BEDEVÎ FOLKLORİZMİ ve FARS ŞOVENİZMİ...
(...) Bir Batılı filozof şöyle der: "Yeryüzünde hangi baş, “ümmetimin görüş ayrılığında rahmet vardır” diyen Hazret-i M…….’den daha yüksek olabilir?" Ehl-i Sünnet, bu sırrı kavramaktan doğan üstün anlayıştır. Bir tarafta Hazret-i Ali, Fatıma, Hüseyin, Hasan... Öbür tarafta Hazret-i Muaviye, Aişe vesaire, vesaire… Ehl-i Sünnet bunlar arasında gönlüyle Hazret-i Ali tarafını tutar; ama öbür tarafta da sahabîler olduğunu unutmaz. Bunları bahane ederek alevlenen ve çoğu Bedevî folklorizmi ile Fars şovenizminden başka bir şey olmayan çirkef mücadelenin de içinde yer almaz.
SAHÂBÎLERİN ROLÜ VE MÂNÂSI -“Peygamber Halkası” -I-, 16 Aralık 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Sahabîler
Hazların peşinden giden insan her şeyi erteler ve ilkin özgürlüğünden vazgeçer ve midesine çalışır, kendisine hazlar satın almaz, aksine kendisini hazlara satar.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsanlık tarihi gibi şempanze tarihi de rakip gruplar arasındaki çatışma ve kanlı savaşlarla doludur.
Sayfa 338 - İrene·Kitabı okudu
1000Kitap
Konfor alanı,kişinin endişe duymadan gerçekleştirdiği bir davranış durumudur: Genel olarak risk almaz ve değişmez bir performans seviyesi elde etmek amacıyla kısıtlı bir davranış paleti kullanır.
Sayfa 105·Kitabı okuyor
Alıntı
Evet!.. Evet! Kafam kavrıyor bunu! İnsanları sevmenin üstünde bir sevinç bu! Tanrı'nın akıl almaz büyüklüğü karşısında afallıyorum!
Alıntı
Senin yüreğin henüz yarasızdı. Yüzün bulut görmemiş bir göldü. Halka halka sıcaklık yayılıyordu sesinden. Gün ışığı ile gözlerin arasında bir ayrım yoktu. Kaşların kaş değil gökkuşağı idi. Gülmüyordun da binlerce yaprak, yağmur eliyordu toprağa. Gövden buğular içinde bir yoldu, herkesi yitik ülkesine götüren. Kötü sözlerin kederi düşmemişti henüz üstüne. Bir gülün açarken çıkardığı sesle konuşuyordun. Sözün insan yüreğinden doğduğu bir mevsimdi yaşadığın. Ceviz ağaçları mı ırgalanıyordu, kirpiklerin mi yerden bulutlara kalkıyordu, şaşırıp kalıyorduk. Akıl almaz bir düzlüktü alnın, bir ufkunda gün batarken bir ufkundan ay doğan. Tenin herkese çocukluğunu anımsatan bir masumluktu. Bağ yaprakları arasında bir çift üzüm salkımıydı kulakların. Adımların ancak kuşların kanat vuruşuyla açıklanabilirdi. Bütün yatakların gün günden büyüyen boşluğuydun. Mutlulukla arasındaki uzaklığı sana bakarak ölçüyordu insanlar. Herkesi geçmişiyle yüzleştiren bir vicdan, bir aşk olanağıydın bu azalan insan ülkesinde.
Sayfa 113·Kitabı okuyor