KEÇİ ÇOCUK/ ÖZGÜR BALPINAR
“Cehalet, güzellik karşısında ortaya çıkmaya heves eden coşkuya bir şekilde mani oluyordu.”
Merhaba,
Hep yetişkinler için kitap tavsiye etmek olmuyor. Bu defa kızım için aldığım ama öncesinde içeriğini öğrenmek için okuduğum bir kitap önerisinde bulunacağım. Gerçi yazarı okuyanlar temiz içerikli olduğunu ve çok güzel olduğunu belirtiyor. Laf aramızda konusu da hoşuma gitti, okumanın bir nedeni de bu. Sonuç olarak övüldüğü kadar güzel bir kalem. Ortaokul düzeyindeki çocuklar rahatlıkla okuyabilir. Daha küçükler içinde hiçbir sakınca yok ancak sayfa sayısından dolayı cazip gelmeyebilir. Sizin anlayacağınız #KeçiÇocuk, Küçük Prens veya Şeker Portakalı gibi, her yaşta farklı bir tadı alınacak "zamansız" eserlerden biri olmaya aday.
Hikâye, köklerini antik Likya topraklarından ve mitolojiden alır. Tanrı Apollon ile girdiği müzik yarışmasını hileyle kaybeden ve flütünü yedi parçaya ayırıp saklayan Pan’ın efsanesiyle başlar. Yıllar sonra, bir insan çocuğu olarak dünyaya gelen ancak ayakları toynaklı, kuyruklu ve farklı görünen bir çocuğun hikâyesi konu edinir.
Kendini bir dağ keçisi sanan ve keçiler tarafından büyütülen bu çocuk, toplumdan uzak, doğanın kalbinde yetişir. Keçi annesinin ona kaval çalmayı öğretmesiyle başlayan süreç, yaralı bir kuşun peşinden gitmesiyle büyük bir serüvene dönüşür. Bu yolculukta Apollon’dan Athena’ya, Kimera’dan Likya’nın mistik atmosferine kadar pek çok mitolojik öğeyle karşılaşır. Keçi çocuk neler yaşayacak dersiniz? Bu macerayı kaçırmayın derim.
Kitap edebiyat değil; müzik, tarih, coğrafya ve mitoloji ile iç içe. Ayrıca dış görünüşü nedeniyle toplumun dışına itilmiş bir karakter üzerinden akran zorbalığı ve kendini kabul etme konularının da altı çizilmiş. Sözün özü içindeki çocuğu ve doğayla olan