Mussolini'nin, Çavuşesku'nun ya da Humeyni' bin kusursuz dehasına inanabilwn sistemlwr, süper zeki bir bilgisayarın kusursuz dehasına da inanırlar. Bu hem kendi vatandaşları hem de tüm dünya için feci sonuçlar doğurabilir. Çevre politikalarından sorumlu algoritma büyük bir hata yaparsa ve hatasını tespit edip düzeltebilecek telafi mekanizmalarından yoksunsa ne yapacağız?
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sosyal medyada düşüncelerin aforizmalaşması , tek cümleye indirgenmesi gibi bir tehlike de olduğunu söyledin. Gençler uzun paragraf okumaktan sıkılıyorlar mı artık?
Bunu Twitter benzeri sosyal medya mı tetikledi, yoksa doğal bir sonuç muydu? Ya da şöyle soralım: Sosyal medya olmasaydı çocuklar uzun paragrafları okuyacaklar mıydı? Gençlere ciddi ve uzun metinleri okutamamak dünyanın sorunu. Mazeret olarak söylemiyorum ama bu bir hız çağı, ciddi metinleri okumak zaman istiyor. Roman okuyorlar diyeceksin ama romanlar çoğu için eğlencelik. Ben de metinlerin tümünü okumuyorum artık, paragrafa bir göz atmayı, okumaya değer olup olmadığını kestirmeyi öğrendim.
Beni asıl rahatsız eden dilin hızla ve onarılmaz şekilde bozulması. Yazarken sadece sessiz harfleri kullanmak aşırılaştı. Bugünkü gençlerin neredeyse tamamı için kelime "saol" mesela, "sağ ol" değil. Sözlüğe bak desen saol diye arar, bulamayınca yok der. Hatalar hem yazıyla hem sözle hızla dolaşıma giriyor. Televizyonda kâinâta kainat diyen spiker gördüm. Kâinât kelimesini daha önce hiç duymamış olmalı. İnce veya uzun okunan a'lardan ümidimi kestim. Nüansları ortadan kalkmış bir Türkçe konuşulup yazılıyor bugün, aynı yaştaki insanların bile birbirini anlamadığı oluyor. Yiğit Bener anlatmıştı. Bayramda "Nice bayramlar" yazan bir bez afiş görmüşler. Kızı "Nays bayramlar" diye okumuş. İş dünyasında konuşulan İngilizce karışık dile alıştık artık ama akıllı başlı insanlar push etmek, ignore etmek diyebiliyor. Dil insanın ülkesidir halbuki.
Facebook'ta iki tane zaman akışı hayal edin. Biri sakin ve mutlu hissetmenizi sağlayacak güncellemeler, haberler ve videolarla dolu olsun. Diğeri ise kızgın ve sarsılmış hissetmenizi sağlayacak güncellemeler, haberler ve videolarla. Algoritma bunlardan hangisini seçer? Algoritmanın sakin ya da kızgın olmanız konusunda bir tercihi yok. Derdi bu değil. Tek bir derdi var: Kaydırmaya devam edecek misiniz? Ama insan davranışında bir tuhaflık var maalesef. Olumlu ve sakinleştirici şeylere kıyasla olumsuz ve sarsıcı şeylere ortalama olarak daha fazla bakıyoruz. Bir araba kazasına yol kenarında çiçek dağıtan birine baktığınızdan daha uzun süre bakıyorsunuz, o çiçekler kazada ezilmiş cesetlere kıyasla size daha çok haz verecek olsa dahi. Biliminsanları uzun süredir farklı bağlamlarda bu etkinin varlığını kanıtlıyorlar -size içinde bir kısmının mutlu, bir kısmının kızgın olduğu kalabalık bir grubun fotoğrafı gösterildiğinde içgüdüsel olarak önce kızgın suratları seçiyorsunuz. On haftalık bebekler dahi kızgın suratlara farklı yanıt veriyorlar. Psikolojide yıllardır bilinen ve geniş kanıtlara dayanan bir gerçek bu. "Olumsuzluk yanlılığı" diye biliniyor.
Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna bir baskı yönetimi uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum…