Serkan Mutlu

Foucaultcu bir tarzda, basbayağı davranışların yönetilmesi ya da eylemler üzerinde eylemde bulunması olarak tasavvur edilen iktidar bir yaptırma sanatıdır; ya da yaptırmak, duyguların sonucudur, zira duygu, bir duygulanımın (bir şeye karşılaşmanın) bana yaptığı şey (bende ya Sevinç ya da keder doğurur) ve bunun sonucunda da bana yaptırdığı şey demektir; çünkü conatus'un yönlendirilmesi ve bir şey yapma arzusu bir duygu sonucunda ortaya çıkar. Dolayısıyla işlevsellik bakımından iktidar, duygu üretimi ve duygular aracılığıyla teşvik etme mahiyeti taşır. O halde, davranışları yönetmek bir duygulandırma sanatından başka bir şey değildir; epistemolojisine uygun olarak yönetmek yönlendirmek demektir, ama sözcüğün en düz hatta geometrik anlamıyla: arzunun conatus-vektörlerini belli istikametlere yönlendirir. İktidar aynı hizaya getirme uygulamanları toplamından ibarettir."
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi
Etik tartışılmaya başlandığı her yerde ahlakla karıştırılmaktadır. Bazı yerlerde etiğin ahlakın yerine kullanılmakta olduğuna defalarca şahit olmuşuzdur. Fakat ahlak, insanın bütün unsurlarıyla hazır bulduğu norm ve kurallar bütünüdür. Bu durumda insan, ahlak söz konusu olduğunda pasif bir alıcı konumundadır. Bir tür yaşam bilgeliği olan ahlak, yerel ve lokaldir. Bahsettiğimiz bu kavram tarihselliği olan bir pratiktir. Etik ise ahlaki hayatı her yönüyle ele alan, ahlaka yönelen felsefi bir disiplindir. Ahlak, eylemin pratiğini temisil ettiği yerde etik, pratiğin kuramı olmak durumundadır. Etik, ahlak gibi verili bir durumun kendisi değil; verili olan ahlakın tartışılarak temellendirilmesini ve akli olarak soruşturulmasını temel alır. Bu noktada pasif bir tutum yerine, aktif bir duruşu temsil eder. Felsefi bir disiplin olan etiğin tarihi Antik Yunan'a kadar dayanmaktadır. MÖ 5. yüzyılda kendinden bahsedilmeye başlanan etik, özellikle Sokrates ve Platon tarafından dilendirilmiştir. İnsanların yaşamının amacını ve nasıl yaşamaları gerektiğini sorunlaştıran filozoflar, bunun cevabının erdemli bir yaşam olduğuna kanaat getirmişlerdir. Erdemli olmanın gereklerini ortaya koyarken, ahlakın evrenselliğini de savunan filazoflara ilk karşı çıkış Sofistlerden gelmiştir. Sofistlere göre, herkes için geçerli bir takım genel geçer ahlaki ilkeler yoktur. Ahlak içinde bulunduğumuz topluma ve kültüre göre değişiklik göstermektedir. Tarihteki ilk ahlaki göreceliği savunanlar sofistler olmuşlardır. Sokrates ve Platon ise ahlakın evrensel geçerliliğini temellendirmeye çalışarak sofistlerin argümanlarını çürütmek için çaba sarfetmişlerdir. Günümüzde çokça kullanılan etik türlerinden birisi de yararcı etiktir. Buna ayrıca sonuçcu etik denilmektedir. Ahlaki yargıların doğrulanması,
Marx ve EtikPhilip J. Kain · İletişim Yayınları · 02 okunma
Dune
"Yakında hepimizin buradan gideceğini, muhtemelen de burayı bir daha asla göremeyeceğimizi düşünüyordum." "Bu seni üzüyor mu?" "Ne üzmesi saçmalama! Dostlardan ayrılmak üzücüdür. Mekanlarsa altı üstü mekandır."
