İyilik, adalet, insanlık, bunlar sadece birer sözcüktür; kızgınlık sözcükleri, kurbanın hissettiği hayal kırıklığını, sıkışmış olmanın dayanılmaz duygusunu ifade etmek için gereken düşüncelerdir.
Sevdiğim bir ülkedir: ölmek.
Zamanı geldiğinde fışkırdığım topraktan
Zamanı geldiğinde fışkırtacağım topraktan: ölümü.
Geleceğim, gele gele en son dibine
Mezarlığın hodkâm cesaretine.
Ah, keder üstü yaşam!
Yok ediyorum biçimimi, isteğimi, belleğimi
Acıma bilmeyen düşmandan daha kötüsüyüm artık!
Nice acı kaygılar tutkularının pençesinde
insanın bağrını parçalar, nice korkular da! Gurur, uçarılık, öfke, onlar kaç felaketi peşlerinden sürüklemez ki? Kaç sefahat ve tembelliği?
Ama bu karşılaşmadan duyduğu sevinç ve eski acısı onu ele verdi. O mağrur yüzüne hiç yakışmayan öylesine zavallı, öylesine şaşkın bir gülümseyişi vardı ki, Gregor’un yüreği acıma ve sevgiyle burkuldu. Hasretin ok gibi delen, anıların boynunu büken etkisi altında atını durdurup konuştu:
Hiç kuşkusuz bizim ailenin en büyük fobisi başımıza kor kunç şeyler gelmesi değil, o korkunç şeylerin başkaları tara fından bilinmesidir. Aman komşular duymasın. Ele güne rezil olunmasın.