Serkan Mutlu

Oğuz Aktürk

, bir kitap okudu
8/10
·600 syf.·
12 günde okudu
·
2025 41. kitabı
Dan Brown
8.5/10 · 4.023 okunma
Serkan Mutlu
Hiç Dan Brown okumadım. Sen beğenirsen okuyacağım:)
Reklam
Puan vermedi
Etik tartışılmaya başlandığı her yerde ahlakla karıştırılmaktadır. Bazı yerlerde etiğin ahlakın yerine kullanılmakta olduğuna defalarca şahit olmuşuzdur. Fakat ahlak, insanın bütün unsurlarıyla hazır bulduğu norm ve kurallar bütünüdür. Bu durumda insan, ahlak söz konusu olduğunda pasif bir alıcı konumundadır. Bir tür yaşam bilgeliği olan ahlak, yerel ve lokaldir. Bahsettiğimiz bu kavram tarihselliği olan bir pratiktir. Etik ise ahlaki hayatı her yönüyle ele alan, ahlaka yönelen felsefi bir disiplindir. Ahlak, eylemin pratiğini temisil ettiği yerde etik, pratiğin kuramı olmak durumundadır. Etik, ahlak gibi verili bir durumun kendisi değil; verili olan ahlakın tartışılarak temellendirilmesini ve akli olarak soruşturulmasını temel alır. Bu noktada pasif bir tutum yerine, aktif bir duruşu temsil eder. Felsefi bir disiplin olan etiğin tarihi Antik Yunan'a kadar dayanmaktadır. MÖ 5. yüzyılda kendinden bahsedilmeye başlanan etik, özellikle Sokrates ve Platon tarafından dilendirilmiştir. İnsanların yaşamının amacını ve nasıl yaşamaları gerektiğini sorunlaştıran filozoflar, bunun cevabının erdemli bir yaşam olduğuna kanaat getirmişlerdir. Erdemli olmanın gereklerini ortaya koyarken, ahlakın evrenselliğini de savunan filazoflara ilk karşı çıkış Sofistlerden gelmiştir. Sofistlere göre, herkes için geçerli bir takım genel geçer ahlaki ilkeler yoktur. Ahlak içinde bulunduğumuz topluma ve kültüre göre değişiklik göstermektedir. Tarihteki ilk ahlaki göreceliği savunanlar sofistler olmuşlardır. Sokrates ve Platon ise ahlakın evrensel geçerliliğini temellendirmeye çalışarak sofistlerin argümanlarını çürütmek için çaba sarfetmişlerdir. Günümüzde çokça kullanılan etik türlerinden birisi de yararcı etiktir. Buna ayrıca sonuçcu etik denilmektedir. Ahlaki yargıların doğrulanması,
Marx ve EtikPhilip J. Kain · İletişim Yayınları · 02 okunma
Serkan Mutlu
Etik konusunda öz ve güzel bi yazı olmuş. Kitap tavsiyesi için de teşekkürler
Bir Kitap Kafeniz Olsun İster Miydiniz?
8/10
·288 syf.··
2024 49. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2024 20:36
Bu kitap yorumunu Instagram profilimde de bulabilirsiniz: instagram.com/alintilarlayasi... "Olmak istediğimiz kişi olabilmiş miydik?" (s. 252) Hyunam-Dong Kitabevi kitabı, Kore edebiyatı teması altında uzun zamandır karşıma çıkan kitaplardan biriydi. İlgi alanıma da hitap edeceğini düşündüğüm için sonunda bu kitabı okudum. Bu kitapla hayatım arasında bazı benzerliklerin olduğunu fark ettim. Sevdiğin bir işi yapmakla zorunda olduğun bir işi yapmak arasındaki fark, benim de kendi mesleğimi yaparken içine düştüğüm çıkmazlardan biriydi. Mimarlıktan mezun olduktan sonra 1 yıl çalışıp ardından tamamen istifa ettiğim için bu kitabı çok daha iyi anlıyorum. Çünkü baş karakter Youngjou da, eski işinde tatildeyken bile çalışan bir insanken sonrasında kendi kitabevini açıyor. Kitabevini açtıktan sonra her ne kadar maddi bir darboğazdan geçmek zorunda kalsa da, insanlarla manevi ve sosyal bağlar kurup hayatı gerçekten yaşadığını hissediyor. Kitapta Youngjou'nun kitabevine bağlı bir kitap okuma grubu kurup bunu işletmesini de 5 yıldır yönetmeye devam ettiğim online kitap okuma grubuma benzettim. Gerçekten de bu hayat, benzer kitapları okuduğunuz insanlarla birlikte olunca çok daha keyifli geçiyor. Hayatın risk almaya değip değmeyeceğini de okuyabileceğiniz bu kitapta, insanın kendi tutkusuna giden yolun tabelasının üstünde "cesaret" yazdığını görüyoruz. Çünkü cesaretsiz ve risk alınmamış bir hayatın, başkalarının boyunduruğunda geçen edilgen bir hayat olarak kalacağını düşünüyorum. Jack Nicholson'ın başrolde oynadığı Guguk Kuşu filminde çok sevdiğim bir sahne vardı. Hiç kimsenin kaldırmaya yanaşmadığı bir lavaboyu gören Jack Nicholson kollarını sıvar ve neredeyse imkansız olanı yapmaya girişir. Sonrasında başaramadığında ise "En azından denedim" der. İşte sırf
Edebiyat
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,2bin okunma
Serkan Mutlu
Piyasada edebiyattan yoksun o kadar çok popüler kitap var ki o yüzden elim gitmemişti bu kitaba. Güzel inceleme için teşekkürler. Biraz da kendimi iyi hissedeceğim kitapları okuyayım:) Yazında yayıncılık, kitapçı sektöründen, bahsetmişsin acaba Kore'de de öylemi merak ettim.
