Suuidea

Şeytan arzusuna belirli bir ölçüde kavuşmuştu. Belirli güne kadar yaşayacaktı. Ama ne yapacaktı? Nasıl yaşayacaktı? Suçunu kabul edip affettirme yolunu mu seçecekti? Yoksa daha da azgınlaşacak ve azdıracak mıydı? Şöyle dedi: -Beni azdırdığın için yemin ederim ki, senin doğru yolun üzerinde insanlara karşı duracağım; sonra önlerinden, arkalarından, sağ ve sollarından onlara sokulacağım, çoğunu sana şükreder bulamayacaksın!." "-Yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim. Hâlis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım." Şeytan, insanları azdıracaktı. Kendisine yoldaş arayacaktı. Bozguncu- luk yapacaktı. Giderek artırdığı isyanı onu bu noktaya getirmiş, Allah'a karşı bu cüretkâr plânlarını söyletmişti.
Eğer bir yasak çiğnendiği zaman bu cezasız bırakılırsa, herkesin bu kötülüğü işleyene öykünmek isteyeceği ortadadır.
Bir evreyi, daha yüksek ikinci bir evre yenerek geriye attığı zaman, birinci evrenin ikincinin yanında yine aşağı bir durumda yaşaması, saygı konusu olan öğelerinin nefret konusuna dönüşmesi mitolojide genel bir yasadır.
Yaşlanmakta olan anne, çocuklarının yaşamını yaşama yoluyla kendini onlarla bir sayma, onların heyecanlarını kendi heyecanı yapma yoluyla kendini bu tehlikeye karşı korur. Ana baba çocuklarıyla genç kalır, derler. Gerçekte ana babanın en değerli ruhsal kazancı da budur.