Kiralık Konak, Yakup Kadri’nin ilk romanı olma özelliğini taşıyor. Roman, önce İkdam gazetesinde tefrika edilmiş, daha sonra 1922’de kitap olarak yayımlanmış. Aslında yazar, Nur Baba adlı romanı daha önce yazmış; eserin tepki çekeceğinden ürkerek sonraya bırakmış.
Romanda Tanzimat sonrasında gelen birkaç kuşağın birbiriyle olan çatışması ele alınıyor. II. Meşrutiyet (1908) sonrasında yaşanan değişimler ve dönüşümler, I. Dünya Savaşı’na kadar işleniyor. Romanın ele aldığı dönemi de 1908’den biraz öncesine çekmek mümkündür. İşte bu dönemde Cihangir’de aynı konakta yaşayan üç kuşak ailenin birbiriyle olan ilişkisini ve çatışmasını okuyoruz.
Romanın bu üç kuşağını teşkil eden kahramanları da büyükten küçüğe doğru şu şekilde sıralayabiliriz: Naim Efendi, Servet Bey, Sekine Hanım ve Seniha bu evin sakinleridir. Naim Efendi, II. Abdülhamid Devri nazırlarından olup evin en büyüğüdür. Eskinin temsilcisi de kendisidir. Geleneklerine son derece bağlı, dürüst, namuslu bir ihtiyardır. Damadı Servet Bey ve onun eşi -yani Naim Efendi’nin kızı- Sekine Hanım ise kızları Seniha ile birlikte bu devrin ‘‘rokokolaşmış’’ kişileridir. Selim İleri’nin tabiriyle bu rokoko kelimesiyle yazarın kastettiği ise içi kof, dışı süslü püslü, yeni toplumsal hayattır.
Bu devirde davranışlar, yaşam tarzı, giyim-kuşam, eğlence anlayışı hatta mimari bile değişmiş, Batılılaşmıştır. Bu eskiyle yeninin çatışması, yozlaşmış yaşam tarzları da Naim Efendi’nin yaşadığı konak üzerinden okurlara sunuluyor. Özellikle bu değişim ve yozlaşma hâli Yakup Kadri tarafından şu şekilde özetleniyor:
‘‘Yüksek rütbeli devlet adamlarının tesis ettikleri Osmanlı kibarlığının kundağı canfes astarlı ve serapa (baştan başa) ilikli İstanbulin idi. Sonra redingot devri geldi ve redingotu içinden yarı uşak, yarı kapıkulu, riyakâr,