Gizemli kitaplarla alış verişim yok; ben ilgimi çeken, bana keyif veren, basit kitapları seviyorum. Kitaplardan tek beklentim bana keyif vermeleri, düzeyli bir biçimde bana hoşça vakit geçirtmeleri… . MONTAİGNE
Hikaye bahane, cümlelerle sizi yakalıyor içine çekiyor , bazılarını okuyunca , ben bunu kendime itiraf etmesem de düşünmüştüm diyorsunuz, bazıları için biliyorum ama yapamıyorum , bazılarında ise, işte cevabı buymuş diyebiliyorsunuz. Camus gerçekten müthiş..
Başarı havası ,belli biçimde taşındığı zaman, bir eşeği bile kudurtur.
Mutluluğunuz ve başarılarınız, ancak bunları cömertçe paylaşmaya razı olduğunuz takdirde affedilir.
Âmâ mutlu olmak için başkalarıyla fazla ilgilenmemek gerekir.
İnsanlar yargılanmamak için yargılamaya koşarlar.
Tüm insanlar hakkınızda iyi konuştu mu, vay halinize !
Çoğu zaman kendimize benzeyen ve zayıf yanımızı paylaşan kimselere açarız içimizi. Demek ki kendimizi düzeltmeyi ya da iyileştirmeyi istemeyiz.
Hırsızlar her zaman ve her yerde mahkum olsalardı, masum insanlar tümüyle ve hep masum sanacaklardı kendilerini
Felsefeye meraklıysanız ve benim gibi, ünlü filozofların kitaplarını okuyup beğendiğiniz cümlelerin altını çiziyorsanız bu kitap tam size göre. Günlük yaşamda kızdığınızda sıkıldığınızda üzüldüğünüz de kitaptaki bilgece düşünceler aklınıza getirip biraz olsun teselli bulabilirsiniz.
Temkinli olmaya çalıştığımız zaman aptallıkla suçlanıyoruz. Utangaçlığımız kendini beğenmişlik, başkalarını memnun etme isteğimiz dalkavukluk olarak algılanıyor. Bu yanlış anlamalara son vermek istiyoruz ama birden boğazımız kuruyor, ağzımızdan çıkan sözlerden hiçbiri asıl söylemek istediğimiz olmuyor.
Arzularımızın gerçekleşmediği takdirde nelerle karşılaşabileceğimizi şöyle mantıklı bir şekilde düşünürsek, yaşayabileceğimiz sorunların, yol açtıkları huzursuzluğa kıyasla çok daha küçük olduklarını görürüz.
Seçim sizin; mümkün olduğu kadar az keyifsizlik, kısacası acısız bir yaşam mı? Yoksa o ana kadar hiç tadılmamış zevkleri tatmanın, keyifleri yaşamanın bedelini ödemeyi göze alarak mümkün olduğu kadar çok keyifsizlik mi? Eğer ilk seçeneği yeğler ve acılarınızı azaltmayı, hatta yok etmeyi isterseniz zaman keyif alma kapasiteniz de azalacak, hatta yok olacak.
107 sayfa Bazıları rivayet , bazıları beklenmedik yerden vuruyor ,bazılarına hadi canım diyorsunuz . Ancak eğlendirici ve ilginç bilgiler var.
kitaptan ilginç bir hikaye :AKINTIBURNU HİKAYESİ
İstanbul Kültür ve Sanat Ansiklopedisi Tercüman ( 1982,s537-538.)
Akıntıburnu’nda yalı sahibi “zamanın zevk ve keyif ehli adamlarından biri dostlarına bir ziyafet verir. Bunların arasında İstanbul’un zarafet ve hoş sohbetleriyle tanınmış kimseleri, saz ve ses üstatları varmış.
İçmişler ,şarkılar, besteler, semailer ve peşrevler çalınmış, söylenmiş.
Ve bir zaman gelmiş ki bu alemi içlerine hava gibi sindirenler, yatak odalarına çekilmişler.
Misafirlerden Aşir isminde birinin yattığı oda deniz üstündeymiş. Aşir yatağa girip başını yastığa koymuş, gözleri yavaş yavaş kapanmaya başlarken bir se:
-Aşir !
Diye gürlemiş. Cevap vermiş:
-Buyur!
-Yat !
-Başüsütüne efendim !?
Emre itaat etmiş, başını yastığa koyup hafif hafif kestirmeye başlamış, yarım saat sonra aynı ses bu sefer daha yüksek perdeden haykırmış:
-Aşir !
Adamcağız fırlamış, korkak ve şaşkın:
-Emret, bir şey mi istiyorsun? Demiş.
-Yat!
-Peki efendim !
Zavallı bütün geceyi böyle geçirmiş.
Yarım saatte bir kalkmış yatmış, uyumuş uyanmış!
Sabahleyin misafirler kalkmış, yeni baştan hazırlanan sofranın başına geçmişler. Misafirlerin yüzünde rahat geçen bir gecenin izleri belirlendiği halde Hafız Aşir’in yüzünün harap olduğunu gören ev sahibi sormuş.
-Geceleyin rahatsız mı oldunuz ? Uyku mu tutmadı ?
Aşir, akşam işittiği sesleri ,ikide bir isminin çağrıldığını ve bu yüzden hacıyatmaz gibi yatıp kalkarak sabahladığını anlattıktan sonra:
-Bunu yapan kimse, doğrusu yaman adammış der... Uykusuz kaldım ama ,bu hodbinlik benim hoşuma gitti.
Ev sahibi kahkahayı basmış:
-Yanılıyorsunuz, demiş. Mesele büsbütün