Fırat Öter

Düşman bir çevrede ister istemez kitaplara kaçıyorum. Yani düşünceye ve edebiyata hür bir tercih sonunda yönelmiyorum. Yaşamak için kendime bir dünya inşa etmek zorundayım.
Sayfa 23
Edebiyat
Reklam
Seni ezdiğimizde ağlıyordun. Güçsüzlük belirtisi olarak yorumlanabilen bu şey aslında senin yaşamındı. Oysa biz taşlar kadar güçlü, bir o kadar da cansızdık.
Sayfa 235
Edebiyat
Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg'u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünyanın kendisini hiç görebilir mi?"
Tarih
Ben, uğur ve uğursuzluk diye bir şey olduğunu sanmıyorum. Bu dünyada inandığım bir tek şey varsa, o da bir insanın başka bir insanın hayatına karışmaya hakkı olmadığıdır. İnsan dilediğini, istediğini yapmalı. Evet, belki bir insan başkasına yardım eder, ama ne yapması gerektiğini söyleyemez.
Edebiyat
Sevgiden, paradan ve ünden ziyade gerçeği verin bana. Yiyeceklerin servet tuttuğu, şarabın bardaklardan taştığı, dalkavukların hazır bulunduğu masalarda oturdum, içtenlik ve gerçeklik bulamadım; konukseverliğin olmadığı bu sofralardan açlık çekerek ayrıldım. Konuk ağırlama ve ikram buz gibi soğuktu. Bu insanları dondurmak için buza gerek yoktu. Bana şarabın yıllanmışlığından ve üzüm bağının seçkinliğinden söz ettiler; bense daha seçkin bir bağı, daha eski, daha eşsiz ve daha saf bir şarabı aklımdan geçirdim. Onlarda yoktu ve satın alamazlardı
Felsefe
Reklam