4 ay önce sesli kitap olarak dinlemiştim. Beğenince kitabı edindim. Daha önce aşina olmamın da etkisi olmakla beraber öykülerdeki kişiler günlük hayatta tanıdığım insanlara benziyordu. Ruh halleri, olaylara karşı olan tutumları... Hepsi çok tanıdıktı. Öykü kitaplarında kitaba adını vermeye layık olan öykünün en vurucu en etkileyici kurguya sahip olanmış gibi bir kural var zihnimde. Tabii ki bu sadece benimle ilgili. Yazar neyi uygun gördüyse en iyisi odur. Benim anlatmaya çalıştığım şey kitaptaki bazı öykülerden daha çok etkilenmiş olduğumdur.
"Aile yalanları" ilk sırada benim için. Zekice tasarlanmış bir kurgusu var. Kızlarını evlendirmeye çalışan bir aile. Eşini aldatmaya çalışan bir adam. Amacı üzüm yemek değil bağcıyı kovacak gibi yapıp memnun etmek olan bir kadın. (kitabı okuyanlar beni anlayacaktır)
Şimal Yıldızı da içimde bi yerlere dokunan öykülerden oldu. Etki gücünü gerçekliğinden alıyor galiba. Acı gerçekliğinden. Göz kırpmadan harcanan gençliklerden...
" Bir şey vermek lazım, çam sakızı çoban armağanı babında bir hediye. Kravatlı adamlar oturdukları maroken koltuklarda düşünüyor: En kolay ne feda edilir bu ülkede? Ve yerlerinden kalkmadan cevaplıyor: 20 yaşında çocuklarımız var bizim. Her zaman her devirde ölmekle vazifeli yoksul çocuklarımız. Ne vakit sıkışsa başımız kumbara gibi kırıp bozdururuz canlarını. Yaşasın kahramanlarımız."