Ulaş koç

Ulaş koç
@Ulasskoc
İnsanın gözü karanlıkta da iyi görmez, çok parlak ışıkta da.  instagram.com/ulasskoc
Oğrenci
Akdeniz Üniversitesi
İstanbul
İstanbul, 30 Mart
26 okur puanı
Şubat 2017 tarihinde katıldı
Bayhoca lâf attı: oldu mu ya, Kel Derviş, hani bunun duası? Kel Derviş suratını buruşturarak baktı: Biz Türk dili biliriz. Suyun geldiği yana Yukarı, gittiği yana Aşağı deriz, Bayhoca dilin anlaşılmazlığından hiçbir şey anlamazız, koca Tanrıya şükür!
Sayfa 380 - Tekin Yayınevi·Kitabı okudu
Tarih
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Duygu Sömürüsü
Hayatta ne zaman mutlu olsam, bunun en iyi günlerim olduğunu hatırlatacak bir mutsuzluk habercisi daima karşıma çıkmıştır. Ya bizim kültürümüz bunlardan çok fazla yetiştiriyor ve ihraç edilemez olduklarından başımıza kalıyorlar ya da dünkü mutsuzluklarını şimdiki zamanda yenmeye uğraşmayanlar, başkalarının mutluluklarını da sınırlayarak teselli buluyorlar!
Sayfa 141 - Everest Yayınları·Kitabı okudu
İnsan ve Duygular
Allah’ın da sevip çekindiği biri olsaydı, belki o da her aklına eseni yapamazdı. Ama tek başına yaşadığı için sevgiden habersizdi, acı vermekten hiç korkmuyordu. Böyle düşündüğüm için ne gök gürledi, ne şimşek çaktı.
Sayfa 227 - Bilgi Yayınevi·Kitabı okudu
Edebiyat
Domino
Hiçbir şeyin birbirini tutmadığı ve her şeyin en şaşırtıcı şekilde birbirine bağlı olduğu bir dünyada, bilmediğimiz bir yerde kopan bir fırtınanın getirdiği enkazdan yapılmış bir panayırda inmişim gibi yaşamaya başladım. Bu fırtına nerede kopmuştu? Hangi tuhaf ve zıtlıklarla dolu alemleri yağma etmiş yahut nasıl karmakarışık bir armadayı didik didik böyle savuşturmuş ki bize kadar getirip önümüze yığdığı şeylerin hiçbirini asıl kendi çehrelerinde tanımamıza imkan yoktu. Her şey bir hokkabaz şapkasından çıkar gibi birbirinin peşinden, birbirine takılı geliyordu. Bu yaşanırken çok rahat, sonradan üzerinde düşünülünce bir kabus gibi sıkıcı bir şeydi.
Sayfa 138 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
İç Hesaplaşma
Böyle günübirlik bir fikir hayatının tabii bir neticesi olarak tezatlara, manasızlıklara, hatta edepsizliklere düşüyordum. İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum; müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... içimizde şeytan yok... içimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var... Hiçbir şey üzerinde düşünmeye, hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde, insan iradesinin üstündeki tesirlerde arıyoruz.
Sayfa 250 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe