ayşe

ayşe
@abgulec
Yönümüzü bulmak gibi asli bir işi başkalarına, daha da kötüsü, makinelere emanet ettik. Evimizden sadece elli kilometre uzakta, yol sorma ya da bir haritaya müracaat etme imkanımız olmadan doğanın ortasına bırakılsaydık ne yapardık acaba? Bir ihtimal doğru yolu buluncaya dek ne kadar zaman başıboş dolaşırdık? Bu yüzden seyahatin en önemli tarafını, bizi güçlü insanlar kılan şeyi kaybetmiyor muyuz? Temel yolunu bulma, kendi başımıza doğru yönde ilerleme kapasitesi. Artık gerçekten yolunu bulmayı bilmeyen bizlerin, özel yaşamlarımızda kendimizi sık sık biraz kaybolmuş hissetmemizde şaşılacak ne var? Her şeyi bildiğimiz, her şeye hakim olduğumuz iddiasındayız ama doğada, hem de "medenileşmiş" doğada, bir yavru kuş kadar savunmasızız.
Sayfa 29·Kitabı okudu
Manzarayı, yıldızları, doğayı okumayı bilmiyoruz artık. Hepsi çevremizin dilsiz dekorları haline geldi.
Sayfa 29·Kitabı okudu
Dışarı çıktığımız andan itibaren, hayat daha beklenmediktir. Ama olayların istikrarsızlığıyla her gün karşılaşmak durumunda kalınca insanın kendi küçük alışkanlıklarını keşfetmesi de bir o kadar keyiflidir.
Sayfa 23·Kitabı okudu
dünya çıplak omuzlar üzerinde duran herkes alışkın dölyatağı bersalarla ağulanmış bir dünyaya benimse dar çünkü dargın havsalamın gücü yok bazı şeyleri taşımaya önce kalbim lanete çarpa çarpa gümrah sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu sakın styks sularının heyulası sanmayın er gövdesinde dolaşan bulutun simyası bu biraz üzgün ve ömer öfkesinde biraz öyle hisab katındayım ki katlim savcılardan sorulmaz ne kireç badanalı evlerde doğmuş olmak ne ellerin hırsla yaban tutuşu ne fabrikalarda biteviye üretilmekte olan kahır dev iştihasıyla bende kabaran aşkı yetmez karşılamaya insanlar hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır o ferah ve delişmen birçok alınlarda betondan tanrılara kulluğun zırhı vardır çelik teller ve baruttan çatılınca iskeletim şakaklarıma dayanınca güneş can çekişen bir sansar edasıyla uğultudan fark edilmez olunca konuştuğum kadınların sahiden doğurduğuna toprağın da sürüldüğüne inanmıyorum nicedir kavrayamam haller içinde halim demiri bir hecenin sıcağında eriyor iken gördüm bir somunu bölünce silkinen gökyüzünü su içtiğim tas bana merhaba dedi, duydum duydum yağmurların gövdemden ağdığını -ismet özel-
Şiir
kurbanı her türlü parçalayıp derisini yüzen yiğido kızlarımız ile ete bakmaya dahi tahammülü olmayan minnoş kızlarımızı birbiriyle kıyaslama bayramı. bir tarafı mutlaka yermemiz gerek yoksa içimiz asla rahat etmez günlerinden bir gün. sürekli bir şeyleri diğer bir şeylerle karşılaştırma hobisi. aaa bak lafa daldım, az daha bayramınızı tebrik etmeyi unutuyordum. aaa bak unuttum, tüh.