Hukukun buyrukları şunlardır:
-Dürüst yaşamak,
-Başkasını zarara uğratmamak,
-Herkesin hakkını vermek.
Ulpianus
Bazen sevdiğimiz bir insanın hatasını görmezlikten gelerek başka bir olaya geçeriz ya, işte bu durum çok kötü çünkü adalet bizim güçlü ile zayıfın, iyi ile kötünün, mazlum ile zalimin arasında bozulmuş dengeyi kurmamızı sağlar. Hiçbir ayrım yapmadan, hakkı tutmak, haklının yanında olmak, haksızlığa karşı durmak, hakkaniyetli, dürüst olmak, merhamet ve şefkat gösterebilmeyi gerektirir.
Peki adalet nedir?
Her şeyi yerli yerine koymaktır adalet. Bir şeye hakkını vermektir. Herkese, her şeye layık olduğu gibi davranmaktır. Hiçbir ayrım yapmadan, her koşulda hakkın, haklının yanında olma cesaretini göstermektir. Kime ve neye karşı olursa olsun gerçek gücün, hakta olduğunu bilmektir. Hakkın yanında yer alan ve haklı olan güçlüdür.
Adaletin karşısında hiçbir ayrıcalık yoktur!
Dil, din, ırk, cinsiyet...
Adalet hakkı, haklı olanı tespit etmek, onun yanında yer almak ve zararını gidermektir.
Ne yazık ki dünyada adaletsizlik çok. Bunun sebebi de yine insan...
Bir örnek vermek gerekirse; eğitim.
Bir öğrenci olarak yazıyorum bunu: Eğitimde adalet yok!
"Canım okusalardı da adam olsalardı!" der bazıları. Sanki eğitim sistemi adilmiş gibi...
Sanki eğitimin paraya dayandığını bilmiyormuş gibi...
Mesela varlıklı ve doğuştan şanslı olup özel okulda okuyan bir öğrenci doktor olmak istiyorsa sınavdan 503 puan alması yeterli iken, doktor olmak isteyen yoksul aile çocuğunun 547 puan alması için daha fazla ter dökmesi gerekmektedir. Burada anlatılmak istenen aynı hedefe iki yolun çıkması. Biri kendi fakültesini kazanmak için çırpınıp dikenli yolda kendi ayakları üzerinde durmayı çabalıyorken diğeri daha sağlam bir yolda ilerlemesi gibi. İkisi de aynı sınava girecek ama bu