Sultanül-guzât ve'l-mücahidin, Melikü'l-meşâyih, gıyâsüd-dünya ved-din, Gâzi Hünkâr,Hüdavendigâr, Şihabüddin ve es-sultanü l-âdil gibi unvanlar alan Murad Han orta boylu, değirmi çehreli, ince ve kavisli burunlu, çatıkça kaşlı, seyrek sakallı, iri ve enli parmaklı olarak tarif edilmektedir.
Neşri Tarihinde şöyle rivayet edilir ki bir gün Murad Han, yıllardır imamlığını yapan zata:
"Mevlana! Benim günahım çokluğundan mıdır ki, namaza tekbir getirip el bağlayacağım zaman üç kere Allahu Ekber deyip tekbir getirmeyince Kâbe-i Şerif'i müşahede edemiyorum. Sen hemen bir tekbirde ne hoş müşahede edersin" demiştir.
Neşri "Gâzi Hünkâr gayet salih olduğundan, her kişi tekbir bağlayınca kendi gibi Kabe-i Muazzama'yı görür sanırdı" dedikten sonra "Hiçbir kimse onun velayetinden şüphe etmezdi" diyerek dini yönüne işaret etmektedir."
Bilgisayar oyunuyla zihnin dehlizlerinde yatan açlık tetikleniyor, toplum savaşı benimseyen ve bundan haz alan küçük çocuklar yetiştirerek geleceğin akıbetini çok net gözler önüne seriyordu. Küçük yaşta dayatılan kan arzusu, savaşı isteyenlerin ekmeğine böylece yağ sürüyordu.
Mevcut sistem savaşı seviyordu, savaş ise insanları.
— Goool!
diye bağırdı, içine kart sokulup çıkarılmasından büyük bir zevk alan “bana kart sok, hemen çıkarma lütfen” aygıtı. Selim de doğum tarihini şifre edinen kerizlerden işte. İstanbul’un fethini de şifre edinebilirdin salak!
İnsanlar böyledir işte! Birbirinden farksızdırlar: Yapacağın kötü bir davranışı önceden bilirler, yardım ederler size, öğütler verirler, hatta başka bir çıkış yolu olmadığını düşünerek sizi onaylarlar, sonra da ellerini yıkayıp, işin tüm ağırlığını ve sorumluluğunu üzerine alan insandan nefretle uzaklaşırlar. Hepsi böyledir, en iyi yürekli, en zeki olanları bile!..
Sayfa 205 - İletişim Yayınları, 1. Baskı ~ 2014·Kitabı okuyor