İdea ve Görünüş / Mağara Benzetmesi
"İnsanları, yeraltındaki bir mağaraya benzeyen, yukarıda ışığa karşı açık bir girişi bulunan bir mekânda tasarla. Burada çocukluklarından beri zincire vurulmuş olsunlar; öyle ki hep aynı nokta üzerinde dursunlar ve zincirlerden ötürü başlarını sağa sola çeviremesinler. Işığı ise yukarıdan ve arkalarında uzaktan (bir yerden onlara yansıyan) bir ateşten alsınlar. Ateş ile tutsaklar arasında yukarıya doğru bir yol gitmektedir; bu yol boyunca bir duvarın örülmüş olduğunu farz et. (Tutsakların arkasında kalan) bu duvar boyunca başka insanlar, görüntüleri duvarın üzerinden taşan her türlü kabı taşımaktadırlar. Kimileri, her zaman olduğu gibi konuşmakta; kimileri de susmaktadır...
Tutsak insanların, ışığın mağaranın duvarına yansıttığı kendi gölgelerinden başka bir şey görebileceklerini düşünebiliyor musun? Peki, bu tutsakların (arkalarındaki duvarın üzerinden) taşan nesnelerin önlerindeki duvara yansıyan gölgeleri karşısındaki durumları da aynı değil midir? Birbirleriyle konuşabilseler, gölge hâlinde gördükleri ve adlandırdıkları şeylerin, duvarın arkasındaki nesnelerle aynı olduklarını sanmazlar mı?... Bu insanların gözünde gerçek, yapay nesnelerin gölgelerinden başka bir şey olmaz ister istemez, öyle değil mi? Bu insanların zincirlerini çözer, bilgisizliklerine son verirsen, her şeyi nasılsa öyle görürlerse ne yaparlar acaba?
Şimdi farz et ki, aralarından biri serbest bırakılıyor; ayağa kalkıp başını sağa sola çevirmeye ve gidip ışığa bakmaya mecbur ediliyor; bütün bunlar ona acı verecektir ve ateşin ışığı karşısında, daha önce gölgelerini gördüğü nesneleri göremeyecektir. Peki ona, daha önce sadece hiçlikler (var olmayanlar) gördüğü, şimdi ise var olana daha yakın bulunduğu; kendilerine çok yüksek düzeyde bir 'olma'nın (varlığın)