabı tek cümleyle özetleyebilirim: Mutluluğun pesimizme açılan kapısı. O kadar fazla karamsar bir hava sirayet etti ki bana, kitap bitene kadar sövüp durdum. Aşırı bunalttığı yerler de oldu ama en nihayetinde çok şey çıkarabiliyorsunuz kitaptan. En önemlisi de, mutluluğun çok haz alınan bir yaşamda değil, en az acı çekilen bir yaşamda mümkün olduğuydu. Genellikle çoğun karamsar düşünmeyiz, bizi kötü etkiler deriz; fakat dediğim gibi, Schopenhauer karamsar düşündürterek bizi mutluluğa ulaştırmaya çalışıyor. Okuyunca anlayacaksınız zaten. Girdap gibi bir şey, karamsarlık girdabı. Direnseneniz de çekiyor sizi içine ve çıkması çok zor oluyor.
Felsefe
Yaşam Bilgeliği Üzerine AforizmalarArthur Schopenhauer · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20259,3bin okunma
7/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2018 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2018 17:28
Muazzam nitelikte mide bulandırıcı olmasına karşın bazı konularda bana farklı bakış açıları kattı. Zaten Sade gibi bir yazardan da bu beklenirdi. Yer yer Freud'tan izlere de rastladım (belki de Freud'ta Sade'den izlere rastlamışımdır): Temel güdümüzün vahşet olması (id) ve buna çocukların oyuncakları kırmaları ve annelerinin memelerini ısırmaları örneklerini vermesi, Elektra Kompleksi, yani kızın babaya aşkı ve annesine nefreti gibi. Bu kitabı okuyunca sapık ya da cani olmuyorsunuz. Çevrenizdeki asalaklar bu kitabı elinizde gördüğü an "abaza" ya da "sapık" gibi ithamlarda bulunabilirler. Ama unutmayın, onlar dünyaya aynı açıda ve monotonlukta bakmaya devam ederken, siz daha geniş açıdan bakmaya ve daha fazla zevk almaya muktedir olacaksınız.
Edebiyat
Yatak Odasında FelsefeMarquis de Sade · Ayrıntı Yayınları · 20182,711 okunma