Garsonun getirdiği menüye iştahla baktım. Aslında ne istediğimi biliyordum. "Ben Adana dürüm istiyorum. Bir de ayran. Büyük olsun." "Ben de, abi." Sonra bana baktı. "Bir buçuk yer misin?" Of, hem de nasıl yerdim. Ama söylemeye utandım. "Bir yeter." "N'olur bir buçuk ya, " demedi. Böhü.
Sayfa 212·Kitabı okuyor
Kendimizi olduğumuzdan başka biri sanarak yaşarız hepimiz ama bir yanımız aslında kim ve ne olduğumuzu hep bilir, bütün hayatımız da, gerçekleri söyleyen içimizdeki o haini susturmaya uğraşmak, onu yatıştırmaya çabalamak ve kendimizden kaçmakla geçer.
Sayfa 17 - Alkım Yayınevi
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ve o, yaşlı gözlerle sizden bir dans rica edecektir; bizzat kendim bir şarkı söylemek isterim onun dansı için: Bir dans ve alay şarkısı söylemek isterim Ağırlığın Ruhuna, benim en yüce ve kudretli iblisime, ki siz ona 'Dünyanın Efendisi' dersiniz." Ve işte Zerdüşt'ün, Cupido ile kız birlikte dans ettiklerinde söylediği şarkı şu: Ey hayat, geçenlerde, gözlerinin içine baktım! Dipsiz bir derinliğe daldım gibi geldi bana.172 - Ama sen altın bir oltayla çekip çıkardın beni; anlaşılmaz derinlik olarak adlandırdığım için seni, alay ederek güldün bana. "Böyle olur balıkların konuşması," diyordun, " onlar esasını anlamadıkları anlaşılmazdır: erdemi olmayan: için Ama ben değişkenim sadece ve vahşi ve her şeyimle bir dişiyim, Siz erkekler için ben 'derin', 'sadık', 'ebedi' yahut 'esrarlı' olarak adlandırılsam da. Hal böyleyken siz erkekler bize daima kendi erdemlerinizi hedi- ye edersiniz-ah, siz erdemliler!" 172 Zerdüşt'ün şeytana, Ağırlığın Ruhuna inat söylediği şarkı şöyle başlar: "Ey hayat, geçenlerde, gözlerinin içine baktım!" Evet, hayatın gözlerinin içine bakar ve orada idraki gayrikabil metafizik derinlikler görür Zerdüşt; çünkü hayat güvenilmezdir, mütemadiyen değişir, vahşidir, vefasız ve sadakatsiz bir kadın gibidir. Hayat, Zerdüşt'e karşı sadakatsiz bir kadın gibi davranmakla, diğer kıskanç sevgiliyi yani on- daki vahşi bilgeliği uyandırmış olur. Ve "vahşi bilgelik" şöyle der Zerdüşt'e: "Sen istiyorsun, arzu duyuyorsun, seviyorsun, bu yüzden övüyorsun hayatı!" Hakikat şu ki Zerdüşt'ün gerçek sevgilisi hayattır ve hayattan nefret etse de hayata kızsa da içerlese de bu duyuş ve ihtiras, hayat tutkusu, onun âşıkla ilişkisinin ne kadar kişisel, ne kadar subjektif olduğunun ispatıdır. Çünkü insan, aldırış etmeyenden, ilgisizden nefret etmez; nefret çoğu zaman karşılık
Sayfa 200·Kitabı okuyor
Kadınlar, aşıklarını bekliyorlarsa kendilerine çekidüzen verirler; ama aşıklar habersiz gelip onları baskına uğratırlarsa, kılıklarına aldırmazlar, oldukları gibi gözükürler onlara, ilgi duymadıkları kişilere ise, zamanları daha boldur; düzensizliklerinin hemen farkına varırlar; ya onların karşısında kendine çekidüzen verirler ya da bir ara yok olup süs püs içinde yeniden ortaya çıkarlar.
Kendi iyiliğimizden, sevgimizin iyiliğinden öylesine eminiz ki, bizden daha çok sevilmeye değer, bizden daha çok tapınılmaya değer bir şey olabileceği düşüncesine bile tahammül edemiyoruz. Kutlama kartları bize, herkesin sevilmeyi hak etiğini, sürekli olarak söylüyor. Hayır. Herkes temiz suyu hak eder. Ama herkes her zaman sevilmeyi hak etmez.
Sayfa 475·Kitabı okuyor
Duygu ve Düşünce
Kendisine, uyuyan insanların ruhunun bedenden çıkıp uzak diyarlara gittiği, orada ilginç ve tuhaf kişiler, hayvanlar ve oyuncaklarla karşılaştığı anlatıldığında uyuyanların aslında palavra sıktığından şüphelenmeye başlamış, ama bozuntuya vermemişti. Uyku nasıl bir şeydi?
Alıntı