2019 yılının bir kış günü İstanbul Caddebostan Kültür Merkezi nde söyleşı ve imza günündeydim. Koltuklar çoktan dolmuş, yer bulamayan dinleyiciler sahneye ve yerlere oturmuştu. Söyleşiden sonra imza faslına geçtik. Onümde ucu görünmeyen bir kuyruk vardı. O anda cep telefonum çaldı. Hastaneden arıyorlardı. Annemin durumunun kötüleştiğini bildiriyorlardı.
Unutamadığım günlerden biri de odur. Kalkıp gitsem, gidemedim; kalsam, kalamadım. Bir süre sonra "tuvalete" diye kalktım, derin bir nefes alıp Allah'a dua ettim. "Bana yardımcı ol Allahım, bunca insanı bırakıp gidemem. Annem beni beklesin" dedim. Sonra yerime geçip kitap imzalamaya, okurlarımla sohbet etmeye devam ettim. Birkaç saat sonra yola çıktım, akşam Ankara'daydım.
Hemen annemin yanına koştum. Kardeşlerim yanındaydı. Annem beni beklemiş. Bizi duyup duymadığını bilmeden konuşup vedalaştık annemle. Ona ne kadar iyi bir anne, ne kadar iyi bir insan olduğunu; sevgisini, şefkatini, bitmez tükenmez merhametini, aldığı duaları anlattık. Yalnızca biz çocukları değil, torunları da başındaydı. O gece kaybettik annemi. Ertesi gün camiye sığamadık; öyle büyük bir kalabalık uğurluyordu ki annemi, biz de ina-namadık. İnsanlar yanımıza geliyor, annemden gördüğü yardımı, sevgiyi, şefkati anlatıyordu. Evi günlerce dolup taştı. Uzun uzun andık onu.
En yüce ve en değerli ilim, Allah'ı tanımaya dair ilimdir. Zira bütün ilimler, bu ilim uğruna ve bu ilimden dolayı talep edilir. Bu ilim herhangi başka bir ilim uğruna talep edilmez. Bu ilmin basamaklarını çıkmanın yolu, Allah'ın fiil ve eserlerinden sıfatlarına, sıfatlarından da zatına yükselmektir.
Meclisinde Allah'ın buyruklarına aykırı kanunlar yapılan, mahkemelerinde Kur'an'a aykırı hükümler verilen ve ders kitaplarında, Kur'an Muhammed'in koyduğu esasların toplu olduğu kitap, diye tanımlanan lâik bir devlette öğretmenlerin, öğrencilerine:
Kuran'ın dünya hayatına ilişkin buyrukları eskimiştir; artık onunla iş görülemez, demeleri suç sayılabilir mi?
Sayfa 167 - Nur yayınları Özden matbaa 1975 Baskı (Kitaptır; PDF değil.)·Kitabı okuyor
Kadının ruhunu erkeğinkine bağlayan sevgideydi, o sevgi erkeğin yüreğinden kadınınkine taşar ve hayatın bedeninde ikisini tek vücut haline getirir ve Allah'ın dudaklarında tek bir söz yapardı.
9 Nisan 1928 tarihli 1222 sayılı olan kanunla lâiklik Türkiye'de resmen kabul edilmiş oldu.
Yâni artık Anayasamıza göre, Türkiye Devletinin bir dinî yoktur! Türkiye Büyük Millet Meclisi Kur'an'la, şerî hükümlerle (Allah'ın kanunları ile) bağlı değildir. Çağın ihtiyaçları gerektirdikçe Meclis, Kur'andaki buyruklara büsbütün aykırı kanunlar koymakta özgürdür. Nitekim lâik Türkiye Cumhuriyetinde Kur'ân hükümlerine aykırı kanunlar yapılmış, yapılmaktadır ve yapılacaktır.
Sayfa 163 - Nur yayınları Özden matbaa 1975 Baskı (Kitaptır; PDF değil.)·Kitabı okuyor
"Annem beni yetiştirdi bu ellere yolladı/
Al sancağı teslim etti Allah'a ısmarladı/
Boş oturma çalış dedi hizmet eyle vatana/
Sütüm sana helal olmaz saldırmazsan düşmana!"