G

G
@Sehedery
Puan vermedi·247 syf.··
2025 3. kitabı
Uzun süre bekledim bu güzel kitabın basılmasını, iyi bir çeviriden okumak istedim hep... Sonunda İş Bankası yine beklentimi karşılayacak, neredeyse hatasız harika bir çeviriyle iki cilt olarak bastı Monte Cristo Kontu'nu... Tam bir başyapıt okudum. Kalın, 1500 sayfalık kitap su gibi aktı. Sayfaları çevirdikçe heyecanım da merakım da artarak devam etti. Muazzam bir kurgu ve akıcı bir anlatımla büyülüyor okuyucuyu eser. (Ezel adlı dizi de konu olarak Monte Cristo Kontu'ndan esinlenmiş, araştırırken öğrendim bunu da ben.) Konuyu kısaca anlatmak istiyorum. İçimdeki her şeyi yazsam buralarda yer kalmaz çünkü! :) Edmond Dantes, Marsilya'lı genç bir denizcidir. Pharaon adlı bir ticari geminin de kaptanı olma yolundadır. O başarılıdır ve her başarılı insanın çevresinde onu çekemeyen birkaç insan vardır. Gemide muhasebe işlerini yapan Danglars da bunlardan biridir. Edmond'u, sevdiği kız (Mercedes) ve babası beklemektedir kasabada. Amacı bu gelişinde Mercedes ile evlenmek ve mutlu olmaktır Edmond'un. Fakat işler yolunda gitmeyecektir tabi ki! Mercedes de Edmond'a aşıktır ancak Mercedes'in kuzeni Fernand bunu bile bile onu kendisiyle evlenmeye ikna etmeye çalışır. (Kara kedi Fernand!) Bakar ki evliliğe doğru hızla gidiyor bu ilişki, entrika çevirmekten başka çaresi olmadığını anlar Fernand. Danglars ve Kadrus (Edmond'un komşusu) ile birleşerek büyük hem de çok büyük bir komplo kurarlar Edmond'a... İşte böyle başlar Monte Kristo Kontu'nun öyküsü. Tabi ki bu kadarla kalmaz hiçbir şey. Suçsuz bir adamın başarısını ve aşkını kıskananları büyük bir intikam beklemektedir. Yolunda giden (!) hayatları, önlerine çıkan geçmişleri sayesinde altüst olacak mıdır? Edmond intikamını nasıl alacaktır? Elinden giden on dört yılın hesabını sorarken başından neler geçecektir? Okuyup görün bundan
Monte Kristo KontuAlexandre Dumas · Bilgi Toplumu Yayınları · 201637,3bin okunma
Puan vermedi·779 syf.··
2024 7. kitabı
Okuyan bilir Dostoyevski okumak, karakterlerinin iç seslerine kulak vermek demektir. Dostoyevski’yi okuyan bir birey gittiği yoldan sapar bununla kalmaz olaylara ve çevresine de daha farklı bakmaya başlar. Neden? Nedeni sizce de çok açık değil zira büyük usta, okurun fabrika ayarları ile oynar ve destekliyorsa yazılım güncellemesi (Dostoyevski 7.0 güncellemesi gibi) gönderir okurun zihnine ki büyük yazar olmakta zaten bunu gerektirir. Dostoyevski’nin usta kalemini, ince zekasını, müthiş psikolojik tahlillerini burada anlat anlat bitiremeyiz. Bu yüzden direkt okuduğum eserine dönmek istiyorum. Budala, dürüst, ahlaklı, temiz kalpli ve tüm bunların yanında oldukça da saf bir karakter olan sara hastası Prens Mişkin’in aşk