Orada gökyüzü ile yeryüzü arasında ürkek ürkek süzülen, yolunu kaybetmiş bir güvercin, bir zamanların sadakatsiz elçisi, insanlığın atası Nuh'a bizim yazgımızı bildirir. Ve tıpkı binlerce yıl öncesinde olduğu gibi dünya, birinin elini uzatıp "İmtihan yeterli" demesini bekler ısrarla ve sabırla.
Bir zamanlar sular altında kaldığı gibi kan ve ateş denizi altında kalmış yeryüzü, tufan geri gelmiş; güvercin dinleneceği bir yer bulmak için tüm ülkelerin üzerinden, içinden uçmuş, sonra Nuh'a geri dönmek, ona zeytin yaprağını götürüp müjdeyi vermek istemiş. Fakat o günlerde zeytin yaprağını da hiçbir yerde bulamamış; felâket tufanı gittikçe daha da yükselmiş ve insanlığın üzerine çökmüş, gitgide daha da yayılmış yangın. Ne yazık ki bugün bile hâlâ dinlenecek bir yer bulamadı güvercin, insanlık da barışı bulamadı hâlâ...