Dişini tırnağına takıp çalışmak; ne olursa olsun,başına ne gelirse gelsin,çalışmak...
Bir kadın düşünün ki anaç mı anaç,çalışkan mı çalışkan,yiğit mi yiğit,hayatın sillesini öyle yemiş mi yemiş...
İşte bu kitapta Tolgonay Anamızın toprak ana ile dertleşirken,kayıplarını ve acılarını anarken öğreniyoruz nelerin olduğunu nelerin başından geçtiğini.
Toprağı eşi ve çocuklarıyla birlikte kalkındıran,hiçbir zorluğa boyun eğmeden geçimlenen ve geliştiren çiftçilerken birden bir gün bir savaş haberiyle her şey değişti.Çocukları,eşi,köy erkekleri cephelere zafer sağlamak için gittiklerin de Tolganay Anamızın her şeye yetmeye çalıştığını,eşinin sorumlu olduğu yöneticiliğide yapmaya başladığını ve üstesinden öyle güzel geldiğini görüyoruz ve göğsümüz öyle bir kabarıyor hayranlıkla izliyoruz onu.Cephede savaş olurken onun köyü organize etmesi,toprağı var gücüyle işlemesi ve cepheye topraktan aldığı emeklerini yollamasıyla desteklemesiyle kalbinin ne kadar mert oluşu aşikâr olsa gerek.Geliniyle,komşularıyla her gün toprak işlemesi ve bir yandan eşi ve çocuklarından bir haber beklemesi,onların ne hâlde olduklarını düşünmesiyle günleri geçiriyordu.
Yaşadığı olumsuzluklara karşı hakkını savunan ve pes etmeyip yılmayan bu Tolganay Analarımıza helal olsun diyoruz.Birlik ve beraberlik kitabı bu.Bıkmadan,usanmadan,çalışamayanların yerine de çalışan çetin anamızın kitabı bu.Geliniyle birlikte başlarından geçenlerin,Tolganay ananın kalbinin nelere yer sağladığını anlatan ve sizlere dokunan kitap bu.
Okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum,çok güzel içinize geçen bir eser.Yazı dili sizi asla sıkmıyor ve sürekli sizi içine çekiyor.Her ne olursa olsun hayatın devam ettiğini ve bunun için çalışmayı,toprağın bize her şeyi sağladığını ancak onu işlersek alabileceğimizi gösteren bu kitabı okumak hiç