Sayfa 49·Kitabı okudu
10/10
·132 syf.·
2018 6. kitabı
SPOİLER YOKTUR.🤗 Sizi alışılagelmişin dışında ,farklı mı farklı bir kitapla tanıştıracağım hanımlar ve beyler.Yalnız üzüntümü beyan ederek başlamak istiyorum.Kitabın 60 okunmasının olması beni bir hayli üzdü.(Sebebini incelemenin devamında anlayabilirsiniz) Kitap ülkemizde birçok ünlü yayınevi( Can,yky, doğan kitap)tarafından basılmış olmasına rağmen pek tutulmamıştır.Bunun sebebini eleştirmenler Türkiye’de yenilikçi kitapların tutulmamasına bağlıyor. Kitap 1955'te yayımlanmış ilk kez TOMRİS UYAR tarafından 1955’te çevrilmiştir.Ve yine ilk basım ‘’De Yayınları’’ tarafından 1970 ‘te yapılmıştır.(Bendeki Doğan Kitap’ın ikinci basım 2013). Size tavsiyem Tomris Uyar çevirisinden okumanız. Aslında kitap ilk yayımlandığı zaman kendi ülkesinde de rağbet görmemiş.Eleştirmenler ve okuyucular tarafından dikkate alınmamış anlaşılmaz bulunmuş..Sebebi ise yazarın farklı yazım tekniği geliştirmiş olması.Latin Edebiyatında ilk kez bilinç akışı yöntemini kullanan oydu çünkü. 1970’li yıllardan sonra hak ettiği ilgiyi görmüş ve ödül üstüne ödül almış öyleki İspanyol Edebiyatının ikinci önemli eseri olarak kabul edilmiş.Hatta Marquez’ i öyle etkilemiş ki şuan en ünlü eseri olan ‘’Yüzyıllık Yalnızlık eseri’’ni ondan ilham almıştır. İnternette yaptığım araştırmalar sonucunda Marquez’in kendi ağzıyla anlattığı şu pasaja rastladım: Marquez zorlukla yazdığı kitabı ‘’Yüzyıllık Yalnızlık ‘’ kitabının yazılış sürecinden bahsederken ;bir arkadaşının bu kitabını verdiğini ve sen de yazdığını mı sanıyorsun bunu oku dediğini ve sonrasında kitabı okumaya başladığını ve bitirdiğini ardından tekrar okuduğunu ve hayran kaldığını söyler.Kitaptan okadar etkilenmiştir ki eserinde burda kullanılan hayalet köy Comala’yı ilham alır ve alıntı yapar.Marquez başta olmak üzere birçok yazara göre bu eser
Pedro ParamoJuan Rulfo · Doğan Kitap · 20192,276 okunma
Kâinattaki yerimi tespit..
9/10
·202 syf.··
2024 116. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2024 21:55
İlk sayfaya "ait olduğum yeri beklerken" diye not düşerek başladım kitaba. Atay'ı anlamak zor. Okumak zor. Ama okuma kültürü anlamında bir noktaya vardıktan sonra bu zorluklar artık hipnotize etkisi yaratarak sizi kendisine çekmeye başlıyor. Bir kere Atay'la aynı masaya oturduğunuzda oradan kalkamıyorsunuz. Yer yer beyniniz patlıyor, duygularınız karmaşıklaşıyor, bazen fazlaca duraksıyor ama bazense gözlerinizi alamayacak kadar zamanın hızlı akışının girdabında kayboluyorsunuz. GENEL BAĞLAMDA ATAY'IN KARAKTERLERİ Oğuz Atay’ın eserleri denince aklımıza hep romanları, öyküleri ve oyunları gelir. Ama daha da önemlisi olaylardan ve kurgudan ziyade Atay'ın yarattığı karakterlerdir. Bu negatif yüklü doldurulmuş topluluğun içinde: içsel sorunlarını çözememiş ve kendini toplumun kümesine dâhil edememiş entelektüeller, sınıf bilinci olmayan ve diğerleri tarafından acımasızca dışlanan ayaktakımları, seçenekleri hep intihara çıkanlar, cinayete kurban gidenler veya bizzat cinayet işlemeye yol alanlar ve akliyat ile delilik arasındaki ince çizgide kaybolanlar yer alır. Tüm bu kahraman tiplemeleriyle doludur Atay'ın kişiler topluluğu. Elbette bu karakterler bulundukları hikâyenin somut düzlemde birer ögesidir. Fakat öyle belirgin ve keskinlerdir ki her zaman karakterler anlatılan olayların en ön vitrininde kendisine yer bulurlar. Çünkü buna sebep olan Atay'dır. O karakterleri öyle yoğurur ki, ortaya çıkanın ekmeğin lezzetinin ana sebeblerini anlama konusunda ortak noktaya varırız. :') Atay'ın yarattığı bu olumsuz karakterler, ne katıyor bizlere diye bir soru da atılabilir ortaya. (ki bazılarının bu soruyu bir soru olarak değil de suçlayıcı bir tavırla sormaları da ayrı bir meseledir.) Burada yapılması gereken, bu karakterleri sadece negatiflikleri yönünden değerlendirmemek
Edebiyat
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,4bin okunma