Adalet 29 yaşında travmalar ile yaşayan ve bir gün “ öleceğimi öğrenince çok şaşırdım” diyor ve hikayesini bize anlatmaya başlıyor. Gerçek ve zihin oyunları birbirine bir dolanıyor sizde o şüpheyle hikayenin içimde ilerliyorsunuz.
Adalet hayat için elinden geleni yaptığını düşünüyor. Hayatta kalmanın ötesinde yaşamayı denedim diye düşünüyor.(bugünlerde bir çok kişinin sorgulaması aslında) Düşe kalka bir hayat yaşıyor. Ama düştüğü yerden ne kadar kalkabiliyor? “Oysa ben her gece ağrıyla uyudum, her sabah sancıyla uyandım” S:109. Hayatı herkesin yaşadığı gibi “basit” yaşayamıyor. Kendi içindeki gelgitleri ile mücadele etmeye çalışıyor. Sırları ile yaşıyor ve çok kırılgan. İzleyenler bilir okurken ben hissettim belki sizde hissedersiniz Jim Carrey Bay evet filmi vardı Adalet’de her şeye evet demek istiyor zorluyor kendini ve nasıl bir tatlı aşka yelken açıyor. Nasıl güzel bir birbirini tanıma gerçekleştiriyorlar.(özenilesi). “Zaman geçirmek için mi tanışıyoruz,yoksa tanışmak için mi zaman geçiriyoruz?” S:210.
Savaş veriyor,kendiyle,çevresinde olanlarla,isyan etmeye çalışıyor; “Görüyoruz ama görmediğimize inandırmaya çalışıyoruz kendimizi. Susmanın günahından böyle kurtulabilirmişiz gibi. Gözümüzde maraz yok. Maraz akılda,kalpte. Korkunç bir mikrop dolaşıyor içimizde” diyor. S:290.
İvan İlyiç'in Ölümü okuyanlar hayati farklı bir pencereden sorgulamayı,pişmanlıkları görecekler bu açıdanda çok değerli bir eser.
Bir hayattınız daha yok ve olmayacak. Ölmeden önce ne yapmak isterdiniz? Listeniz var mı? Nelere pişman olursunuz? Vicdanınız rahat olur mu? Sorular uzar gider… Adaletin hikayesine bakalım birde o ne yapabildi ne yapamadı.
“Hikayeler böyledir,bazen sadece bir kişi dinlesin diye anlatılır. Bir kişi çünkü,dünya demektir. Dünya da hikaye…” Dokunmadan