Anıl Özgür

10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2020 4. kitabı
·
320 günde okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2020 16:24
“”Hayatı inşa etmeye ne zaman başlayacağız artık?Bayım veya hanım efendi,hayata borcunuzu ne zaman ödeyeceksiniz?”” Bu kitabı incelemek,anlatmaktan ziyade özümseyip bir şeyler yapmamız gerek.Hemde şu an.Bu kitap:Sizin bakış açınızı değiştirir,size farkındalık katabilir,sizi düşündürüp günümüzle harmanlatabilir ve en önemlisi sizin içinizde aydınlık ateşini yaktırabilir bu yüzden bu kitabı hem siz hem yakınınız hem de hiç tanımadığınız birine de okutturmanız.Bu kitabı okuyan ve okuyacaklar bunu yaparsa büyük bir yol için sağlam bir başlangıç yapmış olacağımızı düşünüyorum.Vakit kaybetmeyin,hadi.
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Koridor Yayıncılık · 2007125bin okunma
9/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2019 15. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2019 23:51
Savaşın ortasında aşk,aşkın sonucunda ilişkinin meyvesi...Savaş gibi kötü duygunun arasında güzel bir duygu olan aşkı görüp,erişebilmek... Savaşın ne kadar kötü olduğunu ve bundan memnuniyet duyulmayacak bir şey olduğunu her defasında dillendiren güzel bir kitap.Ordu ve askeri cephede yaşanılanları,arkadaşlıkları ve başkahramanımız olan teğmenin başından geçenleri o kadar güzel anlatıyor. Savaşın arasında bir teğmen ve bir hemşirenin karşılıklı denk gelişiyle başlıyor aşkımız.Birbirine delice tutkun olan bu aşıklar savaş gereği birbirlerinden ayrılıyorlar bir artıyla.Hemşire görev için bir bölgedeki hastaneye giderken,teğmenimizde görevi olan savaşa gidiyor ve hikayemiz tam şaşırtmalı ve bağlamalı tam sürat devam ediyor.Bu sırada teğmenin başından geçen olaylar öyle bir anlatılıyor ki tutuluyorsunuz.Savaş saldırı anları,etraf,yaşanılanlar,zarar ve kayıplar çok güzel betimlemeler sayesinde kafanıza çok güzel oturuyor.Kitabın ilk yüz küsür sayfası beni biraz sıkmış olsada sonrasında resmen bağlanıp elimden düşürmedim.Hele hele son sayfalar ağzım açık,alt üst olmuş duygularla okudum. Teğmenin başından geçenlerin hiç birinin başımdan geçmesin dediğim ve çektikleri ve kaybettikleri ise sizde derin duygu izi bırakıyor. Spoiler vermemeye çalışarak yorumlamaya çalıştım ama çok zor.Size şunu diyorum ki ilk kafanızda oluşan sıradan bir kurguyla gitmiyor kitap o yüzden okumanızı tavsiye ediyorum.İlk sayfaları bana biraz sıkıcı gelmişti ama sonrasına vuruldum ve sonun böyle olmasını asla beklemiyordum.Bu güzel kitabı tavsiye ediyorum eğer sizde sıkılırsanız bırakmayın,pişman olmayacaksınız...
Silahlara VedaErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 20257,9bin okunma
10/10
·138 syf.··
Beğendi
·
2019 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2019 16:41
Dişini tırnağına takıp çalışmak; ne olursa olsun,başına ne gelirse gelsin,çalışmak... Bir kadın düşünün ki anaç mı anaç,çalışkan mı çalışkan,yiğit mi yiğit,hayatın sillesini öyle yemiş mi yemiş... İşte bu kitapta Tolgonay Anamızın toprak ana ile dertleşirken,kayıplarını ve acılarını anarken öğreniyoruz nelerin olduğunu nelerin başından geçtiğini. Toprağı eşi ve çocuklarıyla birlikte kalkındıran,hiçbir zorluğa boyun eğmeden geçimlenen ve geliştiren çiftçilerken birden bir gün bir savaş haberiyle her şey değişti.Çocukları,eşi,köy erkekleri cephelere zafer sağlamak için gittiklerin de Tolganay Anamızın her şeye yetmeye çalıştığını,eşinin sorumlu olduğu yöneticiliğide yapmaya başladığını ve üstesinden öyle güzel geldiğini görüyoruz ve göğsümüz öyle bir kabarıyor hayranlıkla izliyoruz onu.Cephede savaş olurken onun köyü organize etmesi,toprağı var gücüyle işlemesi ve cepheye topraktan aldığı emeklerini yollamasıyla desteklemesiyle kalbinin ne kadar mert oluşu aşikâr olsa gerek.Geliniyle,komşularıyla her gün toprak işlemesi ve bir yandan eşi ve çocuklarından bir haber beklemesi,onların ne hâlde olduklarını düşünmesiyle günleri geçiriyordu. Yaşadığı olumsuzluklara karşı hakkını savunan ve pes etmeyip yılmayan bu Tolganay Analarımıza helal olsun diyoruz.Birlik ve beraberlik kitabı bu.Bıkmadan,usanmadan,çalışamayanların yerine de çalışan çetin anamızın kitabı bu.Geliniyle birlikte başlarından geçenlerin,Tolganay ananın kalbinin nelere yer sağladığını anlatan ve sizlere dokunan kitap bu. Okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum,çok güzel içinize geçen bir eser.Yazı dili sizi asla sıkmıyor ve sürekli sizi içine çekiyor.Her ne olursa olsun hayatın devam ettiğini ve bunun için çalışmayı,toprağın bize her şeyi sağladığını ancak onu işlersek alabileceğimizi gösteren bu kitabı okumak hiç
