Yurdumuzda aydınlığa karşı güçlü bir direnme vardır. Bunlar, ortaya Atatürk gibi güçlü adamlar çıkınca sinsi sinsi yatıp uyur görünse de, buldukları ilk fırsatta başlarını deliklerinden çıkarırlar.
Bu millette böyle azimli ve harikalar yaratan daha ne adamlar vardır. Şimdi siz bırakınız bu herifler ezsinler, yıksınlar, yaksınlar... Bol bol zulmetsinler... Yani halk düşmanın manasını yakından anlasın... Çünkü ne olsa savaşlarda halk düşmandan uzak kalır... Ahali düşmanın ne demek olduğunu ispatlarla, şahitliklerle anlayamaz. Fakat ne zaman ki ordu bozulur, memleket istilaya uğrar, ahali düşmanla yüz yüze gelir, işte o zamandır ki asıl savaş başlamış olur ve işte asıl o zaman "Vay mağluplara!" olur... Şimdi biz savaşın bu devresindeyiz. Bozulduk, istilaya uğradık. Düşman görülmemiş bir zulümle gırtlağımıza sarıldı. Kesemizi, malımızı, canımızı almak için üstümüzde tepiniyor... Dört savaş senesinde asker savaş etmiş, asker mustarip olmuştu. Şimdi sıra halka geldi. Askerler siperlerde didindiler, boğuştular ve öldüler... Şimdi halk şehirlerde, evlerinde, sokaklarında savaş ediyor ve bu savaş bizim için her bakış açısından hayırlıdır.
Manasız ve amansız Rus isyanını bize gösterme Yarabbi! Bizde mümkün olmayan inkılapları isteyen adamlar ya gençtirler ve halkımızı tanımıyorlardır; yahut da o kadar taş yüreklidirler ki, ne kendi canlarına ne de başkalarının canlarına metelik veriyorlardır.