İsmail ŞEN

İsmail ŞEN
@adaismaili
Şiddetsiz anarşist. Bozcaada aşığı. Hem Egeli Hem Trakyalı. Rakı bağımlısı. Galatasaraylı.Bozcaadasporlu.Gaskonyalı. Mendirek Dergisi - Bozcaada Haber
Amistad
"... 'Zencileri satın almak yetiştirmekten çok daha kolay'... John Hawkins 1562'de Portekiz Guyanası'ndan üç yüz zenci kaçırdığında Kraliçe Elizabeth kendini tutamayıp, 'bu macera Tanrı' nın intikamıyla sonuçlanacak" diye haykırmıştı. Hawkins kendisine köleler karşılığında Antiller'den bir gemi dolusu şeker, deri, inci ve zencefil getirdiğini açıklayınca da, Kraliçe derhal korsanı bağışlayıp kendisiyle ticari bir ortaklık kurmuştu...Kölelerin çoğu ormandan toplanıyordu, denizi hiç görmemişlerdi. Okyanusun sesini duyduklarında, suların altında bir canavarın onları beklediğini sanıyorlardı. Bir esir tüccarının anlattığına göre kölelerin bir kısmı, Avrupalıların zenci etinden çok hoşlandığını düşünerek, koyunlar gibi mezbahaya taşındıkları kanısındaydılar. Pek de haksız oldukları söylenemez doğrusu. Afrikalıların çaresizlik içinde intihar etmesine yedi kuyruklu kırbaçlar engel olamıyordu. Bu insan sürüsünden açlığa, hastalıklara ve yolculuğun şartlarına dayanabilenler, sömürgeye vardıklarında gaydalar eşliğinde sokaklarda dolaştırıldıktan sonra, birer deri, kemik ve paçavra yığını halinde meydanlarda teşhir edilirdi. Antillere geldiklerinde çok bitkin olanlar, alıcılara gösterilmeden önce köle depolarında kendilerini toparlasınlar diye bekletilir, hastalarsa rıhtımda ölüme terk edilirdi. Köleler ya nakit ya da üç yıl süreli vadelerle düzenlenen senetler karşılığında satılırdı... Kuyumcular 'zenciler ve köpekler için gümüşten tasmalar' yapıyor, şık hanımlar yanlarında işlemeli eteklik giydirilmiş bir maymunla ipek türban ve pantolonlu genç bir köle dolaştıryordu."
Sayfa 111 - Sel Yayınları
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Düşünmek mi?"
Düşünce, zemini sonsuzluk olan bir oyundaki piyondur. İstediği yere gider. Hayal kırıklığı, varoluş uykusuzluğu, ya da sadece merak kurbanı olan insan, yeryüzündeki benzerlerinin tamamını öldürüp Tanrı'yla yalnız kalmak isteyebilir. Eğer oralarda bir yerdeyse, Tanrı' yla konuşmak için en yüksek dağın zirvesine çıkıp "Neden?" diye sorabilir. "Artık yalnızız. Ne mucizelerinden korkacak yığınlar var, ne de cennet ve cehennemine yollayabileceğin iki ayaklı hesap makineleri. Sadece sen ve ben. Anlat şimdi. Neden?" Düşünce insanım ölümsüz olan tek organıdır. Sonsuza kadar, yeryüzünün sırtında zıplayan tenis topları gibi, bir kafatasından diğerine çarpar. Çarpma anında, kişi aklına bir düşünce geldiğini sanır ancak kafatası tenis topunun içeri girmesine izin vermezse zıplama devam eder. Geçirgen bir kafatası bulana kadar düşünceler seker ve zıplar. Ta ki beyinlerine süzülecekleri insanları bulup, onlar tarafından uygulamaya geçirilene kadar. Ancak o zaman düşünce davranışa dönüşür... Yolculuklar insana herşeyi öğretir. Bazen kendimizi o kadar hayatımıza kapatıyoruz ki dışarıda neler olup bittiğini unutuyoruz. Hatta dünyayı öğrenemeden ölüyoruz...insanlar düşünmeyi unutmakla başlarlar hayvanlaşmaya. Nedenle sonucu eşleştirmeyi unutmakla başlarlar insanlıklarından uzaklaşmaya. Dürüstlükten vazgeçmenin tek nedeni düşünmeyi unutmaktır.
Sayfa 107 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
John Perkins
...Milyonlarca insanı etkileyen tarihi önemdeki kararlar da dahil, kaç karar, doğru olanı yapmak isteği yerine, kişisel nedenlerini öne çıkartan insanlar tarafından alınıyordu? Üst düzey kaç hükümet görevlimiz ulusa sadakât yerine açgözlülükleri tarafından yönlendiriliyordu. Kaç savaş, bir başkasının, seçmenlerinin onu kişiliksiz olarak görmelerini istemediği için çıkmıştı?...
Sayfa 307 - April Yayıncılık·Kitabı okudu
Hakan Günday - Azil
...Bilinen dünyevi kurallar, önemsiz ve sonradan kurgulanmıştır. Kendini bedenden ibaret sananlar tarafından uydurulmuş bir yaşam biçimidir. Ben'im ortaya çıkmam, Asil'in hayatını sonsuza dek değiştirmiş ve onu, yaşayan tek gerçek insan haline getirmiştir. Diğer insanlar sahte ve karanlıktır. Çünkü kendilerini mahkûm ettikleri amaçlar, doğalarına aykırıdır. Bu yüzden tatminsizlikleri, varlıkları kadar büyük olur. Oysa denklemleri basittir. Gücün ya da sevginin tatmin getireceğine inanmış, ancak ikisine de kavuştuklarında daha fazlasını istemişlerdir. Ve tatminsizlikleri, daha doğrusu, basit denklemlerinin eşitsizliği karşısında bocalayarak delirmişlerdir. Günümüz dünyası asla tatmin olmayan insanların ürünüdür...
Sayfa 94 - Doğan Kitap
Puan vermedi·336 syf.··
Beğendi
·
2018 26. kitabı
Her ne kadar biraz yalınlaştırılmış halini okusam da, seyyahın yola çıkışından adalarda mahsur kalışına, adalarda ki yerli halkla yaşadıklarından, orada kalmaya karar verişe giden yoldaki duygusal geçişlerini çok iyi anlatan bir kitaptı. Seyyahın, yerlilerin uğradıkları haksızliklara ve mezalimlere karşı sessiz kalamayışı ve buna bağlı olarak, vicdanını tüm hayatının karar verici noktasına taşıması etkileyiciydi. Ben bu kitabı, bugün Eduardo Galeano'nun anlattığı ve Latin Amerika'nın sömürge geçmişinin yazıldığı kitapların öncülü olarak görüyorum.
Edebiyat
Robinson CrusoeDaniel Defoe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202426,7bin okunma