Puan vermedi·248 syf.··
2025 122. kitabı
KEÇİ ÇOCUK/ ÖZGÜR BALPINAR “Cehalet, güzellik karşısında ortaya çıkmaya heves eden coşkuya bir şekilde mani oluyordu.” Merhaba, Hep yetişkinler için kitap tavsiye etmek olmuyor. Bu defa kızım için aldığım ama öncesinde içeriğini öğrenmek için okuduğum bir kitap önerisinde bulunacağım. Gerçi yazarı okuyanlar temiz içerikli olduğunu ve çok güzel olduğunu belirtiyor. Laf aramızda konusu da hoşuma gitti, okumanın bir nedeni de bu. Sonuç olarak övüldüğü kadar güzel bir kalem. Ortaokul düzeyindeki çocuklar rahatlıkla okuyabilir. Daha küçükler içinde hiçbir sakınca yok ancak sayfa sayısından dolayı cazip gelmeyebilir. Sizin anlayacağınız #KeçiÇocuk, Küçük Prens veya Şeker Portakalı gibi, her yaşta farklı bir tadı alınacak "zamansız" eserlerden biri olmaya aday. Hikâye, köklerini antik Likya topraklarından ve mitolojiden alır. Tanrı Apollon ile girdiği müzik yarışmasını hileyle kaybeden ve flütünü yedi parçaya ayırıp saklayan Pan’ın efsanesiyle başlar. Yıllar sonra, bir insan çocuğu olarak dünyaya gelen ancak ayakları toynaklı, kuyruklu ve farklı görünen bir çocuğun hikâyesi konu edinir. Kendini bir dağ keçisi sanan ve keçiler tarafından büyütülen bu çocuk, toplumdan uzak, doğanın kalbinde yetişir. Keçi annesinin ona kaval çalmayı öğretmesiyle başlayan süreç, yaralı bir kuşun peşinden gitmesiyle büyük bir serüvene dönüşür. Bu yolculukta Apollon’dan Athena’ya, Kimera’dan Likya’nın mistik atmosferine kadar pek çok mitolojik öğeyle karşılaşır. Keçi çocuk neler yaşayacak dersiniz? Bu macerayı kaçırmayın derim. Kitap edebiyat değil; müzik, tarih, coğrafya ve mitoloji ile iç içe. Ayrıca dış görünüşü nedeniyle toplumun dışına itilmiş bir karakter üzerinden akran zorbalığı ve kendini kabul etme konularının da altı çizilmiş. Sözün özü içindeki çocuğu ve doğayla olan
Keçi ÇocukÖzgür Balpınar · Kronik Kitap · 202551 okunma
10/10
·248 syf.··
2025 37. kitabı
Pan’ın bedeninin üst kısmı insana benzerken, altı keçiye benzediği için Sokakta yürürken bile görüntüsünden dolayı kaba davranışlara maruz kalır. Oysa ki kalbi çok temizdir. Likya’da yapılan müzik yarışmasının finaline iki muhteşem müzisyen olan Pan ve Apollon karşı karşıya kalır. Işığın tanrısı olan ve güce tapan Apollon, hileler ile yarışmayı kazanınca Pan üzülerek Likya’yı terk eder. Müzik aletlerini de parçalayıp saklar. Sonra da ortadan kaybolur. Yıllar yıllar sonra.. Ayakları toynaktan, küçük bir de kuyruğu olan bir çocuk doğar. Kimsesiz çocuk keçiler tarafından büyütülür. Onda büyük emeği olan dağkeçisi, insanların güç arzusu nedeniyle birbirine zarar vermeye meyilli ve tehlikeli olduklarından bahisle insanlardan uzak durmasını salık eder. Kaval çalmakta yetenekli olan çocuk dağkeçisi de ölünce tek başına kalır. Bir gün çalılıkların arasında yaralı bir kuş bulur. Ona yaralarının iyileşmesi için bitkilerden bir merhem; diğer canlıların saldırısından korunması içinde kalacak bir yer ayarlar. Bu kuşun uçup gittiği bir gün kuşu ararken kendini de bulur.. Önce bir adı olur.. Karşılaştığı çoban ona “Ozan” adını koyar. Sonra bir müzik yarışmasına katılmasına vesile olur.. O bir kuşa merhem olurken çoban da ona merhem olur.. Keçi Çocuk, hayallerimizin peşini bırakmamamız gerektiğini, sevginin ne kadar yüce olduğunu, cesur bir adımın özgürleştirdiğini ve değiştirdiğini, iyilik ve sevginin iyileştirici gücünü anlatan ilham verici bir eser. Yazarın birçok kitabını okumuştum. Bu son eseri ile pik yapmış olduğunu düşünüyorum. Çok beğendim. Yazarın eserlerindeki nahif dili, çocuk gelişimine uygun ve öğretici çizgisini, değerlerimize uygun kurgularını çok seviyorum. Özgür Balpınar Her Ay Okuyanlar Kulübü