hikayesini anlatmaktadır. Bu nokta da aşk kitabı demek ne kadar doğrudur bilemiyorum ancak bir Beyaz Geceler tadında yoğun bir aşk teması işlenmediğini belirtmek isterim. Budala adlı eserinde aşk teması, karakterlerin iç seslerinin, iç buhranlarının, psikolojik ve fikir tahlillerinin gerisinde kalmıştır. Kimi okur aşk temasının ön planda olmasını tercih edebilir ancak bana göre hiçbir sorun teşkil etmemekle beraber memnun bile kaldığımı söyleyebilirim. Dostoyevski, Budala kitabında nelere değinmemiş ki; ahlak, ölüm psikolojisi, hayata bakış açısı, bilinçaltı, parçalanmış kişilik, toplumsal bozukluk, suçlu psikolojisi, hastalık psikolojisi, saflık ve bununla beraber daha bir sürü kavram Dostoyevski’nin ince zekâsı ile yoğrulup bu kitabında biz okurlara sunulmuştur. Dostoyevski, tüm karakterlerinin her birine ayrı ayrı ve uzun uzun yer ayırarak deliliklerini, iç buhranlarını ve psikolojik tahlillerini olağanüstü bir ustalıkla yansıtmıştır okuyucuya. Toplumsal bozuklukları, veremli bir kızın üzerinden anlatırken kızın olduğu köyü yaşayan insanlarıyla
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,6bin okunma
Puan vermedi·68 syf.··
2024 5. kitabı
Şükrü erbaş ile şiire doğru... Benim geçmişimi senin geleceğini seviyordum… Bu şiir kitapları nasıl bir illet... Kitap okumaya başlayan insanların çoğu bir hikaye veya roman ile başlar. Sonrasında ya çizgisini hiç bozmaz aynen devam eder ya da farklı türlere geçer daha da geri dönemez. Bakın dönmez demiyorum dönemez. Şiir kitapları nasıl okunuyor, roman diye bir tür varken.... Diye düşünürken, bugün ben inanın başlayacağım 2-3 roman olmasına rağmen şiir kitaplarından kafamı kaldırıp başlayamıyorum. Bu durumun üzerine birde Şükrü Erbaş Şükrü Erbaş 'ın bu kitabını okumam tuz biber ekti. ( Şükrü Erbaş şiir kitapları hediye kabul edilir.) Kitaba gelecek olursak... Twitter ve 1k da bu aralar çok fazla karşıma alıntıları çıkmaya başlamıştı, bende girip yazarın profilini bir inceleyim dedim, sonrasında şiir yazdığını farkettim ve zaten roman okumayı artık tercih etmeyen ( Katip Bartleby Katip Bartleby) beynim hemen beni bu kitabı okumaya başlattı. Benim okuduğum basım 50 sayfadan oluşuyordu ve 30-60 dk civarında kitabı bitirdim. Tabi bu sürenin içerisine iki de bir uygulamaya girip alıntı paylaşmak da dahil. Ve bu alıntılar eminim böyle kalmayacak ilk fırsatta bir kaç mısrayı ezberlemek için tekrar tekrar okuyacağım. Roman okumaktan, ders çalışmaktan, dertlerden sıkıntılardan bıktın mı? Gel ufak bir ara ver. Şükrü Erbaş ile şiire doğru başlıyor.... Arkadaşlar kitabı şiir seven arkadaşlara kesinlikle tavsiye ediyorum, daha önce şiir kitabı okumamış arkadaşlar içinde büyük bir fırsat zirveden başlamış olursunuz.