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202278bin okunma
9/10
·109 syf.··
Beğendi
·
2019 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2019 16:47
28 Şubat 1955'te Antiller denizinde fırtınaya tutulan Kolombiya Deniz Kuvvetlerine bağlı 'Caldas' adlı bir muhripten denize düşüp kaybolan sekiz kişiden birinin hayatta kalma hikâyesini ve Luis Alejandro Velasco adlı denizcinin başından geçenlerin anlatıldığı bir kitap. Denizin üzerinde donanımsız on gün insana ne akıl oyunları oynar,ne seraplar gördürür,vazgeçmeye de zorlar hayatına tutunmayı da... Luis’in açık denize düştüğünde arkadaşlarının gözünün gönünden kayboluşlarını ve bir sala kendini atıp nereye gittiğini bilmeden aç,suzuz,hazırlıksız yaşama tutunma hikayesi tam bir film tadında çok akıcı bir eser. Salda tamı tamına 10 gün,gece gündüz boyunca çektiği zorlukları,açlığını da susuzluğunu da,yorgunluğuna rağmen çabalamasını da size o kadar güzel geçiriyor ki siz de yaşıyorsunuz adeta.Tek başına salda sonunun nereye gittiğini bilmeden arada ümitsizliğe düşmesi arada hayatta kalabilmek için gözünün dönüp yaptıklarıyla “ne” dedirten bir eser.Yaşanmış bir olay olduğundan sizi daha çok kendine çekiyor. Bu kitabı bence elinize aldığınızda ara vermeden okumalısınız çünkü tam bir mısır patlatmışta film izliyormuşsunuz gibi oluyorsunuz.Bölük bölük okuduğunuzda biraz tat almanızı engelleyebilir ben ne yazık ki ara vererek okudum o yüzden siz vermeyin. 1982 Nobel Edebiyat Ödülü almış bir eser kötü olamazdı zaten.
Bir Kayıp DenizciGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 20242,740 okunma
Sözlüksüz ve ruhanî dengenizi ayarlamadan okumayınız (:
9/10
·114 syf.··
Beğendi
·
2019 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2019 16:37
İsmi ilk duyulduğunda ilk çağrıştırdığı ve içinin bambaşka olduğu kitap.İlk duyulduğunda askeriyeyi veyahut hapishaneyi çağrıştırsa da durumun öyle olmadığını kitabı elimize aldığımızda anlıyoruz.Koğuş oda anlamını,hariciye de tıpta dış hastalıklar anlamlarını öğrendiğimizde kitap bize öyle yön çiziyor. Kitap;genç yaşta vahim bir diz hastalığı bulunan çocuğun çektiği acıları,hayatının engellenip zorlandığını,yaşadığı ızdırapları bunları tek başına göğüslemeye çalıştığını,bir sürü doktorları tek başına gezip o süreçte hastanede yaşadıklarını;gördüklerini,gözlemlerini,hastane ve hastane personellerinin,operatörlerin,asistanların yaptığı bir hasta ve yalnız gelen çocuğun psikolojisini nasıl önemsemeden davrandıklarını,hastalık duygusunun nasıl olduğunu öyle bir anlatıyor ki sizi içine çekiyor.15’inde olan bu hasta yalnız çocuğumuz,uzaktan akrabasının yanına dinlenmeye,tatile gittiğinde bir de çocukça yaşanılan aşkı,ara ara karşılık bulamadığında kendince kurduğu düşünceler ve hoşlandığı kızı istemeye gelen bir hekimle çocuğun o duygu hallerini,o nefreti o kırılmışlığı o hüznü o çaresizliği ve hastalığının kötüye gidişiyle oradan kaçıp gittiği hastane odasındaki yaşadıklarını,ayağını kaybetme düşüncelerindeki korkusunu size öyle bir geçiriyor,o ameliyata girişini bir güzel tasvirlerle anlatıyor.Bizi içinde bulunduğu psikolojiye tamamen bağlıyor. Kısacası bu kitap derin bir kitap, bu kitap zorlu bir kitap.Neden zorlu diyorum çünkü eserin ortaya çıktığı yıl olsun,yazarımızın kalemi olsun sizi zorluyor ve sözlüksüz bir anlamı olmadığını düşündüğüm ve sonun tamamlanmamış olduğunu gördüğüm okunması gereken ve tat alınan,Peyami Safa’nın bir güzel eseri. *Ahmet Hamdi Tanpınar’ın yorumuyla “acının ve ıstırabın yegâne kitabı”..
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 1998121,2bin okunma