İnsanın taş yemeye ihtiyacı yok diyorsun öyleyse şunu düşün: insanın ihtiyacı olandan fazlasını elinde tutması kendisi için taş gibidir. Bu yalnız mallar servet güç gibi nesnelerde geçerli değil merhamet şefkat tevazu gibi şeyler için de böyle. Bilgi içinde böyle. Eğer herhangi bir şey insanların istifadesine açıksa ancak istifade edildiği kadar o "şey" olur, o şeyden istifade edilmezse artık o taştır ve gerçekten onu istifadeye konu etmeksizin kullananlar taş yemiş olurlar. Sana yaramıyorsa bırak başkasına yarasın. Sana yaramadığı halde sende olan hem senin hem başkasının aleyhinedir. Taşları yeme, taşları yemek yasak."
Bize hiçbir şey yapmadılar -sadece bizi en mutlak anlamda hiçliğin içerisine yerleştirdiler, çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhu üzerinde hiçlik kadar ağır bir baskı uygulayanaz.
Öteki dünyayı anlamayan, gerçekte bu dünyayı da anlamıştır.Ölümü görmeyen, hayatı da yaşamamıştır. İslam uygarlığı temeli inanç olan hakikat uygarlığıdır. Onda 3 ilkeyi yan yana ve iç içe görürüz: hayat , ölüm ve sonrası ilkelerini.
Şiirin ilk mısraından itibaren Mehmet Akif'in söyleminde hep cahiliye zamanlarını bugünle bir kıyaslama düşüncesi vardır ilk mısra şöyledir:
"On dört asır evvel, yine böyle geceydi."
Bu mısradaki gecenin geceliği günün muayyen bir zaman dilimi olmasının ötesinde zamanın olumsuz şartlarını bünyesinde taşıması dolayısıyladır. Bu gece yalnızca kozmik zamanın bir kesiti değil sosyal zamanında bir tezahürüdür. Nitekim devam eden mısralarda biz bunu daha belirgin olarak anlamaktayız.
Cahiliye seneleri ile yaşanan zaman arasında gidiş gelişler daha da önemlisi bu iki zamana birbirleriyle mukayesesi "yine bir böyle geceydi" ibaresinin yanısıra mesela
"Bir kerre de ma'mure-i dünya,o zamanlar
Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi."
"Salgındı, bugün Şark'ı yıkan tefrika derdi." gibi mısralarda şairin yaklaşımını ve bakış açısını daha da belirginleştirir.
"Bir Gece"nin üzerinde yürüdüğü zaman kipi "geçmiş zaman"dır.Bugünden geçmişin gözlemi yahut geçmişin bugüne aktarımı... Ancak şiirin sonuna gelindiğinde şairin ifadesi "geniş zamana" yönelir ve son mısralar bugün açısından kesin hüküm amacı yüklenen bildirme ekleri ile nihayet bulur .
Dünya neye sahipse O'nun vergisidir hep.
Medyun O'na cem'iyyeti ,medyun O'na ferdi.
Medyundur o ma'suma bütün bir beşeriyet.
Yâ Rab, bizi mahşerde bu ikrar ile hasret!"