Bağbozumu ŞarkılarıŞükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202212bin okunma
Puan vermedi·540 syf.··
2024 4. kitabı
Yedi Güzel Adam'dan sonra okuduğum ikinci Şiir kitabıydı. Başlarken ve bitirdiğimde 'Şiiri Üzerine Görüşler' bölümünü okuyunca daha iyi kavrayabildim. "Şiirlerinde geniş boyutlarla, özellikle madde ve ruh çatışması, Batı diktasına karşı Doğu protestosu gibi temaları işlediği görülüyor." Sanırım, Zarifoğlu'nun işlediği temayı en iyi Behçet Necatigil dile getirmiş. Şiirler 4 ana bölümden oluşmaktadır. İşaret Çocukları bunların ilki ve olması beklenen ve istenen bir neslin portresini göstermektedir okuyucuya. Yedi Güzel Adam'da bu neslin vasıfları belirtilmiştir. Menziller'de ise bu neslin durması gereken noktayı işaret etmektedir. Son olarak Korku ve Yakarış, Mü'minin asıl durak yeridir ve benim en beğenerek okuduğum bölümdür. Cahit Zarifoğlu'nun şiirlerinde bir hikâye havası bulmak mümkün. Dostluğu, aşkı, tabiatı en çok doğallığı göreceksiniz onun şiirlerinde. Kendine has üslûbu, şiirlerindeki acziyetini ortaya koyması, daha doğrusu alçak gönüllülüğü şairin dizelerinde tüm çıplaklığıyla görülür. Cahit Zarifoğlu, eserleri gibi kişiliğiyle ve sade yaşantısıyla da örnek alınması gereken bir şahsiyettir. Güç el verirse tüm eserlerini okumayı düşünüyorum. Şiir kitaplarını ağır okumanın verdiği haz aşikâr ama, sanırım bu kitabı biraz çabuk bitirdim. Ya da bir türlü ritmi yakalayamadım diyelim. Cahit Zarifoğlu'nun şiirlerinde bir tezatlık söz konusudur. Mesela bir dörtlükte ele aldığı cümleler diğeriyle farklı duruyor, şöyle diyelim: ilk iki satır diğer iki satırdan ele aldığı konu itibariyle tamamen farklı olabiliyor. Şiirlere derinden baktığınız zaman muazzamlık mutlaka görülecektir. Kendi iç benliğimizle mücadele içinde olduğumuzda, ya da dile getiremediğimiz duygularda, iyi ki şairler var deriz. Sanırım Necip Fazıl 'dan sonra yeni bir şair kazandım. Şiir üzerine düşünceler
ŞiirlerCahit Zarifoğlu · Beyan Yayınları · 20214,969 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2024 3. kitabı
elim bir türlü bu incelemeyi yazmaya gitmedi, daha hâlâ o sonu aşamamışken yorumumu yazmak ve onlara tam anlamıyla veda etmek istemedim ama her güzel şeyin bir sonu var ne yazık ki. seriyi çok görmüş ve merak ediyor olsamda öyle çok bir beklentiye girmemiştim arkadaşımın anlattıkları kadar birkaç şey biliyordum. bu kadar seveceğimi ben de beklemiyordum ama bayıldım seriye. hepsinde zaman zaman sıkıldığım yerler olsada bir yerden sonra çok güzel ilerlemeye ve sarmaya başlıyor her kitap. bazılarına ısınmam zaman alsa bile karakterlerin hepsini sevdim ve bir bağ kurdum. teker teker saymayacağım ama ben de en çok yer edinen ve asla aklımdan çıkmayacak olan Afsuni'den başlamak istiyorum. hiç çizgisini bozmayan hem eğlenceli hem de güçlü bir karakterdi. çok tatlıydı ve onu okumak en çok hoşuma giden şey oldu. ve istediği gibi, ne olursa olsun neşesini hiç yanından ayırmadı. Adelina ise yaptıklarından dolayı kızdığım ama çok da üzüldüğüm bir karakter oldu. bu kitapta kraliçe oluşunu ve kendi adaleti altında aslında bundan çok uzak olan yönetimini okuyoruz. eşitliği sağlayan bir kraliçe olmasını isterdim ama maalesef ki malfetto olarak acı çeken herkesin hıncını, acısını en masum insanlardan da çıkarıyor. sonunda olanlar beni mahvetmiş olsada Adelina'nın yaptığı çok güzel bir şeydi ve onun adına bunun için sevindim, o anda bir ışık gibi parladı gerçekten de. ve ben Teren'i de çok sevdim. özellikle ilk kitapta yaptığı şeyi hiç unutamamış olsam bile bir yandan onu da anlayıp üzülüyorum. yazar her bir karakteri özenle, çok güzel bir şekilde yazmış. seriyi seven de sevmeyen de gördüm ama ben bir şansı hak ettiğini düşünüyorum gittikçe güzelleşen bir seri. çok özleyeceğim🩶
Gece YıldızıMarie Lu · Pegasus Yayınları · 20172,242 okunma