Tümüyle haklıydı, belki eskiden de berbat bir yerdi dünya, belki eskiden de bu kadar bencil, bu kadar acımasız, bu kadar aptal, bu kadar cahildi insanlar ama bu kadar cüretkâr değillerdi. İnanmasalar bile bilgiye kıymet veriyorlardı, vicdanlı olmanın öneminden bahsediyorlardı, merhametli olmak gerekir diyorlardı. Haklı olmanın, adil olmanın, fedakâr olmanın bir anlamı, bir değeri vardı. Oysa şimdi insanlık barbarlık dönemine geri dönmüştü.
Yunan bir filozof şöyle demişti: 'Bir kere sınırı aşan için artık sınır yoktur.' Yani her günah mübah her ahlaksızlık makbul, her hırsızlık artık mümkündür."
İhanetin en kötü yanı, sadık insanlara duyduğumuz güveni de yok etmesidir. Kurunun yanında yaş da yanar meselesinden çok daha trajik, çok daha yıkıcı bir durumdu bu. Bütün hayatınızı karartır, sizi paranoyak yapardı.
Hatırlamıyor değil, hatırlayamıyordu. Çünkü geçmişi unutması gerekiyordu. Geçmişi unutmazsa bugünü ve geleceği yaşayamayacaktı. Anlamsızlığın saydam hapishanesinde, kirpiklerini kırpmaya bile üşenerek ölümü bekleyecekti.