Kitapta adı geçmeyen bir çocuk ve mümin dedesi. Annesi ve babası boşanmış yeni hayatlar kurmuşlar kendilerine. Babasının gemici olduğu söylenmiş. Çocuğun arkadaşı yok bir dağda ormanların kıyısında üç evin bulunduğu bir yerde yaşıyor, kimsecikler yok. Dedesi, ninesi, bekey teyzesi, teyzesinin kocası kötü kalpli Orozkul ve yeni gelin olan Gülcemal ile kocası Seydahmet. Çocuğun arkadaşları dağda benzettiği taşlar ve bunlara isimler vermiş. Bir dürbün bir okul çantası en iyi arkadaşları. Dürbünü kimsenin bulamadığı bir yere saklar sonra alır onu BEYAZ GEMİYİ seyretmeye dağa çıkar. Babasının o gemide orada çalıştığı düşünerek içinden bir gün balık olup dereden yüzmeye başlayıp o büyük göle yetişerek babası ile bulaşmayı geçirir. Kutsal Marallar (geyikler) vardır. Onları görmeyi hayal eder çocuk. Dedesi iyi kalpli, herkesin dediğini itirazsız yapan biri. Bu yüzden saygı görmeyen yaşlı biri….
“İyi kalpli olmak iyi bir insan olmak, kötülerin eline verilmiş bir kozdur. Tek mirası olan torununu iyi bir insan olarak geleneklerine bağlı birisi olarak yetiştirmek bir onurdur. Ama gelgelelim iyisen bu dünyada, işini düzgün yapıyorsan hep itilip kakılmak zorundasın. Kimse acımaz sana, seni hor görür, sana saygı göstermez. Doğruların vardır sana yaşatmazlar. Seni mecbur bıraktırılar kendi doğrularını yaptırmaya…”
~ Çok sürükleyici, çok etkileyici bir kitap. Duraksamadan, bocalamadan bitirilecek bir kitap. Masal ile gerçek hayatı harmanlayıp önümüze sunan bu kitap gerçekten okunmalı ve baş kahramanımız olan çocuğun duygularını, hayatını hissederek almalıyız.
Teşekkürler Aytmatov