“Bir insanın sokaklarda devrilip yuvarlanması kolay bir iştir. Oysa iki ayağı üzerinde dimdik ve sendelemeden durup tüm evrende kendisi için tek bir özgürlüğün bulunduğuna karar kılması korkunç bir sınavdır. Bir başka deyişle ölüm gününü önceden kestirebilme özgürlüğünün! İşte bu adam için beyaz mantık saati gelip çatmıştır. O artık yalnız eşyanın kanunlarını bilir, anlamını değil. En tehlikeli saatidir bu onun. Ayakları mezara giden yolu bulmuştur artık. Her şey durulaşır şimdi onun gözünde. Tüm bu şaşırtıcı ölümsüzlük özlemleri aslında ölüm korkusundan titreyen ruhların paniğe kapılmalarıdır. Bunların ölmek güdüleri yoktur, ölüm zamanı gelip çatınca ölme iradelerinden yoksundurlar. Kendilerinin daha kurnaz çıkacaklarını ve geleceği kazanacaklarını sanırlar. Mezarın karanlığını ya da ateşin o yok edici sıcaklığını öteki hayvanlara bıraktıklarını sanırlar. Oysa beyaz mantığının bu anma erişmiş olan bu adam, bunların yalnız ve yalnız kendilerini kandırdıklarını bilir. Aynı olay herkese aynı biçimde uygulanmaktadır. Güneşin altında yeni bir şey yoktur, zayıf ruhların özlemini çektiği o ölümsüzlük bile yoktur. İki ayağının üzerinde sendelemeden duran adam bunun farkındadır.”