Keçi ÇocukÖzgür Balpınar · Kronik Kitap · 202551 okunma
Reklam
Kelimeler
10/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2024 14. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2024 18:31
NOT: Kelimelerin hemen hepsini lugatim.com sitesinden aldım. Geri kalanları sanatkritik.com sitesinden ve internette çeşitli yerlerden aldım. baylos: Venedik Cumhûriyeti’nin Osmanlı Devleti nezdinde bulundurduğu elçilere verilen unvan. Fî târihinde: Bir zamanlar, eskiden, geçmişte. muhteva: bir şeyi tutmak, içinde bulundurmak. sefâret: elçilik Tellâl: Bir malın satışının yapılacağını veya herhangi bir şeyi halka bildirmek için çarşı pazar gibi kalabalık yerlerde yüksek sesle bağırmakla görevli kimse Sâbık: Bir iş, memûriyet veya makamda şimdikinden daha önce bulunmuş olan, eski mezat: açık arttırma maşrapa: su içecek kap ırlamak: şarkı söylemek, terennüm etmek, tegannî etmek Müteşebbis: (Bir işe) Girişen, kalkışan, teşebbüs eden (kimse). Cerâhat: Kanın damar dışına sızmasıyle vücut dokularında meydana gelen, ak yuvarların hâkim olduğu donuk renkli birikinti, irin, yangı. meyyus: ümitsiz, umutsuz, moral bozukluğu içinde olan teşrih: Bir meseleyi bütün yönleriyle inceden inceye tetkik edip açıklama, açma, meydana çıkarma semere: Beklenen sonuç, netîce. meyve
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,7bin okunma
Devr-i Mahzuni
7/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2024 151. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2024 17:57
Bu Dünyadan Bir Mahzuni Geçti... Aşık Mahzuni Şerif Benim hayatımda çok özel bir yeri olan Halk ozanlarımızın en başında gelir. Çocukluk yıllarımdan itibaren plaklarını kasetlerini dinleyerek ben ve benim kuşağımda ki, insanlar Mahzuni Şerif Türküleriyle büyüdü. Bizler Mahzuni Babadan Aşkı, sevdayı, Hasreti, Gurbeti, İnsan olmanın erdemini, Haksızlığa isyan etmeyi her daim Mazlumdan yana olmayı ondan onun ezgilerinden öğrendik. Bir Samimi dostum Öğretmen büyüğüm Doğan Özcan abiyim onun için bir tabirde bulunmuştu, demişti ki, "Mahzuni Şerif başlı başına bir üniversitedir." Sevgiliye özlemde, Oy göresim geldi seni Perçenek Dumanlı dumanlı oy bizim eller Aktı gözüm yaşı oldu bir çanak Dumanlı dumanlı oy bizim eller Oturup ağlasam delidir derler Yine yârinden ayrılıp giderken, İşte gidiyorum çeşmi siyahım Önümüze dağlar sıralansa da Sermayem derdimdir servetim ahım Karardıkça bahtım karalansa da Haydi dolaşalım yüce dağlarda Dost beni bıraktı ah ile zarda Ölmek istiyorum viran bağlarda Ayağıma cennet cennet kiralansa da
Biyografi-Edebiyat
Devr-i MahzuniAli Öztunç · Doğan Kitap · 201765 okunma
Mevlana
8/10
·263 syf.··
2022 104. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2022 18:51
