Sibel

Sibel
Bir kamu kuruluşunda yakın bir zamanda emekli oldum. #MerhabaHayat, #GöğeUzananSarmaşıklar, #DeliGönül, ŞiirlerinKanatSesi, #SihirliMühür, #GelincikFırtınası ve #BirHayalimVar kitaplarının yazarıyım.
Ve Wetch, gerçeği görmeye başladı: Ged, nene kaybetmiş ne de kazanmıştı ama kendi ölümünün gölgesini kendi ismiyle adlandırarak kendisini bütünleşmişti. Tam bir insan olmuştu. Tüm kişiliğinin bilincinde olan, kendisinden başka hiçbir güç tarafından kullanılmayacak veya ele geçirilmeyecek, o yüzden de hayatını, hayattan yana yaşayacak, hiçbir zaman yıkım, acı, nefret ve karanlığın hizmetine girmeyecek bir insan. En eski şarkı olan Ea'nın yaradılışında, "Söz sessizlikte, ışık karanlıkta, yaşam ölürken; bomboş gökyüzünde uçarken parlar atmaca," denir.
Sayfa 187 - Çeviri önemli bir meziyettir. İnanılmaz ama 18.baskı olduğu belirtilmiş. Çeviri yapan"Müge Gürsoy Sökmen" uzun ve karmaşık bir kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yaban
"Bilgimin, malûmatımın ve hesaplarımın yetmediği noktadan itibaren muhayyilem var kuvvetiyle işlemeğe başlıyor. İstanbul gazetelerinden alınmış derme çatma haberlerden anlaşılıyor ki düşman bu seferki muharebede en son kozlarını oynamağa karar vermiştir. Kralını bile öne sürmüştür. Bir Prens Andrea ordusundan bahsediliyor. Güya düşmanın istila ettiği sahalarda en çok mezalim yapan bunun kumandasındaki kuvvetlermiş." Yorum: Alıntıdan da anlaşıldığı üzere, Birinci Dünya Savaşı döneminde yaşanan dramı; engelli bir Gazi askerin dilinden anlatıyor. İçinde dramatik bir de aşk hikayesi bulunmaktadır. Kitap konusu çok güzel olmasına rağmen, eski kelimelerle okunması sıkıcı oluyor. İnanıyorum ki günümüz Türkçesine uyarlandığında çok daha fazla okuyucu ilgisi olacaktır.
Sayfa 118 - İletişim·Kitabı okudu
Edebiyat & Roman
Alıntı ve yorum.
Kitap beş öyküden oluşmuş ve tamamı portre türünde yazılmıştır. Konular güzel olsa da çeviri uzun cümlelerden dolayı sıkıcı olmuştur. Gereksiz yerlerde, fazlaca "ve" ilgi eki kullanılmış. Kısacası, konular güzel fakat çeviri sıkıntılı. Alıntı: Pek çok insanın sahip olduklarının değerini -kendileri için ne kadar değersiz olursa olsun - ne kadar sıkıntı ya da huzursuzluk verici olursa olsun, başkalarının onu elde ederek ya da kendilerinin onu terk ederek kazanacaklarıyla ölçmeye yatkın olduğunu biliyorum.
Sayfa 48 - Zeplin·Kitabı okudu
Hikaye-Öykü
Asalet
Pençeleyip yırtarak dövüşmeyi ve kurt usulü dişleriyle çekip koparmayı öğretmnek, onun için içten bile değildi. Çoktan unutulmuş ataları hep bu usulle dövülmüşlerdi. İçinde canlanmaya başlayan eski yaşama hız verdi ataları. Kuşaktan kuşağa geçmiş bütün ustalıklar onun ustalığı oldu.
Sayfa 32 - Can Yayınları
Edebiyat & Roman
GİZEMLİ GÜNEYDOĞU
Devlet memuru olmanın bir kaderi de şehir şehir gezmek zorunluğuydu! Hele hele yer değiştirmeye yeni rotasyona tabi iseniz, bir sene bir şehirde, ertesi sene başka bir şehirde... Her gittiğiniz yerde iki veya üç yıl, bazen bir, bazen de beş yıl kalabiliyorsunuz. Bölgesine göre değişiyordu bu süreler. O sene Naci ve Ayşegül’ün tayinleri Güneydoğu’ya çıktı. Daha önce hep büyük şehirlerde çalışmışlardı. Özgürlük ve modern hayattan uzak, dışa kapalı küçük bir şehre nasıl ayak uyduracak nasıl yaşayacaklardı? Bambaşka, gizemli bir dünyaydı Güneydoğu onlar için. Çarşıya alışverişe çıkması gerekiyordu Ayşegül’ün. Çevresinde kadınların geleneksel, yerlere kadar sürünen entariler giydiğini gördüğü için, yaşam tarzını onlara göre değiştirmiş; uzun kollu bluz, yerlere kadar sürünen etek alacaktı. Yaşadığı yere ayak uydurmaktı gayesi. Buna rağmen şehir halkı, dışarıdan gelenleri hemen fark ediyor, kuşkuyla karışık uzun uzun yüzlerine bakıyorlardı. Bu bakışlardan Ayşegül rahatsız oldu. Onlarla göz göze gelmemek için başını öne eğerek yürüdü çarşıya kadar. Aynı sıkıntıyı işe başladığı gün de yaşamıştı Ayşegül. Çalıştığı iş arkadaşları çok farklıydı. Birçoğu kendi aralarında Kürtçe konuşuyorlardı. O ise konuşulanların tek kelimesini anlamadığı için sessiz sedasız onları izliyordu. Çalışma arkadaşlarıyla tanışmıştı ama onlarla sohbet edecek vakit bulamamıştı. Öğlen yemeğini nerede yerler, ne yaparlar… Herhangi bir bilgisi yoktu. Öğlen tatil saati gelince herkes bir yerlere dağılıyordu. Ayşegül çalıştığı dairenin bahçesinde tek başına kaldı. ‘Lokantalardan birine gidip karnımı doyurayım’ diye düşündü. Önce tereddüt etti. ‘Böylesine, geleneksel ve kapalı bir şehirde Lokantaya gitmek doğru olur mu?’ diye geçirdi aklından. Karnı açtı ve yemek yemesi gerekiyordu. Ne de olsa şehir
Sayfa 111 - OZAN YAYINCILIK·Kitabı okudu
Hikaye-Öykü