Kâinattaki yerimi tespit..
9/10
·202 syf.··
2024 116. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2024 21:55
İlk sayfaya "ait olduğum yeri beklerken" diye not düşerek başladım kitaba. Atay'ı anlamak zor. Okumak zor. Ama okuma kültürü anlamında bir noktaya vardıktan sonra bu zorluklar artık hipnotize etkisi yaratarak sizi kendisine çekmeye başlıyor. Bir kere Atay'la aynı masaya oturduğunuzda oradan kalkamıyorsunuz. Yer yer beyniniz patlıyor, duygularınız karmaşıklaşıyor, bazen fazlaca duraksıyor ama bazense gözlerinizi alamayacak kadar zamanın hızlı akışının girdabında kayboluyorsunuz. GENEL BAĞLAMDA ATAY'IN KARAKTERLERİ Oğuz Atay’ın eserleri denince aklımıza hep romanları, öyküleri ve oyunları gelir. Ama daha da önemlisi olaylardan ve kurgudan ziyade Atay'ın yarattığı karakterlerdir. Bu negatif yüklü doldurulmuş topluluğun içinde: içsel sorunlarını çözememiş ve kendini toplumun kümesine dâhil edememiş entelektüeller, sınıf bilinci olmayan ve diğerleri tarafından acımasızca dışlanan ayaktakımları, seçenekleri hep intihara çıkanlar, cinayete kurban gidenler veya bizzat cinayet işlemeye yol alanlar ve akliyat ile delilik arasındaki ince çizgide kaybolanlar yer alır. Tüm bu kahraman tiplemeleriyle doludur Atay'ın kişiler topluluğu. Elbette bu karakterler bulundukları hikâyenin somut düzlemde birer ögesidir. Fakat öyle belirgin ve keskinlerdir ki her zaman karakterler anlatılan olayların en ön vitrininde kendisine yer bulurlar. Çünkü buna sebep olan Atay'dır. O karakterleri öyle yoğurur ki, ortaya çıkanın ekmeğin lezzetinin ana sebeblerini anlama konusunda ortak noktaya varırız. :') Atay'ın yarattığı bu olumsuz karakterler, ne katıyor bizlere diye bir soru da atılabilir ortaya. (ki bazılarının bu soruyu bir soru olarak değil de suçlayıcı bir tavırla sormaları da ayrı bir meseledir.) Burada yapılması gereken, bu karakterleri sadece negatiflikleri yönünden değerlendirmemek
Edebiyat
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,4bin okunma
Serkan Mutlu
Oğuz Atay'ın karakterlerindeki ki tutunamamışlık aslında çoğu insanın hayatının bi evresinde yaşadığı bir duygu. O yüzden onu okuduğumda bir psikanaliz süreci yaşıyormuşum gibi hissediyorum. Böyle detaylı bi inceleme yazmak çok fazla emek istiyor. Ellerine sağlık.
Zira biriyle başbaşa olamayışa karşı benim fantezim her zaman yemek yiyerek okumak oldu. Bende eksik olan şey toplumun ikamesi. Sayfaları ve lokmaları sıra­sıyla gövdeye indiriyorum; sanki kitabım da benimle birlikte yemek yiyor.
J.J. Rousseau
Serkan Mutlu
Derrida nın Yazı ve Farkını okudum. Yüzde 80 i anlamadım:) Gramatoloji nasıl sence. Paylaştığın alıntılar gayet iyi.