"Dânî ki men zi-âlem yalguz seni sever men
Ger der berem neyâyî ender gamet öler men"
(Bilirsin ki ben alemde yalnız seni severim. Eğer yanıma gelmezsen gamınla ölürüm.)
Mevlâna
Madem ki biz batmakta olan bir gemiye zincirlenmiş lanetli bir ırkız,madem ki bütün bunlar kötü bir şaka, hiç olmazsa bize düşeni yapalım; hapishane arkadaşlarımızın acısını azaltalım;zindanı çiçeklerle yastıklarla donatalım;olabildiğince iyi davranalım.
O ana dek hiçbir ilahi kelam,hiçbir tanrısal alamet,hiçbir semavi işaret ulaşmamıştı kendisine.İlahi olan hiçbir şeye inanmamıştı.Hep dinsiz olmuş,rahiplerle ve ruhlarının ölümsüzlüğüyle tatlı tatlı dalgasını geçmişti Bu hayatın ötesinde bir hayat yoktu ona göre;hayat o anda ve oradaydı,sonrasıysa sonsuz kör edici karanlıktı.Oysa kızın gözlerinde gördüğü şey ruhtu... hiçbir zaman ölmeyecek olan ebedi ruh.Tanıdığı hiçbir adam ve hiçbir kadın onda ölümsüzlük fikri uyandırmamıştı.Ama kız öyleydi.Daha kendisine ilk baktığı anda fısıldamıştı bunu.Yürürken kızın yüzü gözlerinin önünde pırıl pırıl parlıyordu;solgun ve ciddi,hoş ve duyarlı,ancak bir ruhun yapabileceği gibi merhamet ve şefkatle gülümseyen ve gencin asla hayal edemeyeceği kadar saf ve masum.