Sinan Yağmur ile Gaziantep te bir AVM de tesadüfen tanışma fırsatı buldum. İmza günü vardı. Ravza'nın Yıldızları-1 serisini satın aldım. Çoğu kitabı zaten kitaplığımda mevcut. Kısa bir hasbihal ettik. Samimi bir adam. Sevdim. Bilindiği üzere 2010 senesinde Türkiye nin en çok kitap satan yazarı ve en çok satılan kitabın yazarı o. Ego zerresi görmedim. Ünlülerle fotoğraf çekinirken genelde sadece o tarafa doğru yanaşırım. Çünkü eli arka tarafa doğru atmak, omuza koymak vs belki yanlış anlaşılabilir. Ama gelin görün ki kendisi bunu düşünmeden önce elini omuzuma attı. Çok hoşuma gitti. Umarım göründüğü gibi de bir insandır. Kendisi ile iki kelam söz eden insan zaten onun gönül adamı olduğunu net bir biçimde anlar. İmam Hatip lisesinin ardından, ilahiyat bölümü okuyan yazarımız kendisini de yine bu konuların üzerinde geliştirmiş. Kelam ve İslam Felsefesi ile alakalı da Yüksek lisans programını tamamlamıştır. Halen bir lisede din kültür öğretmenliği görevini yapmaya devam etmektedir. Kitap aslında bir seri kitabıdır. Biz grup olarak ayrı ayrı okumaya karar verdik. Nasıl olsa her bir kitap başka bir kişinin çevresinde şekillenecek dedik. Ama yanlış karar almışız. Neden derseniz açıklıyorum : Kitapta bazı bölümlerde çok net bir atlama ve havada kalan bölümler var. Sorup, araştırmalarıma göre de bu konunun nedeninin diğer kitaplarda da olmasından dolayı bunu yaşadığımı öğrendim. Mesela Şems nasıl öldü kısmı havada kalıyor. Kimya Hatun nasıl evlendi ve Nasıl öldü bölümleri yok. Alaeddin Çelebi ile alakalı muhtemel olması gereken bağlantıya hiç değinilmemiş. Vs. vs. Mevlana ile ilgili ülkemizde herkesin az yada çok bir bilgisi vardır. Özellikle Yunus Emre ve Mevlana ekmeği yiyenlerin sayısı malumunuz ülkemizde azımsanmayacak derecede fazladır. Mevlana ile ilgili kitap bence yeterli seviyede
Edebiyat
Aşkın Gözyaşları 2Sinan Yağmur · Karatay Akademi Yayınları · 201112,3bin okunma
8/10
·651 syf.·
Beğendi
·
2022 1. kitabı
Merhaba, bugün bir hocamın tavsiyesi üstüne dün bitirdiğim bu kitabı açıkça düşüncelerimle yorumlamak istedim. 'Arşiv' niteliğinde bir hesap kullandığım için 15 yaşındaki bir çocuğun kitap yorumlamasına karşı önyargılarımı kırdığımı düşünüyorum... Okuduğunuz yazıda bol bol spoiler bulunur. Ama en güzel yerlerinden bahsetmemeye özen gösterdim. Başlamadan önce okuyacaksanız son paragrafı okumanız yeterli, ilk paragraflarda da kitabın küçük bir özeti bulunur lakin ben bunu kitabı özümsedikten sonra anlaşılabilecek bir yorum tadında yazdığımı düşünüyorum. Kitap asla gerçek ismini öğrenemediğimiz ve kimsenin de sormadığı çünkü ismini geçmişiyle ve kaçmak istediği kehanetle birlikte geride bıraktığını düşündüğüm kendine verdiği ismiyle Kafka Tamura karakterimizin doğru düzgün bir ilişkisinin bulunmadığı annesinin ise üvey ablasıyla terk ettiği evden kaçmasıyla başlıyor. Gelin görelim ki Kafka, babasının atfettiği Antik Yunan karakteri Oepidus'a atfedilen kehanetten (babasını kendi elleriyle öldüreceği, annesi ve kız kardeşiyle çiftleşeceğine dair bir kehanet) bu kadar da kolay uzaklaşamıyor. Pardon bir süre sonra uzaklaşmıyor, üstüne gidiyor. Açıkçası kitaptaki Oşima karakteriyle yapılan sohbetlerin birinde öğreniyorsunuz bu kehanetin Oepidus'a yapılanla aynı olduğunu. Başta dikkat etmemiştim ama geçen zamanla verdiği ismin kitabın genelini kavramak için önemli bir unsur olduğunu kavrıyorsunuz. Bana sorulacak olursa kitaptaki ayrıntıların büyük bir çoğunluğunun altı dolu. Her neyse konuya dönecek olursam okuduğum incelemelerin birinde, Oepidus Kompleksinden bahsediyordu. "Erkek çocuğun anneye aşırı düşkün olup, babanın yerini alma isteği içinde olması" bu cümleye ileride tekrar değineceğim. Kitabın ikinci bir baş karakteri: Nakata. Şahsi ve 15 yaşındaki çocuk yorumumu
1000Kitap
Sahilde KafkaHaruki Murakami · Doğan Kitap · 202012,1bin okunma
Reklam
Reklam