Ahmet K.

Ahmet K.
Söz ,vicdana tesir eden bir mâna taşımalıdır.
Bediüzzaman, kelimelerin taşıdığı mânanın nasıl olması gerektiğini özetle şöyle açıklamaktadır : Bir sözdeki ifâdeler, mânayı kulağa boşalttığı gibi, aynı sözün mânası zihne nüfuz ederek vicdanda da tesir meydana getirmelidir. Böylece mâna, fikir çiçeklerini sulamalıdır. Yani her söz bir mâna ifâde etmeli ve fikir unsuru taşımalıdır. Bu görüş, dimağa gelen bir fikirden insanın istifade etmesini isteyen bir anlayışın mahsulüdür. Bunun içindir ki, bir söz, vicdana tesir eden bir mâna taşımalıdır. Zira, neticede feyizli fikirler ortaya çıkacaktır. Bunun için Bediüzzaman'ın ifâdesiyle, «her gelen sözün kalbe girmesine yol verme»melidir. « Mihenge vurmalı» (7), yâni mụhakemeye tâbi tutmalıdır. Kabul veya red iradesi bu takdirde belirlenmelidir. (7) Münazarat, 9.
Sayfa 385·Kitabı okudu
İnsan ve Toplum
Reklam
«Evet beşer, hakikata muhtaç olduğu gibi bazı keyifli hevesata da ihtiyacı var. Fakat bu keyifli hevesat, bește birisi olmalı. Yoksa havanın sırr-ı hikmetine münafi olur. Hem beşerin tembelliğine ve sefahetine ve lüzumlu vazifelerinin noksan bırakılmasına sebebiyet verip beşere büyük bir ni'met iken, büyük bir nikmet (ceza) olur. Beşere lâzım olan sa'ye (çalışmaya) şevki kırar» (10). (10) Emirdağ Lâhikası, c. 2, 66 - 67.
Sayfa 377·Kitabı okudu
Din
“Modernlik”
Biz modernliği kendimizle bir hesaplaşma ve yüzleşme çabası olarak almadık. Modern olmayı, geleneği ve kendimizi (yüzümüzü) silme ve süpürüp atma pratiği zannettik ve geleneğimizle rahatça yüzleşemediğimiz ve onunla hesaplaşamadığımız içindir ki, modernliğimiz köklerinden mahrum kaldı. Kökleşemedi bir türlü. Gelenek tard edildi ve modernlik bir başka alanda bağımsız olarak dikilmeye çalışıldı. Ama nafile! Modernlik her zaman bir geleneğin içinden fışkırır oysa. Bu anlamda Hodgson'ın, "Eğer modernliği geçmişten kopuş anlamında alacaksak, Batı kültürleri geleneksel, Batılı olmayan kültürler ise moderndir" mealindeki şık tesbiti, yerindedir.
1000Kitap

Ahmet K.

, bir kitap okudu
Puan vermedi·152 syf.·
8 saatte okudu
·
2021 2. kitabı
George Orwell
8.6/10 · 296,6bin okunma
Yazarın kaleminden bu kitap;
Bu kitap, geleceğimiz hakkında daha yaratıcı düşünebilmemizi ve farklı davranabilmemizi sağlamak adına günümüz koşullarının köklerine iniyor. Tek bir nihai senaryo öngörerek ufkumuzu sınırlamak yerine genişletmeyi ve çok daha geniş bir seçenek yelpazesinden haberdar olmamızı amaçlıyor. Tekrar tekrar altını çizdiğim gibi, kimse 2050 yılında işgücü piyasasının, ailenin ya da ekolojinin ne vaziyette alacağını, hangi dinlerin, ekonomik sistemlerin ve siyasi yapıların dünyaya hükmedeceğini bilmiyor. Bununla birlikte, ufkumuzu genişletmek bizi daha kafası karışık hâle getirip eskisinden daha pasif kılarak istenmeyen sonuçları beraberinde getirebilir. Bu kadar çok senaryo ve ihtimal karşısında dikkatimizi neye odaklamalıyız? Dünya eşi benzeri görülmemiş hızla değişiyor ve biz baş edilmesi mümkün olmayan bir veri, fikir, vaat ve tehdit seline kapılmış gidiyoruz. İnsanlar veri sağanağıyla baş edemeyince, sahip olduğu otoriteyi serbest piyasaya, kitlelerin ortak aklına ve dışsal algoritmalara bıraktı. Geçmişte sansür bilginin akışını engelleyerek işliyordu. 21. yüzyıldaysa insanları gereksiz veriye boğarak işliyor. ‘Dikkatimizi neye odaklayacağımızı bilmiyor’ ve zamanımızın çoğunu tali konuları araştırarak ve tartışarak geçiriyoruz. Kadim zamanlarda güç sahibi olmak, veriye erişim yetkisine sahip olmak demekti. ‘Bugünse güç, neyi görmezden geleceğini bilmek demek.’ Kaotik dünyamızda olup biten tüm bu olayları göz önünde bulundurarak aynı soruyu bir kez daha sormalıyız; dikkatimizi neye odaklayacağız? Kısa vadede muhtemelen Ortadoğu'daki karmaşa, Avrupa’daki mülteci sorunu ve yavaşlayan Çin ekonomisi gibi acil sorunlara öncelik tanıyacağız. Uzun vadedeyse küresel ısınma, artan eşitsizlik ve işgücü piyasasının parçalanması önem kazanacak. Nihayet yaşama gerçekten geniş bir
Sayfa 413·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam